Fetva Meclisi
Soru
Zayıf hadislerle amel edilir mi ya da hangi durumda amel edilebilir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.Zayıf hadisleri MEVZU gibi göremeyiz. Akide ve hüküm gerektiren konularda onlarla amel etmeyiz, o kadar.
Selamünaleyküm. Hadis okumayı bir gıda tüketimi gibi kabul edin; her lokma aslında size kan ve nefes olduğu hâlde siz onu hissedemezsiniz. Hadis de samimi bir niyetle okunduğunda iz bırakır, akılda kalması şart değildir. Hadisin kendisini ezberlemekten önce verdiği mesajı almak gerekiyor. O hadiste yasaklanan bir şey varsa hemen terk etmeye azmederiz, emredilen bir şey varsa onu da yapabildiğimiz kadarı ile yapmaya gayret ederiz. Gerisi zamanla oluşacaktır. Hadislerin zayıf görülmesi amel edilmesine mani değildir. Ahkâm konularında hadisin sahih olması şarttır.
Selamünaleyküm. Muteber kitaplardaki ve SAHİH olarak belirtilen hadislerle amel ederseniz sıkıntı olmaz.
Hadis Peygamber aleyhisselamın sözlerine ve davranışlarına verilen isimdir. Bir söz için mesela ‘hadistir’ deniyorsa ‘bu Peygamber aleyhisselama aittir’ denmiş olmaktadır. Bu sözler bize daha sonra derlenerek ulaştırıldı. Bu derlemede birinci ağız sahabilerdir. Ve onlardan duyanlar, duyanlardan duyanlar şeklinde bize kadar ulaşmıştır. Genelde de beş altı ağızdan sonrası kitaplara işlenmiştir. Birinci ağız olan sahabiler konusunda bir tereddüt yoktur ama sonraki ağızların ne kadar ve nasıl duyup anladıkları konusu âlimlerin ele aldığı bir mesele olmuştur. İkinci, üçüncü ve sonraki ağızların duyduklarını anlama ve aktarma becerileri, aktarmaya ehil olup olmadıkları gibi başlıklar üzerinden yapılan incelemelerin sonuçlarına göre bize ulaşan hadisler için Peygamber aleyhisselama ait olup olmaması ile alakalı güven derecesine göre bir sıralama yapılmıştır. Elbette bu sıralamayı yapanlar ömürlerini bu işe feda etmiş ihlas ve gayretleri ümmetin içinde bilinen kimseler tarafından gerçekleştirilmiştir. Ve bu sıralama hicretin ikinci asrında başlamış dört, beşinci asra kadar hemen hemen bitirilmiştir. Bunun etrafında ULUMULHADİS adı verilen bir ilim dalı oluşmuştur. Âlimler Peygamber aleyhisselama ait olduğu konusunda tereddüt olmayan hadise SAHİH HADİS demişlerdir. Ondan biraz aşağıda olan ama yine güvenle alınan hadise de HASEN HADİS demişlerdir. Sahih ve hasen olmayan yani Peygamber aleyhisselama ait olması tartışılabilen hadislere de ZAYIF HADİS demişlerdir. Bu noktada zayıf hadisle ilgili olarak şu tespitleri öne çıkarabiliriz: Bir hadis için zayıftır denmesi âlimlerin genel kanaati üzerine kullanılmıştır. O hadisin Peygamber aleyhisselama ait olma ihtimali tamamen kalkmış sayılmaz. Âlimler bir hadis için zayıf derken onu bize aktaranlar üzerinde çalışıp bu karara vardıkları gibi hadis diye önümüze gelen metnin içeriği üzerinden de çalışma yürütmüşlerdir. Zayıf hadis de kendi içinde az zayıf çok zayıf denebilecek farklılıklar gösterebilir. Bazı hadisler birden çok ağız tarafından duyulup nakledilmiştir. Bu nakledenlerden birinin naklettiği zayıf görülmüş, bir başkasının naklettiği mesela hasen görülmüş olabilir. Bu da bazı zayıf hadislerin zayıf olmayan aktarımları ile güçlendirilmesi şeklinde normal hadis gibi değerlendirildiği de olmuştur. Bazı hadisler teknik olarak zayıf kabul edildiği halde alimler ilk asırlardan itibaren o hadisleri kullanmışlardır. Adeta ümmete mal olmuş sözler niteliğini kazanmış bu sözler de özellikle usulufıkıh ve fıkıh alanında kullanılabilmiştir. Zayıf hadisler itikat konularında ve gayba ait meselelerde birinci dereceden kaynak olarak gösterilemez. Diğer konularda mesela ahlâk konularında zayıf hadisler kullanılmıştır. Aynı şekilde amellerin faziletlerini izah alanında da zayıf hadis kullanılmıştır. Bu adeta âlimler arasında genel bir teamüldür. Çünkü bu hadisler ‘olmayanın uydurulması’ değildir. Problem Peygamber aleyhisselama aitliğinin tartışılabilir olmasındadır. Günümüzde zayıf hadis bir problem olmaktan çıkmış gibidir. Zira hadislerin tamamı sahih, hasen, zayıf olarak tasnif edilmiş ve ‘acaba?’ sorusuna gerek kalmamıştır. Zayıf hadisler belli kitaplarda toplanmıştır. Sahih hadislerle karışık telif edilmiş kaynaklarda da en azından dip not şeklinde zayıf olduğu uyarısı yapılmıştır. Zayıf hadisle bağlantılı gibi duran bir başlık da MEVZU HADİS konusudur. Mevzu hadis Peygamber aleyhisselamın ağzından uydurulmuş yalan söz demektir. Asla zayıf hadisle bir ilgisi yoktur. Mevzu hadislerin kullanılması haramdır. Bilerek kullanan da kebair günahlardan birini işlemiş sayılır. Zira böyle bir kullanım bile bile dine ilave yapmaktır ki bu bir din cinayetidir.
Selamünaleyküm. Sahih hadis bulunduğu hâlde, Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin amel etmediği tek bir mesele yoktur ki? Bunu nereden çıkardınız. Sahih hadisin karşısında ya bir başka sahih hadis daha vardır ya da âyet vardır. Mesele sizin zannettiğiniz gibi değildir.
Buharî'nin Sahih isimli kitabı Kur'an gibi değildir elbette ama sıradan bir kitap da değildir. İçinde zayıf hadis bulunmadığına inanılmaktadır. Zayıf hadis bulunduğu iddiası ileri sürülebilecek bir iki tartışmalı hadis bulunabilir ki bu da 'Buharî'de zayıf hadis vardır' sözünü doğrulayacak nitelikte değildir.
amel konusundaki diğer fetvalar
'Dinde zorlama yoktur.' hükmü, dışarıdan İslam'a girebileceklere Müslüman olmaları için zorlama yapılmaması şeklindedir. İnsan Müslüman olduktan sonra ihtiyariliği olmaz; sözünü verdiği kulluğu yapmak zorundadır. Çocuklarımızın, özellikle namaz konusunda zorlanmaları ise dövülmeleri, itilmeleri, atılmaları ile sonuçlanacak bir zorlama olarak anlaşılmamalıdır. Aslında zorla ibadet yaptırmak insanın yapısına ve ibadetin şekline aykırıdır. Ebeveynlerin görevi sevdirmek ve ibadete münasip çevre oluşturmaktır. Dayak ve benzeri şiddet türleri ilk etapta yararlı gibi görülse de uzun vadede itici ve kırıcıdır. Bu nedenle, sevdirme mücadelesini esas almamız bilhassa fitne asrında yaşayan bizler için daha yararlıdır, hatta tek çaredir. Allah'a emanet olun.
Bu, sizin onun o halde olmasında bir taksirinizin olmasına bağlıdır. Siz ebeveynden biri olarak himmetinizi yüksek tutup, üzerinize düşeni becerebildiğiniz kadar yaptıysanız mesuliyetiniz yok demektir. Aksi takdirde bir kötülüğün yayılmasına katkıda bulunan durumunda olacağınız için siz de onun yaptıklarından etkileneceksiniz. Allah'a sığınır, yardımını dileriz.
Selamünaleyküm. Evet, Cuma namazı aynen kılınmalıdır, bir değişik durum yoktur. Ne kadar yapabiliyorsak o kadar yapalım ibadetleri.
Selamünaleyküm. Evet, Cuma namazı aynen kılınmalıdır, bir değişik durum yoktur. Ne kadar yapabiliyorsak o kadar yapalım ibadetleri.
Selamünaleyküm. Kurtubi tefsiri uzmanlık gerektiren ağır bir tefsirdir. Çağrı yayınlarınınki daha hafiftir ama çok uzundur. Beş cildi geçmeyen bir tefsir sizin için idealdir.
Selamünaleyküm. 1- Tespih bir alet olarak kullanıldığı için ibadetin kendisi ile alakalı değildir, kullanılabilir. 2- Duadan sonra ellerin yüze sürülmesi hususunda zayıf da olsa hadisler vardır. Dolayısıyla bu şeklide amel edilmesi bid'at değildir. 3- Normal durumlarda aşure yenmesinin hiçbir sakıncası yoktur. Bir ibadet muamelesi görmesi bid'attir. Allah rızası için aşure dağitilması, sevap için aşure yenmesi çirkindir. 4- İnsanı namaz esnasında meşgul eden her şey mekruhtur. Ayna da meşgul edici olduğu için mekruh olur.