Fetva Meclisi
Soru
Yatırım maksatlı arsaların zekâtı konusunda net bir cevap almak istiyorum. Sizin sitenizde de baktım kısa cevaplar var. Farklı görüşler neden kaynaklanıyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Arsayı satmak gibi bir niyetle aldı iseniz, paranızın zekâtını verdiğiniz gün, o arsanın bir emlakçı gözüyle değeri ne ise onu da o değerden hesap edersiniz. Satmak için değil de ileride üzerine ev yaparım diye aldı iseniz zekâtını vermeniz gerekmez.
Bir insan bir daireyi veya benzeri gayrimenkulü oturmak, kullanmak, kiraya vermek, yazlık yapmak, çocuklarına bırakmak, parasını korumak gibi niyetlerle satın alabilir. Bu niyetler için ticari niyet diyemeyiz. Bir şeyi ticari maksatla alınması uygun fiyatını bulduğunda kâr edecek şekilde satmak için alması ise ticari niyettir. Anlaşılıyor ki parayı değer kaybından veya çalınmaktan korumak için satın alınan gayrimenkul ticaret malı sayılmıyor. Ticaret malı olmayan gayrimenkulün de başka bir sebep yoksa zekâtı verilmesi gerekmez. İleride ev yapmak veya üzerinde ziraat yapmak için alınmış bir arazi böyledir. Zekât vermemek için satın aldığı binayı ticari maksatla almadığını söyleyen birisinin yaptığı zekâta karşı hile yapmaktır. Bu da onun imanı ile ilgili bir durumdur. Böyle üzerinde zekât gerekmeyen bir gayrimenkulü olan kişi elindeki binayı veya arsayı satınca da o anda o arsa veya binanın zekâtı gerekmez. İnsan binasını veya arsa ya da dükkânını her an satabilir. Satar satmaz zekât payı diye bir şey gerekmez. Sattığı arsa veya binanın parası eline geçtiğinde diğer zekâtını verdiği paraya ilave olur ve zekât günü gelince hepsinin toptan zekâtı verilir. Eğer sattığı gayrimenkulün parasından başka parası yoktu ise bu sefer o paranın yılı dolunca elinde ise zekâtını verir. Elindeki gayrimenkulün ne için edinildiğine yönelik bir niyet tereddüdü yaşıyorsa kişi burada da ihtimal üzerinden yol alınmaz. Zira niyet kesin karar demektir. İçinden öyle veya böyle gibi farklı kanaatler geçmesi niyet sayılmaz. Zekât da buna göre düşünülür. Kullanmak ve satmak gibi iki niyeti aynı anda yapmış birisinin ise zekât vermesi gerekmez. Çünkü böyle bir niyet birleştirmede ticari olan değil kullanmak için olan niyet ağır basar. Ticari niyetle bulundurduğu gayrimenkulü kullanıma çevirmeye niyet ettiğinde ise zekât düşer yani zekât vermesi gerekmez. Burada ibadetten kaçmak gibi bir hileye başvurması ise onun imanı ve ibadet anlayışı ile alakalı bir konu olarak görülür.
Selamünaleyküm. Arsayı bir emlakçı gibi satmaya hazırsanız onu da maliyeti fiyatından elinizdeki para gibi sayacaksınız. Şu anda satılık değil diyorsanız onu yok sayacaksınız ve diğer birikimlerinizin zekâtını vereceksiniz.
İnşaat yapıp satanların zekât hesabı ile alakalı şöyle bir özet yapabiliriz: İnşaat yapanların ellerindeki binalar, fabrikalar ve benzeri yapılar TİCARET ADAMI mantığı ile ele alınır. Yapınız sizin adeta bir nalbur dükkânınız var gibi kabul edilir. Temel mantığınız bu olacak. Satmak için yaptığınız her yapı buna dâhildir. Aşağıda anlatılacak şekliyle zekâtı verilir. Oturmak, iş için kullanmak veya kiraya vermek için yani satma dışında bir maksat için yaptıklarınız ise böyle değildir. Onların kazancı üzerinden zekât vereceksiniz. İnşaatı devam eden ve satmak üzere yapılan binalar, inşaatları bitmemiş olsa bile dükkândaki satılık mal durumundadırlar. Zekât zamanınız geldiğinde yapının tamamlanması açısından durumu ne olursa olsun mevcut haliyle piyasa değeri üzerinden zekâtı verilir. Proje üzerinden satılan inşaatların zekâtı ise inşaat sahibinin zekâtını vermesi gereken bir maldır. Tapu teslim edilmeden ön ödeme alınmış olsa bile mal yapanındır. Teslimat yapılana kadar her zekât yılı geldiğinde mevcut durum değeri üzerinden zekât verilir. Mevcut bitmemiş inşaatın değer takdiri piyasa açısından oluşmuyorsa yapılan harcamalar esas alınarak da bir fiyat belirlenebilir. Başkasının arsası üzerine müteahhit olarak bina yapa ise kazancının zekâtını verir. Zira mal başkasınındır, o imalatçı durumundadır. Satışı engellenmiş mesela belediyenin yıkma kararı verdiği, tapudaki bir engelden dolayı devletin SATILAMAZ kaydı koyduğu inşaatlar ticaret mali gibi değildir. Engel kalkmadıkça zekâtı verilmesi gerekmez. İnşaat yapan kişinin dış destek aldığı için yoğun borç altında olması durumunda ise normal bir tüccar gibi hesaplama yapar. Elindeki varlığından borçlarını düşer. Kalanın zekâtını hesaplar.
Arsanızın ticari meta sayılması için baştan itibaren ticaret kastıyla alınmış olması gerekir. Şu an sadece satmaya karar vermiş olmanız ticari mal hükmünü doğurmaz. Satışa koymanız arsanın ticaret malı olduğu anlamına gelmez. Yani arsanız hâlâ zekâta tabi değildir. Bu durumda arsanıza zekât düşmez ancak satıldıktan sonra elinizdeki nakit parayla zenginlik nisabına ulaşırsanız zekât düşer.
Arsalarınızın şu anki değeri üzerinden zekâtını hesaplamanız; ayrıca nisap miktarını aşmış birikmiş paranızın da zekâtını vermeniz gerekir.
arsa konusundaki diğer fetvalar
Bu parayı alabilirsiniz. Her ne kadar size verilen paranın bir kısmına faiz denmiş ise de neticede ortadaki zararı kapatmak için yapılmış bir değerlendirme olarak görürüz bunu. Biiznillah alınacak fazlalık faiz değildir.
Birinci sorudaki arsaya zekât düşmez. İkincisi ise ticari bir noktaya gelmiştir. Arsada artık sizin belli bir payınız vardır. O payın da oranı bellidir. Üzerine bina yapılınca da sizin ticari olarak malınızın değeri belli olacaktır. Bu da sizin ikinci arsa için zekât vermeniz anlamına gelmektedir. Mevcut yaklaşık değeri üzerinden zekâtını verin. Bu satıştan önce zekât verecek malınız yoktu ise o andan itibaren başlamış bir bütçeniz vardır. Zekât yılı dolunca verilecektir. Yılı doldu da elinizde nakit bulunmadığı için veremiyorsanız, zekât borcunu sabitleyin, ilk fırsatta verin.
Bakmamak, ilgilenmemek mirasa engel bir durum değildir. Çocuğu “ben istemiyorum” demedikçe annesinin malında hak sahibidir. Onun sağlığında velayetini alarak siz kullanabilirsiniz ama mülkiyeti değişmez.
Babanız sağ ise ona düşen malda babanızın izni ile iş yapmış olursunuz. Amcalarınızın hakkını zaten verdiniz. Babanız kız kardeşlerinize başka bir şey vererek de dengeyi koruyabilir.
Emlakçı ancak emlakçı olarak işini yaptığı zaman ücret alma hakkına sahip olur. Anlaşmanızda başkasına satmaya aracı olmak vardı. Ücret ancak onun için tahakkuk eder. Zira emlakçı vekildir, vekilin satmaya vekil olduğu şeyi sahibinden habersiz olarak kendisinin satın alması zaten uygun değildir. Ücret talep etmesi de hakkı olmaz.