Fetva Meclisi
Soru
Haftanın bir günü okul sebebiyle yolculuk yapması gereken kişi seferi hükmüne girer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Kişinin devre mülk bir yeri olması, orada mülkü olması demektir. Bu da oradayken seferi olmaya manidir. Eğer doksan kilometreden uzak bir yer ise orası yol esnasında seferi olunur ama orada mukim gibi davranırsınız.
Selamünaleyküm. On beşinci günü de ihtiva eden bir yolculukta sadece iki şehir arasında seferilik olur, orada seferi olmazsınız.
Selamünaleyküm. On beşinci günü de ihtiva eden bir yolculukta sadece iki şehir arasında seferilik olur, orada seferi olmazsınız.
Yayladaki eviniz size ait ise sizin yaylada bulunduğunuz süre ORALI gibi kabul edilir. Aile olarak orada bulunduğunuz sürece namazları tam olarak kılarsınız. Oraya giderken YOL ESNASINDA ise seferi sayılırsınız. Yaylada sizi ziyarete gelen birisi için ise bu geçerli değildir.
İstanbul'da yaşayan birinin memleketim dediği yer, terk ettiği bir yer ise orası onun doğum yeri olduğu için memleketi durumunda değildir. Oradaki evi tarlası duruyorsa yani her an oraya dönebilecek şekilde yaşıyorsa orası da memleketi sayılır. Oraya gidince orada seferi olmaz. İki şehir arasında seferi olur. Allah'a emanet olunuz.
Mesafe ölçülürken evden gideceğiniz yere olan mesafeyi ölçersiniz. Namaz kısaltma gibi seferîlik hükümleri için de il sınırlarını çıkmayı ölçü alırsınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Şafii mezhebinin yaygın içtihadına göre kadınların kullandıkları ziynet takılarında altın ve gümüş de olsalar zekat yoktur. Dolayısıyla zekat vermeseniz vebale girmezsiniz. Bazı Şafii uleması ve bilhassa bu asırdaki ulema ise zekat verilmesi yönündeki içtihadı tercih etmektedirler. Buna göre de verirseniz daha iyisini yapmış olursunuz.
Hile ile yapılan işten bereket kalkar. Hilenin boyutuna göre helallik de kalkar.
Geleceğinizle alakalı böyle şeyler düşünmeniz doğru değildir. Siz kendinizi geleceğe açın. Sebeplere yapışın, araştırın; birisi sizin aradığınız gibi olur ve sizi bulabilir. Siz vazifenizi yaptıktan sonra evlenemezseniz de neticeden sorumlu olmazsınız, kalbiniz rahat eder.
Yalanla kazanılan kazanç helal olmaz. Babanız ürettiği sucuğun mahiyeti hakkında yalan konuşuyorsa kazancında sıkıntı vardır. Söylediği neticede doğru ise kazancında sıkıntı olmaz.
Tam bir fitne zamanında yaşıyoruz. İmanın fitneye kapılma ihtimali yüksek olan bir zamandır bu zaman. Buna göre de bir mü'min olarak ilk ve öncelikli vazifemiz, imanımızı korumak olmaktır. Başkaları ile ilgilenirken biz eriyor olabiliriz. İmanımızı, salih amellerimizi, mü'min çevremizi, cihat heyecanımızı, ahiret endişemizi eskitmeden korumakla başlayan bir görevimiz vardır. Bu bölümü teminat altına almalıyız. İkinci olarak da şunu bileceğiz: Biz kuluz. İnsanlar da bizim gibi kuldurlar. Kalplerimiz Allah Teâlâ'nın elindedir. Hidayet etmek onun işidir. Biz ses çıkarırız, yol alırız; neticeyi Allah Teâlâ verir. Sanki her sözümüz bir kişiyi hidayete erdirecek gibi bir beklenti içinde olamayız. Görevimizi iyi belirleyelim. Bizim görevimiz hidayete erdirmek değil hidayete davet etmektir. Bunu becerebilirsek gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır. Üçüncü olarak da şunu bileceğiz: İnsanlar sözlerden çok örneklerden etkilenirler. Biz iman iddiası olan mü'minler olarak iyi mü'min olma gayretinde olacağız. 'Bütün dünya fesada boğulsa ben tek başıma son iyi mü'min örneği olarak kalacağım' şuuru bize hakim olmalıdır. Başarı burada gizlidir. Anlatan, anlattığını kendi üzerinde örneklendiremeyen mü'min başarılı olamaz. Resmi görevli, memur mantıklı hocalık başarısızlık bir numaralı örneğidir. Bir başka temel husus da şudur: İnsanların kul olmaları ile alakalı derdi olanlar insanlarla mal ilişkisine girmeyecekler. Mal alıp verme ile sürdürülen ilişkilerin üzerine imani etki geliştirmek zordur. Ve özellikle Allah Teâlâ'nın bizi başarılı kılması için samimi dualar yapmaya mecburuz. Duamız kadarız biz, duamız! Rabbim muvaffak kılsın.
Herhangi bir insana yapılan nasihati yaparsın. İlave olarak rica edersin. Örnek olmaya çalışırsın. Asla cedelleşip soğumasını artırmasın. Hakaret etmezsin. Sosyal ilişkini koparmazsın. Ve sabredersin.