Fetva Meclisi
Soru
Benim babam kasap. Sucuğun içine tamamen temiz, yenilebilir bir kısım etler katıyor. (Kendi sucuğumuzu kendimiz yiyoruz, içindekilerin hepsi sağlık açısından uygun) Müşteriler sorduğunda ise ‘katmıyorum’ diyor çünkü çoğu kasap o etleri temizlemeden sucuğa katıyorlar. Müşterilerin kafasında yanlış bir algı oluşmuş durumda. Bu durumda bizim bu kazançtan elde ettiğimiz para haram olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Babanızın yüzde yüz haram olmayan kazancını tüketmenizde sakınca yoktur. Bir kız çocuğu olarak babanızın nafakası ile geçinebilirsiniz. Sizin ve arkadaşlarınızın yemesi aynıdır.
Bir kız çocuğu olarak bu sizin sorununuz değildir. İnşaallah siz bundan mesul olmazsınız. Babanızın da böyle bir hatadan istiğfar etmesini temiz kazanç yolları araştırmasını temenni ederiz. Gelecekteki kazancı da aynı sakıncaları taşımaz inşaallah.
Şöyle anlamaya çalışın: a- Babanız, bir meyhanedeki şişeleri dağıtıp toplayan bir işte çalışıyor olsa idi, Allah’ın haram ettiği bir işe yardım ettiği için kazancı da haram olacaktı. b- Şu anda babanız meyhanelerden atılan şişeleri toplayarak geri dönüşüme vermekle kazanç elde ediyor. Bu iş direkt alkole hizmet değildir. O şişeler dönüşüme gittikten sonra birden çok alanda kullanılacak. Buna göre de babanızın kazancı için haramdır diyebileceğimiz bir nokta yoktur. c- Böyle bir işin temiz görüntü vermiyor olması ise başka bir ayrıntıdır. O ayrıntı haramlık helallik noktasından bakılmaz.
Sizin de sebep olduğunuz bir kusurunuz yoksa sizin açınızdan sorun olmaz.
Selamünaleyküm. Sigara satmaktan ötürü marketinizin kazancı haram olmaz. Sigaranın haram olduğu konusunda tam bir ittifak yoktur. Biz haram olduğu kanaatinde isek de böyle bir uygulama zemini yoktur. İyinin peşinde olun ama sabırlı olmayı da unutmayın.
Babanızdan size intikal eden ve birinin üzerinde hak talebinde bulunmadığı mekândan elde ettiğiniz kazanç sizin için haram kazanç değildir. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Hile ile yapılan işten bereket kalkar. Hilenin boyutuna göre helallik de kalkar.
Tam bir fitne zamanında yaşıyoruz. İmanın fitneye kapılma ihtimali yüksek olan bir zamandır bu zaman. Buna göre de bir mü'min olarak ilk ve öncelikli vazifemiz, imanımızı korumak olmaktır. Başkaları ile ilgilenirken biz eriyor olabiliriz. İmanımızı, salih amellerimizi, mü'min çevremizi, cihat heyecanımızı, ahiret endişemizi eskitmeden korumakla başlayan bir görevimiz vardır. Bu bölümü teminat altına almalıyız. İkinci olarak da şunu bileceğiz: Biz kuluz. İnsanlar da bizim gibi kuldurlar. Kalplerimiz Allah Teâlâ'nın elindedir. Hidayet etmek onun işidir. Biz ses çıkarırız, yol alırız; neticeyi Allah Teâlâ verir. Sanki her sözümüz bir kişiyi hidayete erdirecek gibi bir beklenti içinde olamayız. Görevimizi iyi belirleyelim. Bizim görevimiz hidayete erdirmek değil hidayete davet etmektir. Bunu becerebilirsek gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır. Üçüncü olarak da şunu bileceğiz: İnsanlar sözlerden çok örneklerden etkilenirler. Biz iman iddiası olan mü'minler olarak iyi mü'min olma gayretinde olacağız. 'Bütün dünya fesada boğulsa ben tek başıma son iyi mü'min örneği olarak kalacağım' şuuru bize hakim olmalıdır. Başarı burada gizlidir. Anlatan, anlattığını kendi üzerinde örneklendiremeyen mü'min başarılı olamaz. Resmi görevli, memur mantıklı hocalık başarısızlık bir numaralı örneğidir. Bir başka temel husus da şudur: İnsanların kul olmaları ile alakalı derdi olanlar insanlarla mal ilişkisine girmeyecekler. Mal alıp verme ile sürdürülen ilişkilerin üzerine imani etki geliştirmek zordur. Ve özellikle Allah Teâlâ'nın bizi başarılı kılması için samimi dualar yapmaya mecburuz. Duamız kadarız biz, duamız! Rabbim muvaffak kılsın.
Haftada bir gün veya günün bir bölümünde bile olsa kim ne zaman seferilik mesafesi olan doksan kilometre ve daha fazlasına yolculuk yaparsa yol süresince seferidir. Gittiği yer kendi toprağı değilse orada da seferidir. Kendi toprağında ise seferi olmaz, normal olur. Dönerken yol boyunca yine seferi olur.
Herhangi bir insana yapılan nasihati yaparsın. İlave olarak rica edersin. Örnek olmaya çalışırsın. Asla cedelleşip soğumasını artırmasın. Hakaret etmezsin. Sosyal ilişkini koparmazsın. Ve sabredersin.
Şafii mezhebinin yaygın içtihadına göre kadınların kullandıkları ziynet takılarında altın ve gümüş de olsalar zekat yoktur. Dolayısıyla zekat vermeseniz vebale girmezsiniz. Bazı Şafii uleması ve bilhassa bu asırdaki ulema ise zekat verilmesi yönündeki içtihadı tercih etmektedirler. Buna göre de verirseniz daha iyisini yapmış olursunuz.
Okunması gerekmez ama sehiv secdesi de gerekmez. Dua bir nebze uzatılmış olmaktadır sadece.