Fetva Meclisi
Soru
Şafi mezhebindenim. Validemin toplamda 300 gram olacak şekilde altın ziynet eşyası var, buna zekât düşer mi, düşerse miktarı ne kadardır?
Cevap
Benzer fetvalar
Altın ve gümüşten yapılmış ziynet eşyaları, zekât için gerekli diğer şartları da taşıdığı takdirde Hanefîlere göre zekâta tâbidir. Bu itibarla altından yapılmış ziynet eşyaları, 24 ayardan 80,18 gr. veya daha fazla olup üzerinden de bir yıl geçmiş ise kırkta bir oranında zekâtları verilir. Altın ve gümüş dışındaki maden ve taşlardan mamul ziynet eşyası ise zekâta tâbi değildir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 2/243) Şâfiî mezhebine göre ise kadının mutad ölçülerde ve israfa kaçmayacak şekilde ziynet olarak kullandığı altın ve gümüş takılar, aslî ihtiyaç sayıldığından bunlardan zekât gerekmez. Ancak ziynet eşyası olarak değil de tasarruf amaçlı saklandığında bunların zekâtı verilmelidir. (Nevevî, el-Mecmu’, 6/35-36, 46; Şirbînî, Muğni'l-muhtâc, 2/99; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/41-42)
Kadının üzerinde süs olarak kullandığı ziyneti için ŞAFİİ mezhebi ulemasına göre zekât yoktur. Mehir veya başka bir nedenle bulundurduğu değerli eşyası için herkes gibi şartları yerine geldiğinde zekât verir. Sizin durumunuzda ise şöyle yapın: Anlaşılan eşinizle bütçenizi ortak tutuyorsunuz yani birikiminizi beraber değerlendiriyorsunuz. Buna göre de: Borcunuzun tahakkuk eden toplamını hesaplayın. Hesapladığınız o rakamdan elinizdeki mehir veya ne varsa düşün. Gerekiyorsa zekât verirsiniz.
Selamünaleyküm.Zekât vermeyebilir.
Selamünaleyküm. Anlaşılan altın sizden bir çeşit gasbedilmiş durumdadır. Elinize geçene kadar zekât vermeyebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Yarım kilo altın ve köy şartları; böyle bir örf zor bulunur. Siz Hanefi iseniz, Hanefi fıkhına göre hareket edin. Şafii mezhebinde öyle bir kural vardır, onlar da öyle hareket edebilirler
Sizin desteğinizle de olsa eşinizin zekâtını onun annesine veremezsiniz. Sizin elinizde de yılını doldurmuş toplamı 81 gram altın veya değerinden fazla para varsa onun zekâtını verirsiniz. Allah kabul etsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Geleceğinizle alakalı böyle şeyler düşünmeniz doğru değildir. Siz kendinizi geleceğe açın. Sebeplere yapışın, araştırın; birisi sizin aradığınız gibi olur ve sizi bulabilir. Siz vazifenizi yaptıktan sonra evlenemezseniz de neticeden sorumlu olmazsınız, kalbiniz rahat eder.
Haftada bir gün veya günün bir bölümünde bile olsa kim ne zaman seferilik mesafesi olan doksan kilometre ve daha fazlasına yolculuk yaparsa yol süresince seferidir. Gittiği yer kendi toprağı değilse orada da seferidir. Kendi toprağında ise seferi olmaz, normal olur. Dönerken yol boyunca yine seferi olur.
Hile ile yapılan işten bereket kalkar. Hilenin boyutuna göre helallik de kalkar.
Yalanla kazanılan kazanç helal olmaz. Babanız ürettiği sucuğun mahiyeti hakkında yalan konuşuyorsa kazancında sıkıntı vardır. Söylediği neticede doğru ise kazancında sıkıntı olmaz.
Tam bir fitne zamanında yaşıyoruz. İmanın fitneye kapılma ihtimali yüksek olan bir zamandır bu zaman. Buna göre de bir mü'min olarak ilk ve öncelikli vazifemiz, imanımızı korumak olmaktır. Başkaları ile ilgilenirken biz eriyor olabiliriz. İmanımızı, salih amellerimizi, mü'min çevremizi, cihat heyecanımızı, ahiret endişemizi eskitmeden korumakla başlayan bir görevimiz vardır. Bu bölümü teminat altına almalıyız. İkinci olarak da şunu bileceğiz: Biz kuluz. İnsanlar da bizim gibi kuldurlar. Kalplerimiz Allah Teâlâ'nın elindedir. Hidayet etmek onun işidir. Biz ses çıkarırız, yol alırız; neticeyi Allah Teâlâ verir. Sanki her sözümüz bir kişiyi hidayete erdirecek gibi bir beklenti içinde olamayız. Görevimizi iyi belirleyelim. Bizim görevimiz hidayete erdirmek değil hidayete davet etmektir. Bunu becerebilirsek gerisini Allah Teâlâ kolaylaştırır. Üçüncü olarak da şunu bileceğiz: İnsanlar sözlerden çok örneklerden etkilenirler. Biz iman iddiası olan mü'minler olarak iyi mü'min olma gayretinde olacağız. 'Bütün dünya fesada boğulsa ben tek başıma son iyi mü'min örneği olarak kalacağım' şuuru bize hakim olmalıdır. Başarı burada gizlidir. Anlatan, anlattığını kendi üzerinde örneklendiremeyen mü'min başarılı olamaz. Resmi görevli, memur mantıklı hocalık başarısızlık bir numaralı örneğidir. Bir başka temel husus da şudur: İnsanların kul olmaları ile alakalı derdi olanlar insanlarla mal ilişkisine girmeyecekler. Mal alıp verme ile sürdürülen ilişkilerin üzerine imani etki geliştirmek zordur. Ve özellikle Allah Teâlâ'nın bizi başarılı kılması için samimi dualar yapmaya mecburuz. Duamız kadarız biz, duamız! Rabbim muvaffak kılsın.
Bunun yasak olduğunu bildiği hâlde inkâr ederse elbette kâfir olur. Böyle bir hüküm bilmiyor ya da bildiği ve kabul ettiği hâlde boynu bükük kalıyorsa kâfir olmaz ama iyi bir fasıka olur.