Fetva Meclisi
Soru
Bir bayanın yanında mahremiyle birlikte (film müslüman yapımı olduktan sonra) sinemaya gitmesinde bir sakınca var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
İslam ve sanat, bir arada olması halinde çok güzel sonuçların elde edileceği iki kelimedir. Sanatın dinin emrine girmesi ile elde edilecek hayırlı sonuçları konuşuyoruz. Dinin emrine girmedikten sonra sanatın yokluğu varlığından daha hayırlı olacaktır. Kadınların sinemada bulunmalarını kökten reddetmek, sinemayı kökten reddetmek olur. Bu nedenle, kadını kadınlığından çıkarmayan ve filmin teması dışındaki yollara saptırmadan kullanan rollerde kadın bulunabilir diye düşünüyorum. Ama bu ne kadar olur bir şeydir, doğrusu bilemem. Zor olmasına zor gerçekten. Eğer sinemayı cihad maksatlı kullanacaksak, bırakın cihadın zor bir iş olduğunu tadalım. Allah yardımcınız olsun, amellerimizin rızası doğrultusunda olmasını bize nasip etsin.
Film izlemek, mahrem olsun veya olmasın vakit zayiatı ise önce bunu yapılması sakıncalı işler arasına koyalım. Bu bir. İkinci olarak da: Erkeğin diz kapağı ile göbeği arası, kadının da eli, yüzü ve ayakları hariç her yeri avrettir. Avrete nikâhlı eşlerin dışında bakılması ise haramdır. Sadece anne, kız, kardeş, teyze, hala, nine gibi yakınların bakılmasında bir miktar daha gevşek durulabilir. Bunda da fitneden emin olmak şarttır.
Sinemanın insan hayatını neredeyse hava ve su kadar etkileyebildiğini görüyoruz. “Olmaz” denip atılabilecek bir konu olmadığı gibi “madem atılamıyor gelsin” denebilecek kadar da kabullenilebilecek bir konu değildir. Zor da olsa ortayı bulmamız gerekiyor. Belki bu nesil belki de bir sonraki nesil inşaallah sinemanın Müslümancasını bulacaktır. Umudumuz böyledir. Sinema ürünleri için en temel olmazsa olmaz prensipler olarak şu noktaları tespit edebiliriz: Sinema konumuz Allah’ın haramlarından bir haramı içermemelidir. Bu içermeme görüntü veya söz ile olması bakımından aynıdır. Avret teşhiri, yalan, hile, erkeğin kadına kadının erkeğe benzemesine teşvik olabilecek görüntüler, istihza gibi haramları buna örnek gösterebiliriz. Peygamberleri temsil etmenin caiz olmayacağına muasır âlimler ittifakla karar vermişlerdir. Raşid halifeler de temsil edilemez. Diğer sahabilerin veya büyük müçtehitlerin temsili ise ihtilaflı bir konudur. Kâfirleri ve küfür sözleri reklamı olacak şekilde temsil etmek caiz değildir. Gayba ait bilgilerde zihin karışıklığı oluşturabilecek sahneler ihtiva etmemelidir. Müslüman ahlakını zedeleyebilecek uygulamalardan uzak kalınmalıdır. Finans kaynağı faiz gibi haramlardan gelmemelidir.
Sevap için ise gidişin sevaptan çok günah bulursun. Kültür için ise kültür uğruna günaha değmez. Peygamber aleyhisselama itaatten başka her şey sıkıntılıdır.
Kadın veya erkeğin, gezmesini, temiz hava almasını, tabiatı izlemesini men eden hiçbir hüküm yoktur. Bugünkü gençliğin ifadesiyle ‘tur atmak’ için gezmekte yani şeytanın kolları arasında gezmekte sıkıntı vardır. Kadın veya erkek, fitne ve fesat olan bir mantıkla nerede gezerse gezsin hatta cami avlusunda bile gezse o yasaktır. Haramla yüzleşilen bir durum olmayınca ise kadının gezmesinde bir sakınca yoktur. Erkek veya kadın, kural aynıdır.
Kadim kitaplarımızda böyle bir soru ve cevabını bulamayacağımız bellidir. Ancak fıkhımızın genel kuralları ele alınarak böyle bir şakanın veya uygulamanın hükmünü tespit edebiliriz. Veya “şu noktalara dikkat edilirse caiz olabilir” diyebiliriz: Mü'min bir insanı aldatmak, mahcup etmek, maddi manevi zarara girmesine sebep olmak yasaktır. Erkek kadın karışmışlığı veya mahremiyeti ihlal edilemez bir çizgidir. Seviyesiz söz ve davranışlar mü'min için kabul edilebilir değildir. İbadeti ve zorunlu insani görevleri ihmal ettirecek işler için sakıncalı demek gerekir.