Fetva Meclisi
Soru
Selamün aleyküm sayın hocam benim bir mevzuatım var yardımcı olursanız çok sevinirim. Ben evli bir kişiyim eşimle, başka bir kişi hakkında tartıştık, o kişinin ahlaksız biri olduğunu bana eşim bile bile söylemedi. Bende o kişinin geçmişini bilmiyordum o kişiyle konuşmayacaksın dedi, bende konuşmamaya namus ve şeref sözü verdim ama eşim buna itibar etmedi şart edeceksin dedi, bende tamam ben konuşmayacağım hadi şart olsun dedim ve şart ettim. Yalnız bu kişi bayan, benim köylüm. Kayseri dışında yaşıyor. Bu kişiyi ben resimlerden tanıyorum olasıya konuşmamak için şart ettim ama kafamı kemiren bir soru var ileri ki zamanlarda bu bayanla bayramda, cenazede, düğünde veya herhangi bir yerde karşılaştım bilerek veya bilmeyerek konuştum, söylemiş olduğum şart ne olacak bana yardımcı olursanız memnun olurum. Ortada ırz namus hiç bir şey yok.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm.Büyük bir çirkinlik içine düşmüş eşiniz. Aileler neyi düzelttiler, onun ahlâkını mı sizin gazabınızı mı?Birinci işiniz, bu olay onun itirafı olmadıkça kesin bir hüküm değildir, bunu bilin. Zanla sakın iş yapmayın, iftiracı duruma düşersiniz. İkinci olarak da, elân eşiniz böyle bir şeye devam ediyorsa sizin rıza göstermeniz kabullenilemez. Aile büyüklerini devreye sokun. Onların da bilgisi dahilinde ve teenni ile ama iffetinize sahip çıkan bir karar verin, kanuni yollarla ayrılın. Yasal olmayan bir işi sakın yapmayın. Ve asla tek başınıza karar vermeyin. Allah size sabır versin.
Selamünaleyküm. Bunun için güzel bir tevbe etmeniz ve bir daha böyle bir mesele açmamanız gerekir. Eşiyle olan alakasını o düşünsün. Siz tevbe edin, tevbenize sadık kalın yeter.
Selamünaleyküm. Hanımların bu husustaki hassasiyeti yüksektir. Bir nebze siz de abartıyor olabilirsiniz ama eşinizin hatalı tutum içinde olması mümkündür. O da, dindar olsa bile nihayetinde insandır. Zafiyetleri de olabilir. Bunun ortasını bulmaya çalışın. İnatlaşma seviyesine getirmeyin hepten batar, siz de kahrolursunuz. Sabırlı olun, dua edin. Çevresini daraltmaya çalışın.
Selamünaleyküm. Sizin ve eşinizin aile büyüklerinden üç kişilik ya da beş kişilik bir heyet kurun. Onları sizin meseleniz hakkında karar vermeye mecbur tutun. Onların vereceği karara göre de ayrılabilirsiniz. Sabırlı olun, fevri karar vermeyin.
Aleykümselam. Bu tür meselelerde şeytana yol açmamak için mesafeli durmayı bilmeniz gerekir. Ayda iki kere buluşuyordu iseniz bire düşürün onu. İki saat bir arada kalıyordu iseniz bir saate indirin. Üç konudan birini konuşmamaya çalışın. Mesafe koyun, seviye koyun. Daha değerli olursunuz vebalden de kurtulursunuz.
Selamünaleyküm. Bir kere kendinizi böyle kaypak bir zeminde bırakmayın. İkinci olarak da ailenizden başka büyüklere de meseleyi danışın, onların kararına göre karar verin.
bayram konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Vekâlet kabul eden biri, vekalet verenin niyetine sadık kalmalıdır. Bir mezhep açısından caiz olan bir uygulama için endişe etmeye de gerek yoktur.
Selamünaleyküm. Bu durumda yapacak bir şey yok. Bir hata imiş oldu. Tekrarını yapmamaya gayret ederiz. Allah hepimizi mağfiret buyursun.
Selamünaleyküm. Ortasını bulmaya çalışın. Eşinizi ailesine götürüp babanıza dönün. İki tarafa da özrünüzü ve böylesini istemediğinizi tatlı bir dille beyan edin. Babanız size istemekte haklıdır ama eşinizin bir hakkını ilga etmekte haklı değildir. Yine de kalplerinin yumuşaması için dua etmelisiniz. Allah sabırlar versin.
Selamünaleyküm. Hanefi mezhebinin muteber kitaplarından el-Bahru'r-Raik isimli eserin er-Rukû' ve's-Sücûd fi's-Salat bölümünde şu hüküm vardır: 'Farzların ilk ikisinde, nafilelerin bütün rekâtlarında, vitir ve bayramlarda Fatiha vaciptir. Farzların son ikisinde ise Sünnet'tir.'
Selamünaleyküm. Nikâhlı bir kadınla, o ay başı veya lohusa olmadıkça hiç bir şekilde ilişki hiç bir zaman haram değildir. Namazı geciktirmek gibi bir durum yoksa hiç bir keraheti yoktur. Helaldir, mubahtır.
Selamünaleyküm. Şevval ayında tutulması tavsiye edilen altı günlük orucun bize ulaşan temel kaynağı İmam Müslim'in rivayet ettiği bir hadisi şeriftir. Bu hadisi şerifin tercümesi şu şekildedir: 'Kim Ramazan orucunu tutar ve sonra Şevval ayından ona altı gün ilave ederse bütün yılı oruç tutmuş gibidir.' Hadisi şerif Müslim'de Sıyam, 39/2758'de kayıtlıdır. Aynı hadisi ve benzerlerini Ebu Davud, Tirmizî, Ahmed, Darimî, Beyhakî, İbni Mace, İbni Hibban, İbni Huzayme, Nesaî, Taberanî de rivayet etmiştir. İmamlarımızdan İmam Malik ve İmam Ebu Hanife ise bu orucu hoş karşılamamışlardır. Zira İmam Malik, kendisine seleften böyle bir hadisin ulaşmadığını söylemektedir. Bu iki imamızın önemli gerekçelerinden biri de, zaten kendilerine ulaşmayan bu hadise rağmen insanların bu orucu Ramazan orucu gibi farz zannetmelerinden çekinmiş olmalarıdır. Ama şunu bilmekte yarar vardır: İmam Malik'in görüşüne rağmen Maliki mezhebi bu orucu sünnet görmüştür. İmam Ebu Hanife'nin görüşüne rağmen Hanefi mezhebi Şevval orucunu sünnet görmüştür. Çünkü Hak, uyulmakta her şeyden öncedir. Burada ne İmam Malik ne de Ebu Hanife'nin (Allah onlara rahmet etsin) yerilmesini gerektirecek bir durum yoktur. Nihayetinde hak bildiklerini söylemişlerdir. Kendi yetiştirdikleri talebeleri de hakka daha yakın olanı ortaya koymuşlardır. (İmam Malik'in nedenlerini tahlil için İstizkâr yirmi ikinci bölüme bakılabilir.) Şunu da bilmekte yarar vardır. Bu ümmet, Müslim'in Sahih'ini kendisine rehber kabul etmiş bir ümmettir. Allah ondan razı olsun. Bu durumda bizim önümüzde mesele şu şekilde durmaktadır: Ulemamızın büyük bir bölümü bu hadisi ve diğerlerini esas alarak bu orucu müstahab görmüşler, Fıkıh kitaplarında önemli bir yer vermişlerdir. İki İmamın çıkışını da saygıyla karşılamışlar ama Hadis onlar için belge olmuştur. Bize düşen de ümmetin sevadı azamını izlemektir. Fıkıhtaki ihtilaflardan lezzet almanın uygun olmadığı hepimizin bildiği bir hakikattir. Derin ilmi meseleler ehline havale edilmelidir. Allah'a emanet olunuz.