Fetva Meclisi
Soru
Vakfımız da kesmek üzere kurban topladik bayram günü kesmek icin hocalarimiz listeyi ve vekaleti bize verdiler dualarla tekbirlerle listedekileri kestik fakat unutarak bir buyukbasi ikidefa okumusuz bir buyukbasi hic okumamişiz (ama unutarak) bunu da sadece ben biliyorum hocalarimiza sormayada utaniyorum gucum olsa tekrar kesmek isterim ama gucum de yok ne yapmalıyım. 2.Sorum: Listeler olustuktan sonra ilave tek isim gelmisti not kagidina yazarak cebime koymuştum onuda listeye ilave etmemişim ne yapmalıyım.
Cevap
Benzer fetvalar
Kurban bir ibadet olarak oğlunuza da vacip oldu ise o kurban ibadetini yerine getirmekle sorumludur. Bu ibadeti onun adına siz vekâleten yani tamam sen benim kurbanımı kes diyeceği bir şekilde kesebilirsiniz, kurban olarak sakıncası olmaz. Yine de siz onun kendisinin bu ibadeti eda etmesini yönlendirin, daha kalıcı bir iş olur.
Selamünaleyküm.Bunu yapmanızda bir sakınca yoktur ancak bu, sizin kesmeniz gerekiyorsa kurban mecburiyetinizi kaldırmaz. Kurban kesme mecburiyetiniz yoksa bunu yapabilirsiniz ya da iki kurban kesip birini böyle yapabilirsiniz.
Aleykümselam. Can alıcı noktayı siz tespit etmişsiniz. Bir ortağın 'kurban niyeti dışında' bir niyetle ortak olması bütün ortaklar için kesileni et yığınına dönüştürür. Kardeşlerinizin bu kadar açık bir ibadet bilmezlikleri varsa siz o kurbandan başka kurban kesin. Babanızın hatırı için de ona ortak olun. Yalnız böyle bir ithamda hassas olmalısınız. Ağır bir yük olur omuzlarınızda hatalı bir karar verirseniz.
Kurban bir ibadet olarak oğlunuza da vacip oldu ise o kurban ibadetini yerine getirmekle sorumludur. Bu ibadeti onun adına siz vekâleten yani tamam sen benim kurbanımı kes diyeceği bir şekilde kesebilirsiniz, kurban olarak sakıncası olmaz. Yine de siz onun kendisinin bu ibadeti eda etmesini yönlendirin, daha kalıcı bir iş olur.
Selamünaleyküm. Vekaleti alanın kimin adına kestiğini bilmesi yeterlidir.
Selamünaleyküm. Her iki şekilde de verilen vekâlet, vekâlet verme açısından yeterlidir. Kurbanın kesilmesi ile alakalı durum ise farklıdır. O kendi konusu içinde incelenebilir.
bayram konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Gördüğünüz gibi bu bir on lira meselesi değildir. Mesele şahsiyet meselesidir. Bu sizin için bir sınavdır. O düzeye düşüp düşmeyeceğiniz belli olacak. Madem siz, o şahsiyette değilsiniz ve o yapılanı yanlış buluyorsunuz yükselin suyun üstüne. Verin istediklerini, kapatın ağızlarını. O evden ayrılıp ev kurduğunuz zaman zaten sorun kalmayacak. Allah size sabırlar versin.
Selamünaleyküm. Şevval ayında tutulması tavsiye edilen altı günlük orucun bize ulaşan temel kaynağı İmam Müslim'in rivayet ettiği bir hadisi şeriftir. Bu hadisi şerifin tercümesi şu şekildedir: 'Kim Ramazan orucunu tutar ve sonra Şevval ayından ona altı gün ilave ederse bütün yılı oruç tutmuş gibidir.' Hadisi şerif Müslim'de Sıyam, 39/2758'de kayıtlıdır. Aynı hadisi ve benzerlerini Ebu Davud, Tirmizî, Ahmed, Darimî, Beyhakî, İbni Mace, İbni Hibban, İbni Huzayme, Nesaî, Taberanî de rivayet etmiştir. İmamlarımızdan İmam Malik ve İmam Ebu Hanife ise bu orucu hoş karşılamamışlardır. Zira İmam Malik, kendisine seleften böyle bir hadisin ulaşmadığını söylemektedir. Bu iki imamızın önemli gerekçelerinden biri de, zaten kendilerine ulaşmayan bu hadise rağmen insanların bu orucu Ramazan orucu gibi farz zannetmelerinden çekinmiş olmalarıdır. Ama şunu bilmekte yarar vardır: İmam Malik'in görüşüne rağmen Maliki mezhebi bu orucu sünnet görmüştür. İmam Ebu Hanife'nin görüşüne rağmen Hanefi mezhebi Şevval orucunu sünnet görmüştür. Çünkü Hak, uyulmakta her şeyden öncedir. Burada ne İmam Malik ne de Ebu Hanife'nin (Allah onlara rahmet etsin) yerilmesini gerektirecek bir durum yoktur. Nihayetinde hak bildiklerini söylemişlerdir. Kendi yetiştirdikleri talebeleri de hakka daha yakın olanı ortaya koymuşlardır. (İmam Malik'in nedenlerini tahlil için İstizkâr yirmi ikinci bölüme bakılabilir.) Şunu da bilmekte yarar vardır. Bu ümmet, Müslim'in Sahih'ini kendisine rehber kabul etmiş bir ümmettir. Allah ondan razı olsun. Bu durumda bizim önümüzde mesele şu şekilde durmaktadır: Ulemamızın büyük bir bölümü bu hadisi ve diğerlerini esas alarak bu orucu müstahab görmüşler, Fıkıh kitaplarında önemli bir yer vermişlerdir. İki İmamın çıkışını da saygıyla karşılamışlar ama Hadis onlar için belge olmuştur. Bize düşen de ümmetin sevadı azamını izlemektir. Fıkıhtaki ihtilaflardan lezzet almanın uygun olmadığı hepimizin bildiği bir hakikattir. Derin ilmi meseleler ehline havale edilmelidir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Nikâhlı bir kadınla, o ay başı veya lohusa olmadıkça hiç bir şekilde ilişki hiç bir zaman haram değildir. Namazı geciktirmek gibi bir durum yoksa hiç bir keraheti yoktur. Helaldir, mubahtır.
Selamünaleyküm. Hanefi mezhebinin muteber kitaplarından el-Bahru'r-Raik isimli eserin er-Rukû' ve's-Sücûd fi's-Salat bölümünde şu hüküm vardır: 'Farzların ilk ikisinde, nafilelerin bütün rekâtlarında, vitir ve bayramlarda Fatiha vaciptir. Farzların son ikisinde ise Sünnet'tir.'
Selamünaleyküm. Bir babanın evlatları arasında ayrım yapması günahtır. Baba adil olmalıdır. Ancak babanın kalbinin zedelenmesine karşı böyle bir tepki vermesi, onunla Allah teala arasındaki bir durumdur. Emrettiği için arkadaşınız onu alsın. Babanın ölümünden sonra gerekiyorsa kardeşler arasında bir dengeleme yaparlar. Allah Teâlâ size de bize de rızası yolunda olmayı müyesser kılsın. Dualar ediniz.
Selamünaleyküm. Normalde kayınpederiniz babanız hükmündedir ama bu durum tedbirli olmanızı gerektirebilir. Mümkün olduğu kadar uzak durmakta haklısınız. Fakat bunu ilan edip kendinize düşman edinmeyin.