Fetva Meclisi
Soru
Bir akrabamdan alacağım vardı. Çok zaman geçti, tahsilde sıkıntı oldu. Ben de ona dedim ki, “Sendeki alacağımı köyümüzdeki fakirlere sadaka olarak ver”. O da kabul etti. Bu yaptığım doğru mudur, sadaka vermiş oldum mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Borç ağır bir yüktür ve öncelikli olmalıdır. Sadaka vermek ve borcu ödemek arasında tercih borcun ödenmesinde olmalıdır. Âlimlerin ağırlıklı görüşü böyledir. Ancak sürekli girdi çıktısı olan ama yatırımları devam eden birinin borcu ödeme riski taşımadığı için o sadaka verebilir, onun için böyle bir tercih durumuna gerek yoktur.
Buna VEKİLİN KENDİNE SATIŞ YAPMASI adını verebiliriz. Fukahanın çoğunluğuna göre böyle bir satış töhmeti getireceği için caiz değildir. Zira vekil olan kişi fiyatı kendi beğenisine göre ayarlamış olma ithamı görebilir. Hâlbuki vekil, emindir yani vekâletini üstlendiği işte emin olmak zorundadır. Eğer vekâlet veren kişi vekâleti esnasında böyle bir ayrıntıyı da yani kendine satabilmesi ayrıntısını da zikretti ise caiz olabilir aksi takdirde değildir.
Borcun alacaklıya farklı bir menfaat getirmemesi gerekiyor ki borçta faiz riski bulunmasın. Bu nedenle mutat yani eskiden beri devam eden akrabalık ilişkisinde mesela yazın köyden meyve göndermek gibi normal hediyeleşmeler dışında borçlunun alacaklıya hediye vermesi caiz değildir. Alacaklı bu hediyeyi almamalıdır. Özel konumu gereği hediyeyi geri veremeyen ise ya hediyeyi borçtan düşmeli ya da bir başkasına vermelidir.
Farz ibadetlerde asıl olan, o ibadeti zamanında ve emredildiği şekliyle yapmaktır. Diğer bir ilke de kişinin bizzat kendisinin yapmasıdır. Ancak bazı ibadetler, bazı durumlarda vekâlet yoluyla yaptırılabilir. Hac ibadetini yapamayacak derecede sağlığı bozulan veya aşırı yaşlılık nedeniyle kendisi hacca gidemeyecek durumda olanlar kendi yerine haccetmesi için masraflarını karşılayarak vekil gönderebilirler. Fakat vekil gönderecek parayı fakirlere sadaka olarak vermekle veya bir hayır kurumuna yardım yapmakla hac görevini yerine getirmiş sayılmazlar. Böyle yapanın hac borcu düşmez, sadakasının sevabını alır (Merğinânî, el-Hidâye, 2/483).
Emlakçı ancak emlakçı olarak işini yaptığı zaman ücret alma hakkına sahip olur. Anlaşmanızda başkasına satmaya aracı olmak vardı. Ücret ancak onun için tahakkuk eder. Zira emlakçı vekildir, vekilin satmaya vekil olduğu şeyi sahibinden habersiz olarak kendisinin satın alması zaten uygun değildir. Ücret talep etmesi de hakkı olmaz.
Borcu olan bir müminin, o borcu karşılayacak birikimi varsa ya da borç açısından bir risk oluşmuyorsa dilediği gibi sadaka vermesinde bir sakınca olmaz. Borç açısından sıkıntı söz konusu ise öncelikli olarak borcu dikkate alarak hareket etmek gerekir. Öyle bir durumda sadaka tercih edilmemelidir.
akraba konusundaki diğer fetvalar
Biz, sılayırahim görevimizi, akrabalarımız hak ettikleri için yapmıyoruz. Allah bize emrettiği için yapıyoruz. Dolayısıyla akrabaların zalim de olsalar sen Allah’ın kulu olmaya devam edeceksin. Onlarla sılayırahim bağın bir harama sebep olmadıkça görevini yapmaya devam et. Hem sıladan kazanırsın hem sabretmekten.
Dayı, kardeş, amca hanımları (arada başka süt gibi bir bağ yoksa) yabancı kadın hükmündedir. İlişkilerde bu kurala göre hareket edilmesi gerekmektedir.
Annenin dayısının kızı senin mahremin değildir yani onunla evlenmende (süt bağı gibi bir başka bağ yoksa aranızda) bir sakınca yoktur. Sosyal ilişkileriniz de bu kurala göre olmalıdır.
Allah’ın haramlarından bir haramı alenen işleyen en yakınımız bile olsa ona tepki göstermemiz mümin olmamızın gereğidir. Siz konumunuza uygun olan tepkiyi göstermişsiniz. Bundan ötesi, sizin mesafeli durmanızla yeterli olur. Daha fazla yapabileceğiniz yoktur. Mesafeli olun, seviyeli olun. Allah Teâlâ hepimizi ıslah etsin, mağfiret buyursun.
• Dayının eşi, • Annenin dayısının eşi, amcanın eşi, • Dayı kızları, amca kızları mahrem değildir. Mahrem olmadıkları için de onlarla tokalaşamazsınız.
Durum dediğiniz gibi ise halanızla mesafeli durmanızda bir sakınca olmaz. Onun ıslahı için de dua edin.