Fetva Meclisi
Soru
Hocam amcalarımla babam bekârken birlikte bir arsa almışlar. Ben ve abim amcalarımın haklarını vererek babamın da yardımıyla ev yaptık. Şimdi bu arsanın tapusunu abimle üstümüze almak istiyoruz ama kız kardeşlerime de bir hak düşüyor mu? Onlara da amcalarıma verdiğimiz arsa hakkından vermemiz gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Babanızın yaptığı iş, yüzeysel olarak itiraz edilmeyecek bir iş ise de bu durum onun hesabını zorlaştıracak bir iştir. Siz kardeşlerinizin de hakkını gözetmeye çalışın. Ya da gönüllerini alın, babanıza da iyiliğiniz dokunmuş olsun.
Bir insan yaşarken velev ağır hasta bile olsa onun mirası diye bir şey yoktur. Kimse o ölecek diye mirasını paylaşamaz. Bu bir hak değildir. Aksine fuzuli bir iştir. Kız kardeşinizin yaptığı bir borç isteme olabilirdi. Nitekim de borçtur. Şu anda erkek kardeşlerinden borç almış durumdadır. Kardeşleri onu da mirasa katacaklar, o da onlardan aldığı parayı iade edecek veya payından düşecekler.
Bu sorunun böyle uzaktan çözülmesi mümkün durmuyor. Sizin muhakkak bir mirasınız vardı ama sizin reddi miras yapmanız da sizin bir hatanız olmuş. Şu anda yapacak bir şey yoksa ve siz de düzlüğe çıkmış iseniz unutun gerisini gitsin.
Diğer kardeşler razı ise babanın veya annenin çocuklarından birine makul bir gerekçe ile farklı bir muamele yapmasında sakınca olmaz.
Selamünaleyküm. Amcanızın bağışlamasında fıkhen bir sakınca yoktu yani yaptığı iyi bir işti. Babanızın yaptığı ise hatadır. Sizin zaruret oranında o araziye ihtiyacınız yoksa siz de hatayı düzeltip araziyi camiye geri verin. İyi bir iş yapmanın yanında biiznillah arazi bağışlama sevabı da kazanırsınız.
Allah annenize rahmet etsin, size de sabırlar ihsan etsin. Babanızın durumunun iyi olması mirastan pay almasını değiştirmiyor. Onun feragat etmesi dışında hakkı haktır. Soruda erkek kardeşten söz etmiyorsunuz. Bu nedenle size iki türlü cevap vereceğiz. Erkek kardeşiniz varsa o, yüzde 37,5, kızlar yüzde 37,5 aranızda bölüşeceksiniz. Babanız da yüzde yirmi beş alacak. Erkek kardeş yoksa babanız yüzde yirmi beşi alacak, gerisini siz kızlar bölüşeceksiniz.
arsa konusundaki diğer fetvalar
Birinci sorudaki arsaya zekât düşmez. İkincisi ise ticari bir noktaya gelmiştir. Arsada artık sizin belli bir payınız vardır. O payın da oranı bellidir. Üzerine bina yapılınca da sizin ticari olarak malınızın değeri belli olacaktır. Bu da sizin ikinci arsa için zekât vermeniz anlamına gelmektedir. Mevcut yaklaşık değeri üzerinden zekâtını verin. Bu satıştan önce zekât verecek malınız yoktu ise o andan itibaren başlamış bir bütçeniz vardır. Zekât yılı dolunca verilecektir. Yılı doldu da elinizde nakit bulunmadığı için veremiyorsanız, zekât borcunu sabitleyin, ilk fırsatta verin.
Bu parayı alabilirsiniz. Her ne kadar size verilen paranın bir kısmına faiz denmiş ise de neticede ortadaki zararı kapatmak için yapılmış bir değerlendirme olarak görürüz bunu. Biiznillah alınacak fazlalık faiz değildir.
Emlakçı ancak emlakçı olarak işini yaptığı zaman ücret alma hakkına sahip olur. Anlaşmanızda başkasına satmaya aracı olmak vardı. Ücret ancak onun için tahakkuk eder. Zira emlakçı vekildir, vekilin satmaya vekil olduğu şeyi sahibinden habersiz olarak kendisinin satın alması zaten uygun değildir. Ücret talep etmesi de hakkı olmaz.
İnşaat yapıp satanların zekât hesabı ile alakalı şöyle bir özet yapabiliriz: İnşaat yapanların ellerindeki binalar, fabrikalar ve benzeri yapılar TİCARET ADAMI mantığı ile ele alınır. Yapınız sizin adeta bir nalbur dükkânınız var gibi kabul edilir. Temel mantığınız bu olacak. Satmak için yaptığınız her yapı buna dâhildir. Aşağıda anlatılacak şekliyle zekâtı verilir. Oturmak, iş için kullanmak veya kiraya vermek için yani satma dışında bir maksat için yaptıklarınız ise böyle değildir. Onların kazancı üzerinden zekât vereceksiniz. İnşaatı devam eden ve satmak üzere yapılan binalar, inşaatları bitmemiş olsa bile dükkândaki satılık mal durumundadırlar. Zekât zamanınız geldiğinde yapının tamamlanması açısından durumu ne olursa olsun mevcut haliyle piyasa değeri üzerinden zekâtı verilir. Proje üzerinden satılan inşaatların zekâtı ise inşaat sahibinin zekâtını vermesi gereken bir maldır. Tapu teslim edilmeden ön ödeme alınmış olsa bile mal yapanındır. Teslimat yapılana kadar her zekât yılı geldiğinde mevcut durum değeri üzerinden zekât verilir. Mevcut bitmemiş inşaatın değer takdiri piyasa açısından oluşmuyorsa yapılan harcamalar esas alınarak da bir fiyat belirlenebilir. Başkasının arsası üzerine müteahhit olarak bina yapa ise kazancının zekâtını verir. Zira mal başkasınındır, o imalatçı durumundadır. Satışı engellenmiş mesela belediyenin yıkma kararı verdiği, tapudaki bir engelden dolayı devletin SATILAMAZ kaydı koyduğu inşaatlar ticaret mali gibi değildir. Engel kalkmadıkça zekâtı verilmesi gerekmez. İnşaat yapan kişinin dış destek aldığı için yoğun borç altında olması durumunda ise normal bir tüccar gibi hesaplama yapar. Elindeki varlığından borçlarını düşer. Kalanın zekâtını hesaplar.
Zekât bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi niyetle ibadet durumuna gelir. Arsanın sahiplenildiği zamandaki niyete göre zekât gerekecek veya gerekmeyecektir. Çünkü zekât ticari mallarda gerekir, mücerret arsada gerekmez. Buna göre: Satıp kâr etmek değil de parasını korumak, ileride ev yapmak, çocuklara yatırım olarak saklamak gibi amaçlarla satın alınan arsa için zekât gerekmez. Bu satın almada ticari amaç yoktur. Zekât ticari amaca gerekli olur. Ticaretini yapmak üzere elinde arsa bulunduran ise sıradan bir tacir durumundadır. O her yıl elindeki arsaların zekâtını verecektir. Ticaret dışı bir amaçla bir arsa bulunduran daha sonra satmaya karar verdiğinde ise FİİLEN SATTIĞI AN eline geçen paranın gerektirdiği zekâtı verir. Daha takvaya yakın ve şüpheden uzak kalmak isteyen ise elindeki arsanın satılık olduğu sürece her yıl değeri üzerinden zekâtını vermesidir.
Bakmamak, ilgilenmemek mirasa engel bir durum değildir. Çocuğu “ben istemiyorum” demedikçe annesinin malında hak sahibidir. Onun sağlığında velayetini alarak siz kullanabilirsiniz ama mülkiyeti değişmez.