Fetva Meclisi
Soru
Hocam, babamdan bana kalan bir arazim var. Yıllardır belediyenin üzerindeki kararı ile ne satabiliyorum ne de kullanabiliyorum. Değerli bir yer ama belediye orayı bir resmi hizmete tahsis etmiş. Tapu benim ama kullanmam hatta satmam helal yollarla mümkün değil. Satmak için yıllardır ilana çıktım, kimse ilgilenmiyor. Buranın zekâtını verecek miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Elinizdeki arsalar ve o inşaata ait bölümlerden size ait olanları satmaya karar verdi iseniz zekât vermeniz de gerekir. Satmaya niyetiniz yoksa zekât gerekmez. Satacaksanız, elinizdeki bölümlerin size maliyeti belli olmadan ne kadar zekât vereceğiniz belli olmaz. Satılık olan bölümlerin hesabının yapılabiliyor olmasını bekleyin.
Selamünaleyküm. 1- İleride ev veya araba satın almak için biriktirilen para, zekâtı verilmesi gereken paradır. Çünkü bu tarzda biriktirilmiş bir para aslında başka işler için de harcanabilir bir maldır. Mesela vaz geçip o para ile tatile de gidebilirsiniz. Ama siz mesela yüz bin liralık bir ev için sözleşme yapıp borca girseydiniz, yüzbin lira biriktirinceye kadar elinizdeki paranın zekâtı gerekmeyecekti. Böyle bir durumda elinizdekini alacaklısı adına saklamış gibi olacaktınız. 2- Ev ve iş yeri gibi kullanmakta olduğunuz ya da tarla gibi istimal ettiğiniz gayri menkuller için zekât gerekmez. Çocuklar için muhafaza ettiğiniz yerler için de gerekmez. Ancak satmaya niyet ettiğiniz gayrimenkuller, satış niyetinizden itibaren zekât malı hükmündedirler. Bu durumda da zekâtları yüzde iki buçuk üzerinden olacaktır. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Arsayı satmak gibi bir niyetle aldı iseniz, paranızın zekâtını verdiğiniz gün, o arsanın bir emlakçı gözüyle değeri ne ise onu da o değerden hesap edersiniz. Satmak için değil de ileride üzerine ev yaparım diye aldı iseniz zekâtını vermeniz gerekmez.
Selamünaleyküm. Satılık olmadıkça eviniz zekât maddesi olmaz. Satmaya karar verdiğinizde zekâta dahil olur. Gelirini topladığınızda, elinizdekine ilave ederek zekâtını verirsiniz.
‘İleride satarım’ düşüncesi ile bekletilen tarlanın zekâtı gerekmez. ‘Satıyorum’ diye ilana çıkılmış olanın ise zekâtı gerekir. Ne kadar beklerse beklesin, bu ikinci seviyedekinin her yıl zekâtı verilir.
O tarla için zekât vermeniz gerekmez. Sizin bir ticari niyetiniz yoktu. Devlet sizden orayı satın aldı. Aldığı o andan itibaren sizin elinize geçen paranın zekâtını hesaplayın. Eğer önceden nisap miktarı malınız vardı ise bunu ona ilave edin, zekât verirken toplamının zekâtını verin. Önceden nisap miktarı malınız yoktu ise bu para nisap miktarıdır, bunun üzerinden yıl geçince zekâtını verin.
arazi konusundaki diğer fetvalar
İnsanın arsasının tamamını veya bir bölümünü kendi rızası ile yol olmak üzere terk etmesi bir vakıf yapmadır. Yapılan vakıftan dönmek caiz değildir. Kaldı ki siz, babanızın malı üzerinde söz sahibi değilsiniz.
Size arazi satacak olan kişi aklı başında reşit biri ise ve bir kaçak durum görmüyorsanız yani siz de bir hileye alet olmuyorsanız ticarette sakınca yoktur. Allah kolay etsin.
Maden veya hazine türü araştırmalarda yasalara riayet edilmesi gerekir. Bunun haricinde devlet arazilerinde yasaklanmamış bir arama ile bulunan şeyler helal olur.
Bu vakfedilen yerin kime ve hangi şartlarla vakfedildiğine dair bilgi gerekir. Tapuda kimin üzerine görülüyor? Bir vakıf yeri olarak mütevellisi kimdir? Bu soruların cevabı bilinmeden cevap verilemez sorunuza. Eğer ‘bu arazi ancak bu gaye için gayrimenkul olarak değerlendirilecek’ şeklinde bir kayıt varsa sizin o kaydı ancak, kamu yararına başka bir gerekçe ile değiştirmeniz mümkündür. Aksi takdirde vakfedildiği amaç üzerine kalması esastır. Orada işletilmesi mümkün olamayan bir durum varsa, vakfın yetkilisi kurul tarafından benzer bir proje ile değiştirilebilir. Öyle veya böyle vakıf malından iyi niyetle de olsa uzak durmanız takvaya daha yakındır, böyle biliniz.
Bir arazinin sahibinin izni olmadan o arazi kullanılamaz. İlgilenmeyişi yılları veya daha uzun bir zamanı bulsa bile hüküm böyledir. Arazinin uzun bir zaman kullanılamaması veya varisi olmadan sahibinin ölmesi durumunda arazi devlete geçer. Bu da izin verecek olanın devlet olması demektir.
Arazinin her yeri aynı değerde olmayabilir. Dolayısıyla dönüm itibarı alındığında bir taraf zulüm görebilir. O çevreden bir bilirkişi oluşturulup onlara taksimat yaptırılması doğru olur.