Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir kişi parasını kur korumalı mevduata yatırmışsa, ona miras araziyi satmak caiz olur mu? Bu durum İslam’a göre nasıl değerlendirilmelidir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm, Kur'an'ın nasıl yapılacağını beyan ettiği bir konuda başka kimsenin söz hakkı olmaz. Miras da buna dâhildir. Kur'an dışında bir kaynaktan miras bölüşümü kuralı almak isteyerek ve beğenerek olursa dinden çıkmaya kadar götürür kişiyi. İstemeyerek ve en azından gönülden karşı koyarak olursa dinden çıkarma nedeni olmayabilir.
Mezar kazma işinden ücret almakta ve ücret vermekte sakınca olmaz. Elbette Allah rızası için yapılırsa daha iyi olur, sevap bir iş olur.
Selamünaleyküm. Satın alma sürecinde bir hileye başvurulmadı ise alınabilir.
Selamünaleyküm. Şeffaf ve meri kurallara uygun ise alabilir.
Selamünaleyküm. Miras nedeniyle orada hakkı bulunanlar size orayı kullanmayı helal ediyorlarsa bir sakıncası yoktur. Bir hak talebinde bulunan olursa hakkına düşen kadarını, kendinizi orayı kiralamış gibi kabul edip hakkına düşen kadarını vermelisiniz.
Meri hukuka göre hile sayılabilecek bir yola tevessül edilmedikçe ihaleye girip mal almak caizdir. Allah'a emanet olunuz.
arsa konusundaki diğer fetvalar
Arsanızın ticari meta sayılması için baştan itibaren ticaret kastıyla alınmış olması gerekir. Şu an sadece satmaya karar vermiş olmanız ticari mal hükmünü doğurmaz. Satışa koymanız arsanın ticaret malı olduğu anlamına gelmez. Yani arsanız hâlâ zekâta tabi değildir. Bu durumda arsanıza zekât düşmez ancak satıldıktan sonra elinizdeki nakit parayla zenginlik nisabına ulaşırsanız zekât düşer.
Türkiye’de ve birçok ülkede, taşınmazların rayiç bedeli (devletin belirlediği asgari değer) ile piyasa fiyatı arasında fark bulunabilir. Bu yüzden sistem düşük rayiç bedel üzerinden işlem yapıyorsa, bu sizin elinizde olmayan bir durumdur. Dolayısıyla sistemi dolandırma niyeti olmadan tapudaki resmi bedel üzerinden işlem yapıyorsanız, bu sizin için bir günah sebebi olmaz.
Arsalarınızın şu anki değeri üzerinden zekâtını hesaplamanız; ayrıca nisap miktarını aşmış birikmiş paranızın da zekâtını vermeniz gerekir.
Bir insan bir daireyi veya benzeri gayrimenkulü oturmak, kullanmak, kiraya vermek, yazlık yapmak, çocuklarına bırakmak, parasını korumak gibi niyetlerle satın alabilir. Bu niyetler için ticari niyet diyemeyiz. Bir şeyi ticari maksatla alınması uygun fiyatını bulduğunda kâr edecek şekilde satmak için alması ise ticari niyettir. Anlaşılıyor ki parayı değer kaybından veya çalınmaktan korumak için satın alınan gayrimenkul ticaret malı sayılmıyor. Ticaret malı olmayan gayrimenkulün de başka bir sebep yoksa zekâtı verilmesi gerekmez. İleride ev yapmak veya üzerinde ziraat yapmak için alınmış bir arazi böyledir. Zekât vermemek için satın aldığı binayı ticari maksatla almadığını söyleyen birisinin yaptığı zekâta karşı hile yapmaktır. Bu da onun imanı ile ilgili bir durumdur. Böyle üzerinde zekât gerekmeyen bir gayrimenkulü olan kişi elindeki binayı veya arsayı satınca da o anda o arsa veya binanın zekâtı gerekmez. İnsan binasını veya arsa ya da dükkânını her an satabilir. Satar satmaz zekât payı diye bir şey gerekmez. Sattığı arsa veya binanın parası eline geçtiğinde diğer zekâtını verdiği paraya ilave olur ve zekât günü gelince hepsinin toptan zekâtı verilir. Eğer sattığı gayrimenkulün parasından başka parası yoktu ise bu sefer o paranın yılı dolunca elinde ise zekâtını verir. Elindeki gayrimenkulün ne için edinildiğine yönelik bir niyet tereddüdü yaşıyorsa kişi burada da ihtimal üzerinden yol alınmaz. Zira niyet kesin karar demektir. İçinden öyle veya böyle gibi farklı kanaatler geçmesi niyet sayılmaz. Zekât da buna göre düşünülür. Kullanmak ve satmak gibi iki niyeti aynı anda yapmış birisinin ise zekât vermesi gerekmez. Çünkü böyle bir niyet birleştirmede ticari olan değil kullanmak için olan niyet ağır basar. Ticari niyetle bulundurduğu gayrimenkulü kullanıma çevirmeye niyet ettiğinde ise zekât düşer yani zekât vermesi gerekmez. Burada ibadetten kaçmak gibi bir hileye başvurması ise onun imanı ve ibadet anlayışı ile alakalı bir konu olarak görülür.
O tarla için zekât vermeniz gerekmez. Sizin bir ticari niyetiniz yoktu. Devlet sizden orayı satın aldı. Aldığı o andan itibaren sizin elinize geçen paranın zekâtını hesaplayın. Eğer önceden nisap miktarı malınız vardı ise bunu ona ilave edin, zekât verirken toplamının zekâtını verin. Önceden nisap miktarı malınız yoktu ise bu para nisap miktarıdır, bunun üzerinden yıl geçince zekâtını verin.
Emlakçı ancak emlakçı olarak işini yaptığı zaman ücret alma hakkına sahip olur. Anlaşmanızda başkasına satmaya aracı olmak vardı. Ücret ancak onun için tahakkuk eder. Zira emlakçı vekildir, vekilin satmaya vekil olduğu şeyi sahibinden habersiz olarak kendisinin satın alması zaten uygun değildir. Ücret talep etmesi de hakkı olmaz.