Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Hocam şimdi biz Konya da sohbet mahiyetinde oturan bir gurup arkadaşız içimizden bir arkadaş miras konusunda bir sorunla karşı karşıya biz oturumlarımızı kuran ve sünnet esasına göre yapan tevhidi bir çizgide olduğumuza inanan Müslümanlarız. Arkadaşımız mobilyacı ve bu arakadaşımızın babasının 1 dükkanı 3 evi var evlerin birisinde kendisi oturuyor diğerini kızına verdi ve birindede bizim arkadaş oturuyor. Arkadaşımızda kuran ve sünnete göre babasına ve annesini ikramda ve saygıda kusur etmeden hatta gerçekten öf bile demekten kaçınarak babası ve annesini her hizmetine koşuyor ve üstelik hanımı ve çocukalrıda tevhid üzere oldukları için onlarda çok iyi davranıyorlar. Diğer erkek kardeş ise değil iyi davranmayı babasının ziyaretine bile nerdeyse bayramda bile gelmeyecek neyse hal böyle olunca bizim arkadaşın babası dükkanını ve evlerden birini bizim arkaşaın üzerine vermek istiyor ben yaşarken bunları sana bırakacam diyor öldüğüm zaman ise oturduğum ev abinin olsun diyor. Bizde amcaya bunun caiz olmadığını çocukların arasında yarım yapmaması gerekltiğini söylüyoruz ama o kafayı takmış ne olursa olsun bu böyle olacak diye bizim arkadaşa baskı yapıyor. Babasının bizim arkadaşa vermek istediği ev ve dükkan ortalama bir hesapla babanın mirasının 3te 2si tutuyor hocam arkaşımız babasından bu mirası hibe olarak babasından alsa bu durumda bizim arkadşımız haram işlemiş olur mu. Bu konudaki islami çözüm nedir. Selametle...
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Ölenin borçları ödendikten sonra geriye kalan ne ise onun % 12,5 'u eşinin, %21,875'i erkek çocuklarının her birinin ve % 10,938'i de kızlarının her birinin olur.
Selamünaleyküm. Allah'ın bir emrini yerine getirmemiz sizi bir başka harama sevk ediyorsa o emri yerine getirmeyebilirsiniz. Akrabalarınıza karşı kusurlu olmayın. Onların aleni zulmüne de razı olma. İki çizgi arasında durun. Ezmeyin, ezilmeyin; ara yerde inşallah iyi kul olursunuz.
Selamünaleyküm. Hayatta iken babanın tasarrufları miras uygulaması görmez. Baba hibe etmiştir ve o hibe ile dosya kapanmıştır. Kardeşin bunda bir hakkı yoktur.
Selamünaleyküm. O zaman halalar haklarından feragat ederek ya da gerekeni aldıklarına inanarak duruma razı olmuşlarsa şu andaki çıkışlarının dinen bir anlamı yoktur. O zamanki durumda razı değildi iseler elbette şimdi hakları verilecektir.
Miras, kitabımız Kur'an'ın kesin çizgilerini çizdiği kurallarla belirlenmiş bir sistemdir. Kesinlikle bireysel davranışlar caiz olmaz. Allah herkesin hakkını belirlemiştir. Babanız öldükten sonra, abilerinizin kendi şahıslarına ait olduğunu ispat ettikleri bölümler dışında bütün mal paylaşılacaktır. Anneniz yaşıyorsa o da pay alacaktır. Sizin hakkınıza düşen bölümü istemeniz ne ayıptır ne de günahtır. Sılayı rahim bahane edilerek de hakkın zayi edilmesi doğru olmaz. Malınızı isteyin, kardeşlik hukukunuzu da devam ettirin. Zor ama gerekli olan budur. Eğer İslam'a göre bir taksime razı olurlarsa ona davet edin. Olmazsa bir hukuk yolu ile hakkınıza düşeni alın. Ama dikkat edin; haklı iken haksız duruma düşecek kaba hareketlere tevessül etmeyin. Geri dönülmeyecek sözler sarfetmeyin. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Babanız yani mal sahibi yaşıyorsa sizin bir hakkınız yoktur. Babanız öldü ve malı miras olarak kaldı ise ve bu şekilde bir kullanım söz konusu ise size düşen hakkınızı istemenizde hiçbir sakınca yoktur. Ne ayıptır ne de günah! Hakkınızı talep edin.
bayram konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Normalde kayınpederiniz babanız hükmündedir ama bu durum tedbirli olmanızı gerektirebilir. Mümkün olduğu kadar uzak durmakta haklısınız. Fakat bunu ilan edip kendinize düşman edinmeyin.
Selamünaleyküm. Gördüğünüz gibi bu bir on lira meselesi değildir. Mesele şahsiyet meselesidir. Bu sizin için bir sınavdır. O düzeye düşüp düşmeyeceğiniz belli olacak. Madem siz, o şahsiyette değilsiniz ve o yapılanı yanlış buluyorsunuz yükselin suyun üstüne. Verin istediklerini, kapatın ağızlarını. O evden ayrılıp ev kurduğunuz zaman zaten sorun kalmayacak. Allah size sabırlar versin.
Selamünaleyküm. Kurbanların tamamı kesildi ise liste okunmadığı için doğan eksiklik sakınca doğurmaz.
Selamünaleyküm. Tehlikeli bir süreç üzerindesiniz. Muhakkak ailenize bildirin, işi onlar sürdürsün ya da tekrar buluşmamak üzere ayrılın. Şeytan herkesi böyle bir oyunla oynatmaktadır. Siz yeni değilsiniz.
Selamünaleyküm. Eşiniz kurban kesmeli ama zekâtını altınlarını alıncaya kadar erteleyebilir; eline geçince topluca verebilir. Kurban bağışlarken ne niyet ederseniz o muteber olur.
Selamünaleyküm. Şevval ayında tutulması tavsiye edilen altı günlük orucun bize ulaşan temel kaynağı İmam Müslim'in rivayet ettiği bir hadisi şeriftir. Bu hadisi şerifin tercümesi şu şekildedir: 'Kim Ramazan orucunu tutar ve sonra Şevval ayından ona altı gün ilave ederse bütün yılı oruç tutmuş gibidir.' Hadisi şerif Müslim'de Sıyam, 39/2758'de kayıtlıdır. Aynı hadisi ve benzerlerini Ebu Davud, Tirmizî, Ahmed, Darimî, Beyhakî, İbni Mace, İbni Hibban, İbni Huzayme, Nesaî, Taberanî de rivayet etmiştir. İmamlarımızdan İmam Malik ve İmam Ebu Hanife ise bu orucu hoş karşılamamışlardır. Zira İmam Malik, kendisine seleften böyle bir hadisin ulaşmadığını söylemektedir. Bu iki imamızın önemli gerekçelerinden biri de, zaten kendilerine ulaşmayan bu hadise rağmen insanların bu orucu Ramazan orucu gibi farz zannetmelerinden çekinmiş olmalarıdır. Ama şunu bilmekte yarar vardır: İmam Malik'in görüşüne rağmen Maliki mezhebi bu orucu sünnet görmüştür. İmam Ebu Hanife'nin görüşüne rağmen Hanefi mezhebi Şevval orucunu sünnet görmüştür. Çünkü Hak, uyulmakta her şeyden öncedir. Burada ne İmam Malik ne de Ebu Hanife'nin (Allah onlara rahmet etsin) yerilmesini gerektirecek bir durum yoktur. Nihayetinde hak bildiklerini söylemişlerdir. Kendi yetiştirdikleri talebeleri de hakka daha yakın olanı ortaya koymuşlardır. (İmam Malik'in nedenlerini tahlil için İstizkâr yirmi ikinci bölüme bakılabilir.) Şunu da bilmekte yarar vardır. Bu ümmet, Müslim'in Sahih'ini kendisine rehber kabul etmiş bir ümmettir. Allah ondan razı olsun. Bu durumda bizim önümüzde mesele şu şekilde durmaktadır: Ulemamızın büyük bir bölümü bu hadisi ve diğerlerini esas alarak bu orucu müstahab görmüşler, Fıkıh kitaplarında önemli bir yer vermişlerdir. İki İmamın çıkışını da saygıyla karşılamışlar ama Hadis onlar için belge olmuştur. Bize düşen de ümmetin sevadı azamını izlemektir. Fıkıhtaki ihtilaflardan lezzet almanın uygun olmadığı hepimizin bildiği bir hakikattir. Derin ilmi meseleler ehline havale edilmelidir. Allah'a emanet olunuz.