Fetva Meclisi
Soru
Bayram da (yani 1. Gününün gecesi) cinsel ilişkiye girmek günah mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kadın hamile iken doktoru izin verdiği sürece ilişki yasak değildir. Erkeğin merhametsizliğini gösterecek noktaya da getirmeden ilişki sürdürülebilir.
Nikâh kıyıldıktan sonra cinsel ilişkiye girmek şart değildir. Ayrıca evlendikten sonra cinsel ilişkinin olmaması nikâhı da düşürmez.
Selamünaleyküm. Tesettür açısından bir sıkıntıdan dolayı mani olunabilir, açık bir sakınca yoktur ortada.
Namazın gecikmesi gibi özel bir mani olmadıkça cinsel ilişki için sakıncalı bir saat dilimi yoktur.
Selamünaleyküm. Dinden çıkmış olmaz. Sürekli bir haram hâliyle yaşamış olur. Nikâhı nikâh olmaz.
Estağfurullah! Böyle bir şey yoktur, helaldir, haktır ve güzeldir.
bayram konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Hanefi mezhebinin muteber kitaplarından el-Bahru'r-Raik isimli eserin er-Rukû' ve's-Sücûd fi's-Salat bölümünde şu hüküm vardır: 'Farzların ilk ikisinde, nafilelerin bütün rekâtlarında, vitir ve bayramlarda Fatiha vaciptir. Farzların son ikisinde ise Sünnet'tir.'
Selamünaleyküm. Şevval ayında tutulması tavsiye edilen altı günlük orucun bize ulaşan temel kaynağı İmam Müslim'in rivayet ettiği bir hadisi şeriftir. Bu hadisi şerifin tercümesi şu şekildedir: 'Kim Ramazan orucunu tutar ve sonra Şevval ayından ona altı gün ilave ederse bütün yılı oruç tutmuş gibidir.' Hadisi şerif Müslim'de Sıyam, 39/2758'de kayıtlıdır. Aynı hadisi ve benzerlerini Ebu Davud, Tirmizî, Ahmed, Darimî, Beyhakî, İbni Mace, İbni Hibban, İbni Huzayme, Nesaî, Taberanî de rivayet etmiştir. İmamlarımızdan İmam Malik ve İmam Ebu Hanife ise bu orucu hoş karşılamamışlardır. Zira İmam Malik, kendisine seleften böyle bir hadisin ulaşmadığını söylemektedir. Bu iki imamızın önemli gerekçelerinden biri de, zaten kendilerine ulaşmayan bu hadise rağmen insanların bu orucu Ramazan orucu gibi farz zannetmelerinden çekinmiş olmalarıdır. Ama şunu bilmekte yarar vardır: İmam Malik'in görüşüne rağmen Maliki mezhebi bu orucu sünnet görmüştür. İmam Ebu Hanife'nin görüşüne rağmen Hanefi mezhebi Şevval orucunu sünnet görmüştür. Çünkü Hak, uyulmakta her şeyden öncedir. Burada ne İmam Malik ne de Ebu Hanife'nin (Allah onlara rahmet etsin) yerilmesini gerektirecek bir durum yoktur. Nihayetinde hak bildiklerini söylemişlerdir. Kendi yetiştirdikleri talebeleri de hakka daha yakın olanı ortaya koymuşlardır. (İmam Malik'in nedenlerini tahlil için İstizkâr yirmi ikinci bölüme bakılabilir.) Şunu da bilmekte yarar vardır. Bu ümmet, Müslim'in Sahih'ini kendisine rehber kabul etmiş bir ümmettir. Allah ondan razı olsun. Bu durumda bizim önümüzde mesele şu şekilde durmaktadır: Ulemamızın büyük bir bölümü bu hadisi ve diğerlerini esas alarak bu orucu müstahab görmüşler, Fıkıh kitaplarında önemli bir yer vermişlerdir. İki İmamın çıkışını da saygıyla karşılamışlar ama Hadis onlar için belge olmuştur. Bize düşen de ümmetin sevadı azamını izlemektir. Fıkıhtaki ihtilaflardan lezzet almanın uygun olmadığı hepimizin bildiği bir hakikattir. Derin ilmi meseleler ehline havale edilmelidir. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Bu durumda yapacak bir şey yok. Bir hata imiş oldu. Tekrarını yapmamaya gayret ederiz. Allah hepimizi mağfiret buyursun.
Selamünaleyküm. Kurbanların tamamı kesildi ise liste okunmadığı için doğan eksiklik sakınca doğurmaz.
Selamünaleyküm. Vekâlet kabul eden biri, vekalet verenin niyetine sadık kalmalıdır. Bir mezhep açısından caiz olan bir uygulama için endişe etmeye de gerek yoktur.
Selamünaleyküm. Şart koşmanız şartınıza bağlı kalmanızı gerektirmektedir. Önceden düşünecektiniz. Bilerek konuşmayın. Bilmediklerinizden mesul olmazsınız.