Fetva Meclisi
Soru
Hocam öncelikle selamlar. Psikolojisi bozuk bir erkek kardeşim var kendisi depresif biraz. Ama çarşıya pazara gidecek hastanede kaybolmayacak kadar işini gücünü yapabilen birisi. 7 kardeşin 6.sı ben en küçüğüm ve bu adam hayatının hiç bir döneminde çalışmadı bir kaç işe girdi çıktı iş yok dedi yattı. İmam hatip mezunuyuz. Ben kpssyi kazandım memur oldum bu imamlık memurluk hiç birine dönüp bakmadı istemedi. Ben dışardan lisans bitirdim. Kimseden tek kuruş almadan hayatımı kurdum. Sorum şu bayramda abime harçlık vermemişiz babam bu nedenden canımıza okuyor 4 kardeşimiz memur 3'ü evli ben bekarım. Bir babanın yatan erkek çocuğu için çalışan kızından para istemesi ya da harçlık beklemem haklı haksız diyorsan evladım değilsin demesi hak mıdır? Ayrıca bu baba oğluna harçlık verip kıza söyleme diyen bir baba acı sözünden başka bir şey duymadım para biriktirmeyi çok seviyor her şeyi para. Ben üzülüerek başımı açarak çalışıyorum benim paramı tasarruf hakkım yok mu? Ayrıca sen haklısın baba demezsem baba ve evlatlık ilişkilerimizi bitireceğini söylüyor. Ne bir namussuzluk yaptım ne haramla işim oldu namazında niyazında edepli bir insanım bir kadın fahişe bile olsa ailesi bağrına basıp o hayattan kurtarması gerekmez mi kaldı ki böyle bir evlada bu zulum hak mı? Üstelik anneme düzenli para veren biriyim 10 lira için babam beni reddeceğini söylüyor. Selamlar saygılar...
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Yaşınız çok ilerlemiş yani evlilik farz duruma gelmiş bir durumda değilsiniz. Dolayısıyla babanızın reddettiği bir evlilği yapacak ruhsat seviyesinde görünmüyorsunuz. Babanızın yaptığı bir cahilliktir. Yine de sizin babanızı üzecek bir iş yapmanız doğru olmaz. Ömrünüzün sonuna kadar sıkıntı çekersiniz. Bilerek huzurunuzun kaçacağı bir işi yapmayın; kapatın o dosyayı yeni bir nasip için bekleyin.
İstiharenizi ve rüyanızı bilemem ama siz eş seçiminde acele etmişsiniz, onun karakteri bu imiş zaten, siz geç öğrendiniz. Size tavsiyem şudur: Eşinizin bu yapısını maddeler halinde bir psikologla istişare edin. Psikolog sizi nasıl yönlendirirse onu yapın, ayrılmak veya devam etmek konusunda bilimsel destek almış olun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Allah babanıza rahmet etsin. Babanızın kardeşinin hiçbir şekilde malda hakkı olamaz. Size babanızın sağlığında aldığı daire ise sizindir. Babanız ölünce geride kalan malın % 66,667'si sizindir geri kalanı da kız kardeşinizindir. Allah'a emanet olun.
Gelişen olaylar sizi sıkıntıya sokmuş ve kararsız bırakmış gibi görünüyor. Aileniz, sizin için en iyi seçeneği görmek isteyebilir ancak unutmayın ki hayatınızı birlikte geçireceğiniz kişiyle olan uyumunuz en önemli faktördür. Ailenizin önerileri de önemli olsa da siz evliliği kendiniz için yapacaksınız. Kendinizi huzurlu hissedeceğiniz bir karar almalısınız. Sosyal statü, eğitim seviyesi, iş durumu ve benzeri faktörler de değerlendirilebilir ama bu unsurlar tek başına evliliğinizi şekillendirecek faktörler olmamalıdır. Şöyle ki kişinin iş durumu, geliri ya da eğitim durumu çok önemli olsa da bunlar ilgi, anlayış, sevgiyi ve imanını yenecek bir faktör değildir. Evlilikteki en temel mesele birbirinizi anlamak, saygı göstermek, dinî yükümlülükleri birlikte yerine getirmek ve birbirinizle huzurlu bir şekilde yaşamak olmalıdır. Eğer bu kişi size tüm bu yönlerle uygun görünüyorsa, sadece iş durumu, pozisyon ya da köyde yaşıyor olması gibi dışsal faktörlere bakmak, sizi doğru bir karar almaktan alıkoyabilir. Evlilikte her zaman her şeyin mükemmel olmasını beklemek mümkün değildir ama önemli olan birlikte büyümek, destek olmak ve Allah’ın rızasını gözetmektir. Allah size en doğru kararı almayı nasip etsin.
Selamünaleyküm. Babanızla ilgili durumu da şu şekilde çözün: 1- Babanızla aranızda maddi bir ilişki olmasın. Kendi yağınızla kavrulun. Böylece onun sitem hakkını kısmış olursunuz. 2- Ona karşı hiçbir kusurunuz olmasın. Evlatlığınızı hakkıyla yapın. 3- Babanızla karşılaşma oranınızı düşürün. Mümkün olduğu kadar onunla bir araya gelmeyecek ortamlar oluşturun. 4- Babanızı yürekten sevme mecburiyetinde değilsiniz. Sevgi kendiliğinden oluşur, karar vermekle sevmek oluşmaz. Bu ilkelere uyarsanız dinen bir sorumluluğunuz olmaz. c- Annenizi zavallı görün, ondan bir şey beklemeyin. Onu ezilmişliği ile kabul edin. d- Evlilik konusunda da dayınız, amcanız veya bir benzerinin veliniz olmasını isteyin. Babanızın eksikliğini o telafi etsin. Çok dua et kendin için. Ümmetin için. Anne baban için. Bu ağabeyin için.
Aleykümselam. Devletin böyle bir durumda geri alma gibi bir uygulaması bildiğimiz kadarı ile yoktur. Hizmeti esnasında bir kusuru olmadı ise eldekilerin tamamen iade edilmesinin gerekli olmadığını zannederiz. En baştaki hata için ise istiğfar etmelidir. Bundan sorasını da takva üzere yaşarsa inşaallah sıkıntı olmaz.
bayram konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Kurbanların tamamı kesildi ise liste okunmadığı için doğan eksiklik sakınca doğurmaz.
Selamünaleyküm. Bir babanın evlatları arasında ayrım yapması günahtır. Baba adil olmalıdır. Ancak babanın kalbinin zedelenmesine karşı böyle bir tepki vermesi, onunla Allah teala arasındaki bir durumdur. Emrettiği için arkadaşınız onu alsın. Babanın ölümünden sonra gerekiyorsa kardeşler arasında bir dengeleme yaparlar. Allah Teâlâ size de bize de rızası yolunda olmayı müyesser kılsın. Dualar ediniz.
Selamünaleyküm. Şevval ayında tutulması tavsiye edilen altı günlük orucun bize ulaşan temel kaynağı İmam Müslim'in rivayet ettiği bir hadisi şeriftir. Bu hadisi şerifin tercümesi şu şekildedir: 'Kim Ramazan orucunu tutar ve sonra Şevval ayından ona altı gün ilave ederse bütün yılı oruç tutmuş gibidir.' Hadisi şerif Müslim'de Sıyam, 39/2758'de kayıtlıdır. Aynı hadisi ve benzerlerini Ebu Davud, Tirmizî, Ahmed, Darimî, Beyhakî, İbni Mace, İbni Hibban, İbni Huzayme, Nesaî, Taberanî de rivayet etmiştir. İmamlarımızdan İmam Malik ve İmam Ebu Hanife ise bu orucu hoş karşılamamışlardır. Zira İmam Malik, kendisine seleften böyle bir hadisin ulaşmadığını söylemektedir. Bu iki imamızın önemli gerekçelerinden biri de, zaten kendilerine ulaşmayan bu hadise rağmen insanların bu orucu Ramazan orucu gibi farz zannetmelerinden çekinmiş olmalarıdır. Ama şunu bilmekte yarar vardır: İmam Malik'in görüşüne rağmen Maliki mezhebi bu orucu sünnet görmüştür. İmam Ebu Hanife'nin görüşüne rağmen Hanefi mezhebi Şevval orucunu sünnet görmüştür. Çünkü Hak, uyulmakta her şeyden öncedir. Burada ne İmam Malik ne de Ebu Hanife'nin (Allah onlara rahmet etsin) yerilmesini gerektirecek bir durum yoktur. Nihayetinde hak bildiklerini söylemişlerdir. Kendi yetiştirdikleri talebeleri de hakka daha yakın olanı ortaya koymuşlardır. (İmam Malik'in nedenlerini tahlil için İstizkâr yirmi ikinci bölüme bakılabilir.) Şunu da bilmekte yarar vardır. Bu ümmet, Müslim'in Sahih'ini kendisine rehber kabul etmiş bir ümmettir. Allah ondan razı olsun. Bu durumda bizim önümüzde mesele şu şekilde durmaktadır: Ulemamızın büyük bir bölümü bu hadisi ve diğerlerini esas alarak bu orucu müstahab görmüşler, Fıkıh kitaplarında önemli bir yer vermişlerdir. İki İmamın çıkışını da saygıyla karşılamışlar ama Hadis onlar için belge olmuştur. Bize düşen de ümmetin sevadı azamını izlemektir. Fıkıhtaki ihtilaflardan lezzet almanın uygun olmadığı hepimizin bildiği bir hakikattir. Derin ilmi meseleler ehline havale edilmelidir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Normalde kayınpederiniz babanız hükmündedir ama bu durum tedbirli olmanızı gerektirebilir. Mümkün olduğu kadar uzak durmakta haklısınız. Fakat bunu ilan edip kendinize düşman edinmeyin.
Selamünaleyküm. Nikâhlı bir kadınla, o ay başı veya lohusa olmadıkça hiç bir şekilde ilişki hiç bir zaman haram değildir. Namazı geciktirmek gibi bir durum yoksa hiç bir keraheti yoktur. Helaldir, mubahtır.
Selamünaleyküm. Hanefi mezhebinin muteber kitaplarından el-Bahru'r-Raik isimli eserin er-Rukû' ve's-Sücûd fi's-Salat bölümünde şu hüküm vardır: 'Farzların ilk ikisinde, nafilelerin bütün rekâtlarında, vitir ve bayramlarda Fatiha vaciptir. Farzların son ikisinde ise Sünnet'tir.'