İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Banka Promosyonu caiz midir?

Cevap

Bankaların, kamu veya özel sektörde çalışanlara, çalıştığı kurumlar tarafından maaşlarını kendilerinden almayı tercih etmeleri karşılığında vermiş oldukları promosyonlar, işleyiş bakımından faize tam olarak benzememekle birlikte faiz şüphesinden de tümüyle uzak değildir. Bu itibarla, temel ihtiyaçlarını karşılayacak durumda olanların bu parayı kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları yakınları için kullanmamaları; bilakis ihtiyaç sahibi fakirlere vermeleri uygun olur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bankanın verdiği o promosyon için faiz şartları tahakkuk etmiyor. Ama bir mü'min olarak, banka kelimesinin içimizde oluşturduğu tiksintiyi siz de takdir edersiniz. Kullanmayıp bir kuruma vermek veya bir fakire vermek en iyisidir diyebiliriz. Ama kullanmanın da faiz gibi olduğunu söylememiz zordur.

Kamu personeliyim. Yıllık maaşımızı aldığımız banka bize yılda bir defa olmak şa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bu bir faiz işlemi değildir. Berrak bir helal olduğunu da söyleyemeyiz. Durumunuza göre siz karar verebilirsiniz.

Selamünaleyküm. Kamu kurumunda çalışıyorum. Kurumumuz bir banka ile maaşların öd
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Banka kelimesi faiz gibi ağır bir haramı çağrıştırdığı için bütün mü'minlerin ürktüğü bir kelimedir. Bu ürkme de kalpte imanın bulunduğuna işarettir. Esas olan, banka ve kâğıt üzerinde kazanılan paradan mümkün oldukça uzak kalmaktır. Ancak dediğiniz gibi, faizle ilgili kurallara uymayan alanlar da vardır. İhtiyatlı davranmayı ilke edinerek hareket edebiliriz. Ama promosyon için faizin kendisidir demiyoruz. Allah'a emanet olun.

Bankaların vermiş olduğu promosyonlar bizim isteğimiz dışında gelişen bir olay o
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Banka promosyonları, direkt faiz değildir. Faiz şartları ona uymuyor ama soframıza gelebilecek bir helallikte olduğunu da zannetmiyorum.

Bankaların verdiği promosyon ücreti faize girer mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Söz konusu FAİZSİZ verilen para için direkt faizli borç gibi haramdır diyemeyiz. Sadece böyle bir işlemle o para alınmış olsa idi rahat bir şekilde caiz derdik. Bu durumda ise: - İşlemi yapan kurumun faizli bir kurum olması, - İşleme dayanak olan promosyon hakkındaki endişelerimiz bu işlemden uzak durmanın daha isabetli olacağı yönüne bizi yönlendirmektedir. Yine de bu haliyle yani bir faiz söz konusu olmayan haliyle inşallah direkt faizli işlem gibi haram değildir deriz. Mümkün olduğu kadar zarureti olmayanın böyle risklerden uzak kalmasını tavsiye ederiz.

Memurlara maaş aldıkları banka promosyon para dağıtıyor. Hanıma promosyon diye 9
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Promosyondan menfaat elde etmeniz caiz değildir. Bu parayı ne parası olduğunu söylemeden belirttiğiniz yerlere verebilirsiniz. Faizli bir bankayla çalışmanız caiz değildir.

Hocam bir ticari işletmemiz (özel okulumuz) var. Kasa hesabımız Kuveyt Türk'te a

TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Borç verme İslâm’da teşvik edilen bir husustur. İnsanların muhtaç olan kişilere borç vermeleri sadaka sevabı olan bir davranıştır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 5/161, 166) Borç vermede önemli olan, borç karşılığında herhangi bir fazlalığın şart koşulmaması, borç verenin ya da alanın zarara uğratılmamasıdır. (Kâsânî, Bedâ’i, 7/394-396) Kadınlar arasında tertip edilen toplantılarda her bir katılımcının toplanan meblağı dönüşümlü olarak her ay içlerinden birine vermeleri şeklindeki uygulamada bir sakınca yoktur. Çünkü bu, sonuçta bir borç verme işlemidir.

Kadınların kendi aralarında yaptıkları “gün” adı verilen toplantılarda topladıkl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Maddi hasar ile sonuçlanan trafik kazalarında tazminat sorumluluğu var mıdır? İslam’da, din, can, akıl, nesil ve mal güvenliği korunması gereken beş temel esas (zarurat-ı hamse) olarak değerlendirilmiş, bir kimsenin malına gelen zararların giderilmesi, ana ilkelerden biri olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla trafik kazasında suçlu olan kişi, trafik kaza raporunda belirtilen hata oranında mağdur ettiği kişinin aracına verdiği maddi zararı ve araçta meydana gelen piyasa değerindeki azalmayı tazmin ile yükümlü olur. Sigortanın karşılayacağı veya dava sonucu mahkemenin hükmedeceği miktar, tazminat yerine geçer.

Maddi hasar ile sonuçlanan trafik kazalarında tazminat sorumluluğu var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Trafik kazasının kişinin iradesi/dahli dışında gerçekleşmesi durumunda tazminat gerekir mi? İslam hukukunda bir şeyin itlaf edilmesi sonucu meydana gelen zararın faile isnat edilebilmesi ve bir tazmin sorumluluğu doğabilmesi için fiil ile zarar arasında illiyet bağının bulunması, yani zararın fiilin tabii sonucu olarak ortaya çıkması gerekmektedir. Bununla birlikte zararla fiil arasında esasen bir illiyet bağı mevcut olmakla beraber farklı bir faktörün devreye girmesi, failin tazmin sorumluluğunu düşürebilir. Söz konusu illiyet bağını kesen sebeplerin en başta geleni ise mücbir sebep denilen haldir. Fakihler fırtına, yangın, sel gibi mücbir sebeplerin bir zararı meydana getirdiği durumlardaki zarardan o fiilin failini bundan sorumlu tutmamışlardır. Mesela fırtına, yangın, sel, hastalık veya ani ölüm gibi nedenlerle hayvanın düşüp bir şeyi telef etmesi durumunda, binici tazmin ile sorumlu tutulmamıştır. (Şirbini, Muğni’l-muhtac, V, 542) Burada fiille zarar arasındaki illiyet bağını mücbir sebep ortadan kaldırmıştır. İlliyet bağını kesen bir diğer sebep ise zarar görenin veya üçüncü bir kişinin kusurudur. Dolayısıyla zararın meydana gelmesine zarar görenin veya üçüncü bir kişinin kusurlu bir davranışı sebep olmuşsa failin yine tazmin borcu doğmaz. Bu husus, trafik ile ilgili mevzuatta şu şekilde zikredilmiştir. “İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.” (Karayolları Trafik Kanunu/KTK, md. 86) Buna göre; kurallara uygun bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün şiddetli yağmur, fırtına, sel, vb. nedenlerle iradesi/dahli dışında aracıyla bir şeyi telef etmesi veya zarar görenin yahut üçüncü bir kişinin kusurlu bir davranışı sonucu zarar meydana gelmesi durumunda tazmin ile sorumlu tutulmaz.

Trafik kazasının kişinin iradesi/dahli dışında gerçekleşmesi durumunda tazminat
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kullanıcılar arasında değişim ya da kıymet ölçüsü olarak genel kabul gören, kaynağı itibariyle kullanıcılara güven veren her türlü paranın kullanımı caizdir. Bu noktada önemli olan husus, para olarak bilinen değişim aracının kendi özünde yani üretim şeklinde, sürüm aşamalarında ve muhataplık niteliğinde büyük belirsizlik (garar) içerip içermemesi, bir aldatma (tağrir) aracı olarak kullanılıp kullanılmaması ve belli bir kesimin haksız ve sebepsiz zenginleşmesine vesile olup-olmamasıdır. Son yıllarda ortaya çıkan ve birçok çeşidi bulunan kripto paralardan her birini kullanmanın hükmünü yukarıdaki genel ilkeler doğrultusunda değerlendirmek gerekir. Buna göre kendi özünde ciddi belirsizlikler taşıyan, aldanma ve aldatma riski ileri düzeyde olan, dolayısıyla herhangi bir güvencesi bulunmayan ve kamuoyunda saadet zinciri olarak bilinen uygulamalar gibi belirli kesimlerin haksız ve sebepsiz zenginleşmesine yol açan kripto­ paraların kullanımı caiz değildir.

Kripto paraların kullanımının dini hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm’ın kesin kurallarıyla çelişmeyen ve yürürlükteki hukukî mevzuata bağlı olarak yapılan iş akdinde, taraflardan birinin haksız uygulaması üzerine açılan davada mahkemenin, kendisine sunulan gerçek delil ve doğru beyanlara dayanarak hükmettiği tazminatı almak dinen caizdir.

Mahkemenin hükmettiği tazminatı almak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimizde yasak olan şeyleri yapmak günah/haram olduğu gibi böyle şeylerin yapılmasına rıza göstermek ve yardımcı olmak da günah/haramdır. Hz. Peygamber, haram bir maddeyi kullanan ile birlikte onu imal eden, taşıyan, aracılığını ve sunumunu yapan kişilerin de aynı günaha girdiğini bildirmiştir. (bk. Ebû Dâvûd, Eşribe, 2 [3674]; İbn Mâce, Eşribe, 6 [3380]) Bu itibarla, bir kimsenin helalinden kazanma konusunda alternatif imkânları bulunduğu sürece dinen yasaklanan şeylerin yapıldığı iş yerlerinde çalışması caiz olmaz. Ancak bütün çabalarına rağmen geçimini sağlayacak başka iş bulamadığı durumlarda zaruret sebebiyle bu tür iş yerlerinde çalışabilir. Zaruret durumunun ortadan kalkması yani yapılması helal olan uygun bir iş veya iş yeri bulması hâlinde ise mevcut iş yerini terk etmesi gerekir.

İçki ve diğer haram ürünlerin satıldığı bir iş yerinde çalışmak caiz midir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.