Fetva Meclisi
Soru
Babam, kendi rızası ile arsamızın bir bölümünü belediyeye yol olarak terk etti. Biz bundan vazgeçme hakkına sahip miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Farzı ayın olmayan bir cihat için annenin izni şarttır. Annenin rızası olmayan işte Allah'ın da rızası yoktur.
Babanız sağ ise ona düşen malda babanızın izni ile iş yapmış olursunuz. Amcalarınızın hakkını zaten verdiniz. Babanız kız kardeşlerinize başka bir şey vererek de dengeyi koruyabilir.
Yasal rüşt çağına gelmiş ve mahkeme kararı ile üzerine vasi tayin edilmemiş bir insanın malını hiç kimse tasarrufunda tutamaz. Onlar size, “benim malım senin tasarrufunda olsun” diye vekâlet vermedikçe sizin yaptığınız yanlıştır. Zarar ederler veya etmezler, o sizin sorumluluğunuz değildir. Onlara ait ne varsa resmi yollarla devredin ki töhmet altında olmayasınız. Şu ana kadar yaptığınız iyiliği de Allah rızası için sayın.
Selamünaleyküm. Amcanızın bağışlamasında fıkhen bir sakınca yoktu yani yaptığı iyi bir işti. Babanızın yaptığı ise hatadır. Sizin zaruret oranında o araziye ihtiyacınız yoksa siz de hatayı düzeltip araziyi camiye geri verin. İyi bir iş yapmanın yanında biiznillah arazi bağışlama sevabı da kazanırsınız.
Muayyen bir işe tahsisi edilmiş bir vakıf arazisi üzerine yapılan bina ile genel vakıf denebilecek bir arazi üzerine bina yapılması aynı değildir. Büyük bir ihtimalle bu ayrıntı gözetilmiştir. Çünkü mevcut kanunlarda da bu durum vardır. Üzerinde yapılı duran bir cami, medrese yıkılıp da yerine bina yapılmamışsa endişe etmeniz gerekmez. Allah huzurunuzu daim kılsın.
Vakıflarda kural, vakfedenin koyduğu şarta uyulmasıdır. Vakıf idare edenler, o şarta veya şartlara uymadıkları takdirde vebal altında kalırlar. Müteahhide verildiğini söylediğiniz arsalar bu açıdan değerlendirildiğinde, vakıf yönetiminin böyle bir mülahazayı dikkate almış olması gerekmektedir. Ya da başka türlü değerlendirilemeyecek durumda bir arsadır. Her halükârda sizin o binadan daire almanızın yüzeysel olarak bir sakıncası yoktur. Çünkü mesuliyet vakıf yönetimi üzerindedir. Fakat siz en baştan sizi tereddüde sevk eden bir işten uzak kalın; daha rahat edersiniz. Allah yardımcımız olsun.
arazi konusundaki diğer fetvalar
Satılık bir gayrimenkul zekât malıdır yani zekâtı verilmelidir. Yalnız bir yerin sadece tapusunun size ait olması (sizin arsanızın örneğinde olduğu gibi) tasarrufunun da sizde olması için yeterli olmayabilir. Tapusu sizin de olsa tasarruf hakkınızın olmadığı bir yer zekâtını vermeniz gereken bir mal değildir. Bu durumda zekât vermeniz gerekmez. İleride belediye söz konusu engeli kaldırır da siz satma kararını sürdürürseniz, o engelin kalkma anından sattığınız ana kadar yıldan fazla bir zaman geçerse her yıl için zekâtını verirsiniz.
Size arazi satacak olan kişi aklı başında reşit biri ise ve bir kaçak durum görmüyorsanız yani siz de bir hileye alet olmuyorsanız ticarette sakınca yoktur. Allah kolay etsin.
Maden veya hazine türü araştırmalarda yasalara riayet edilmesi gerekir. Bunun haricinde devlet arazilerinde yasaklanmamış bir arama ile bulunan şeyler helal olur.
Bu vakfedilen yerin kime ve hangi şartlarla vakfedildiğine dair bilgi gerekir. Tapuda kimin üzerine görülüyor? Bir vakıf yeri olarak mütevellisi kimdir? Bu soruların cevabı bilinmeden cevap verilemez sorunuza. Eğer ‘bu arazi ancak bu gaye için gayrimenkul olarak değerlendirilecek’ şeklinde bir kayıt varsa sizin o kaydı ancak, kamu yararına başka bir gerekçe ile değiştirmeniz mümkündür. Aksi takdirde vakfedildiği amaç üzerine kalması esastır. Orada işletilmesi mümkün olamayan bir durum varsa, vakfın yetkilisi kurul tarafından benzer bir proje ile değiştirilebilir. Öyle veya böyle vakıf malından iyi niyetle de olsa uzak durmanız takvaya daha yakındır, böyle biliniz.
Bir arazinin sahibinin izni olmadan o arazi kullanılamaz. İlgilenmeyişi yılları veya daha uzun bir zamanı bulsa bile hüküm böyledir. Arazinin uzun bir zaman kullanılamaması veya varisi olmadan sahibinin ölmesi durumunda arazi devlete geçer. Bu da izin verecek olanın devlet olması demektir.
Arazinin her yeri aynı değerde olmayabilir. Dolayısıyla dönüm itibarı alındığında bir taraf zulüm görebilir. O çevreden bir bilirkişi oluşturulup onlara taksimat yaptırılması doğru olur.