Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim üç bölgede arsam var. Bir de birikmiş param var. Şimdi bu arsaların zekâtını vermem gerek mi? İki arsaya da daire düşmesini bekliyorum. Bir arsayı da kısa vadede müteahhit girmez ise değeri artınca satmayı planlıyorum. Zekâtı nasıl hesaplamalıyım? İmar gelirse iki daire getirisi varmış, öbür arsalar da metrekaresi küçük diye daire getirisi yok. Üstüne bir miktar para koymam gerek veya müteahhite satabilirim. Bir yerde duymuştum bütün parasını arsaya yatırıp sonra nakit parası yok diye zekât vermemek olmazmış ama benim nisap miktarını geçen birikmiş param da var. İçime şüphe düştü. Yardımcı olursanız sevinirim hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Satın aldığınız arsayı emlâkçı mantığıyla aldı iseniz yani satmak için aldı iseniz o arsa, elinizde bir mal gibidir. Her yıl zekâtını verirsiniz. Maliyeti üzerinden hesap edebilirsiniz. Şu anda nakdiniz yoksa size düşen zekâtı hesap edin, elinize para geçince verirsiniz.
Selamünaleyküm. Arsalarınız için zekât gerekmez. Diğer malınızın toplamı için yüzde iki buçuk oranında zekât vermeniz gerekir.
Elinizdeki arsalar ve o inşaata ait bölümlerden size ait olanları satmaya karar verdi iseniz zekât vermeniz de gerekir. Satmaya niyetiniz yoksa zekât gerekmez. Satacaksanız, elinizdeki bölümlerin size maliyeti belli olmadan ne kadar zekât vereceğiniz belli olmaz. Satılık olan bölümlerin hesabının yapılabiliyor olmasını bekleyin.
Selamünaleyküm. Yatırım için olan arsaya zekât düşmez. Satılmak için alınan arsaya düşer.
Birinci sorudaki arsaya zekât düşmez. İkincisi ise ticari bir noktaya gelmiştir. Arsada artık sizin belli bir payınız vardır. O payın da oranı bellidir. Üzerine bina yapılınca da sizin ticari olarak malınızın değeri belli olacaktır. Bu da sizin ikinci arsa için zekât vermeniz anlamına gelmektedir. Mevcut yaklaşık değeri üzerinden zekâtını verin. Bu satıştan önce zekât verecek malınız yoktu ise o andan itibaren başlamış bir bütçeniz vardır. Zekât yılı dolunca verilecektir. Yılı doldu da elinizde nakit bulunmadığı için veremiyorsanız, zekât borcunu sabitleyin, ilk fırsatta verin.
Selamünaleyküm. Arsayı satmak gibi bir niyetle aldı iseniz, paranızın zekâtını verdiğiniz gün, o arsanın bir emlakçı gözüyle değeri ne ise onu da o değerden hesap edersiniz. Satmak için değil de ileride üzerine ev yaparım diye aldı iseniz zekâtını vermeniz gerekmez.
arsa konusundaki diğer fetvalar
Bir insan bir daireyi veya benzeri gayrimenkulü oturmak, kullanmak, kiraya vermek, yazlık yapmak, çocuklarına bırakmak, parasını korumak gibi niyetlerle satın alabilir. Bu niyetler için ticari niyet diyemeyiz. Bir şeyi ticari maksatla alınması uygun fiyatını bulduğunda kâr edecek şekilde satmak için alması ise ticari niyettir. Anlaşılıyor ki parayı değer kaybından veya çalınmaktan korumak için satın alınan gayrimenkul ticaret malı sayılmıyor. Ticaret malı olmayan gayrimenkulün de başka bir sebep yoksa zekâtı verilmesi gerekmez. İleride ev yapmak veya üzerinde ziraat yapmak için alınmış bir arazi böyledir. Zekât vermemek için satın aldığı binayı ticari maksatla almadığını söyleyen birisinin yaptığı zekâta karşı hile yapmaktır. Bu da onun imanı ile ilgili bir durumdur. Böyle üzerinde zekât gerekmeyen bir gayrimenkulü olan kişi elindeki binayı veya arsayı satınca da o anda o arsa veya binanın zekâtı gerekmez. İnsan binasını veya arsa ya da dükkânını her an satabilir. Satar satmaz zekât payı diye bir şey gerekmez. Sattığı arsa veya binanın parası eline geçtiğinde diğer zekâtını verdiği paraya ilave olur ve zekât günü gelince hepsinin toptan zekâtı verilir. Eğer sattığı gayrimenkulün parasından başka parası yoktu ise bu sefer o paranın yılı dolunca elinde ise zekâtını verir. Elindeki gayrimenkulün ne için edinildiğine yönelik bir niyet tereddüdü yaşıyorsa kişi burada da ihtimal üzerinden yol alınmaz. Zira niyet kesin karar demektir. İçinden öyle veya böyle gibi farklı kanaatler geçmesi niyet sayılmaz. Zekât da buna göre düşünülür. Kullanmak ve satmak gibi iki niyeti aynı anda yapmış birisinin ise zekât vermesi gerekmez. Çünkü böyle bir niyet birleştirmede ticari olan değil kullanmak için olan niyet ağır basar. Ticari niyetle bulundurduğu gayrimenkulü kullanıma çevirmeye niyet ettiğinde ise zekât düşer yani zekât vermesi gerekmez. Burada ibadetten kaçmak gibi bir hileye başvurması ise onun imanı ve ibadet anlayışı ile alakalı bir konu olarak görülür.
Sorunuz, “kur korumayla kazanç sağlayan kimseye miras yoluyla elde edilen malı satmak caiz mi” şeklindeyse cevabı "satılabilir" şeklindedir.
O tarla için zekât vermeniz gerekmez. Sizin bir ticari niyetiniz yoktu. Devlet sizden orayı satın aldı. Aldığı o andan itibaren sizin elinize geçen paranın zekâtını hesaplayın. Eğer önceden nisap miktarı malınız vardı ise bunu ona ilave edin, zekât verirken toplamının zekâtını verin. Önceden nisap miktarı malınız yoktu ise bu para nisap miktarıdır, bunun üzerinden yıl geçince zekâtını verin.
Arsanızın ticari meta sayılması için baştan itibaren ticaret kastıyla alınmış olması gerekir. Şu an sadece satmaya karar vermiş olmanız ticari mal hükmünü doğurmaz. Satışa koymanız arsanın ticaret malı olduğu anlamına gelmez. Yani arsanız hâlâ zekâta tabi değildir. Bu durumda arsanıza zekât düşmez ancak satıldıktan sonra elinizdeki nakit parayla zenginlik nisabına ulaşırsanız zekât düşer.
Türkiye’de ve birçok ülkede, taşınmazların rayiç bedeli (devletin belirlediği asgari değer) ile piyasa fiyatı arasında fark bulunabilir. Bu yüzden sistem düşük rayiç bedel üzerinden işlem yapıyorsa, bu sizin elinizde olmayan bir durumdur. Dolayısıyla sistemi dolandırma niyeti olmadan tapudaki resmi bedel üzerinden işlem yapıyorsanız, bu sizin için bir günah sebebi olmaz.
Emlakçı ancak emlakçı olarak işini yaptığı zaman ücret alma hakkına sahip olur. Anlaşmanızda başkasına satmaya aracı olmak vardı. Ücret ancak onun için tahakkuk eder. Zira emlakçı vekildir, vekilin satmaya vekil olduğu şeyi sahibinden habersiz olarak kendisinin satın alması zaten uygun değildir. Ücret talep etmesi de hakkı olmaz.