Fetva Meclisi
Soru
Kendimi dini nikâh mağduru olarak tanımlasam yanlış olmaz. Çünkü bana dini nikâh kıyan ve bu nikâhı resmi nikâhtan, daha çok önem verdiğini söyleyen, nikâhtan dönüş olmaz sen benim artık eşim oldun diyen birine eş oldum. Beni bırakmayacağını söyledi. Öyle ki beni asla bırakmayacaksın bu çocuk oyuncağı değil diyen birisiydi. Fakat beraber olduktan sonra ailem seni istemiyor diyerek beni bıraktı. Ailesi de bana sen dostusun siz ayrılın oğlumuzun kariyeri, ismi şöhreti var dedi. Bu kişi çevresinde saygı duyulan itibar ve hürmet gösterilen bir akademisyen. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulundum. Benim ilk eşimdi ve benimle gönül eğlendirdiğini ve cinsel istismara uğradığımı düşünüyorum. Ve bu kanıma çok dokundu. Umurunda değilim telefonlarımı açmıyor. Açtığı zamanda azarlıyor bitti bir daha beni arama diyor. 3,5 ay oldu. Ben her gün ağlıyorum. Evim mezara duvarlarım ağlama duvarına döndü. Hayatla bağım kesildi. Kirletilip bırakılmayı hazmedemiyorum. Bu adama beddua ediyorum. Bu adamın bana yaptıklarını herkes bilsin istiyorum. Bu olayla gazeteye haber olursa imajı lekelenecek. Öğrenmek istediğim bu olayı kamuoyuyla paylaşırsam imajı zedelendiği için kariyeri de biteceği için onun kul hakkına girmiş olur muyum?
Cevap
Benzer fetvalar
Önce oldu dediğiniz nikâhın ne kadar doğru bir nikâh olduğunu bilemediğimiz için olmuş kabul ederek cevap veriyoruz. Siz varlıklı da olsanız sizinle nikâhlanan sizin maddi ihtiyaçlarınızı ve cinsel arzunuzu makul bir şekilde tatmin etmek zorundadır. Bunu yapmayanın nikâhından mahkeme yöntemi ile çıkabilirsiniz. Sizin mahkemeye müracaatınız mümkün olmayacağına göre mahkeme gibi iş görebilecek bir yöntem bulabilirsiniz. Onunla sizi boşaması için açıkça konuşun. Ağırlığınızı koyun ve bu yükten kurtulun.
Selamünaleyküm.Dinimize göre, nikâhlanan bir kadının üzerinde söz hakkı baba ve anneden kocaya geçer. Onların sizden beklentilerine cevap vermeniz şart değildir. Nezaketinizi bozmadan ilişkilerinizi seviyeli şekilde devam ettirin. Acele etmenize gerek yok. Dünya evden, koltuktan ibaret değil ki?
Allah yardımcınız olsun. Şimdi bu durumda sizin üzerinize düşen, onun dediği gibi yapıp kendi başınıza doktora ve gidilmesi gereken yerlere gitmek olur. Zira siz, hatanızı itiraf ediyorsunuz ve kurtarmak istiyorum diyorsunuz. Sonunda kurtulmayacak olsa bile maazallah, siz onun iddiasını sonlandırmak için doktora da gidin, bakkala da gidin. Her yere gidin ve sonunda olumsuzluk çıkarsa maazallah, kalbiniz rahat eder ve huzur içinde olursunuz. Böyle yapmazsanız bir zaman sonra “keşkeler” sizi yiyip bitirebilir. Allah yardımcınız olsun.
Hoca hanım, Allah yardımcın olsun. Sen çocukların varlığını gerekçe görerek ayrılmamayı tercih ediyorsun ama ben sana çocuklardan daha önemli olan bir noktayı dikkate almanı tavsiye edeceğim: Huzurun ve kalp rahatlığın. Gitgide bu iki şeyi kaybetmen seni hasta edebilir. Elbette çocukların varlığı büyük bir değer ama kendisini yitirmiş bir anne o çocuklar için bir ağırlık oluşturmayacaktır ileriki dönemde. Bu pencereden ele al konuyu. Eşinin namaz kılmaması ve senin dine hizmetini hafif görmesi noktasından baktığımızda ise sen de çok iyi biliyorsun ki KÖKTEN NAMAZI İHMAL EDEN birinden ayrılmak bir kadın için yanlış bir boşanma talebi değildir. Tarif ettiğin, eşin namazla başlayan bir uçurumun kenarında duruyor. Konunun bu boyutunu onunla ciddi bir şekilde değerlendirmen belki onun için iyi bir tebliğ ve kendisine gelme sebebi olabilir. Allah işini kolay etsin, kalbine ferahlık versin.
İstiharenizi ve rüyanızı bilemem ama siz eş seçiminde acele etmişsiniz, onun karakteri bu imiş zaten, siz geç öğrendiniz. Size tavsiyem şudur: Eşinizin bu yapısını maddeler halinde bir psikologla istişare edin. Psikolog sizi nasıl yönlendirirse onu yapın, ayrılmak veya devam etmek konusunda bilimsel destek almış olun. Allah yardımcınız olsun.
Kıymetli kardeşim, bu kararı almadan önce aile büyüklerinizden sözüne itibar ettiklerinizle istişare edin. Sırf laf olsun, torba dolsun, diye konuşan insanlarla değil de adalet sahibi, vicdan sahibi, ilim-irfan sahibi kişilerle istişare edin. Buna binaen de bir karar alın. Kararınızı alırken istihare duası yapmayı da unutmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
akademisyen konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Herkes yeteneğine göre iş yapmalıdır. Allah Teâlâ sizi ne için yarattı ise siz onu yapmalısınız. Bunu da zaman gösterecektir. Akademik veya mihrap, nerede ihlâsla iş yapabilirseniz orası değerlidir sizin için.
Meri yasalar, kurallara aykırı olmayan ve bir hile yapmadığınız şekilde gireceğiniz memurluk veya akademisyenlik sorun oluşturmaz biiznillah.
İleride İslamî bir sisteme hazırlık için o bölümlerde okunabilir ama kimin böyle bir amaca nereye kadar sürdürebileceği bilinemez. Böyle bir amacın dışında faiz üzerine kurulu bir sisteme direkt veya dolaylı destek anlamında bir iş/eğitim öğretim caiz olmaz.
İnsan sağlığı ile alakalı bir alanda çalışmanız yaptığınız işin mübarek olmasını getirir size. İbadet düzeyinde ele alınabilecek bir iş görüyorsunuz. İşinizi böyle görün. Allah yardımcınız olsun, işinizi âsan etsin. Bu hayatta ister akademisyen olun ister başka bir alanda olun, hiçbir zaman karşı cinsin sıfır olduğu bir yer ve zaman bulamayacaksınız. Dinimiz kimseye kadını/erkeği görünce kaçın, karşı cinsin olmadığı bir diyara göçün demiyor. Dinimizin dediği, mü'min insan olarak bulunun bulunduğunuz yerde, kendinizi salmayın. Mü'min kimliğiniz ile bulunduğunuz sürece her yerde bulunun. Haramı eskilerin sakıncalı gördüğü öcülerden biri olarak değil de ilk temasta yakacak aktif bir ateş olarak gördüğünüz sürece her yerde her zaman bulunun. Bulunduğunuz yerde dininizin simgesi olarak bulunun. En iyi akademisyen, en vakarlı insan, en takvalı mü'min olun, öyle bulunun. Orada da sizi melekler izlesin, sizin için dualar etsin.
Ne yazık ki bu bilim dalında böyle bir “kötülüğü makul bulma” anlayışı mevcuttur. Bu da sizin, mü'min nesil olarak düzeltmeniz gereken hatalardan biri diye önünüzde durmaktadır. Allah yardımcınız olsun. Biz, onların baktığı gibi “kötülüğü makul bulma/sıkıntıyı hak gibi görme” anlayışı yerine, İNSANA MERHAMET, DERDİ İLE DERTLENME nazarı ile bakacağız. Aksi takdirde psikoloji, kötülüklere pirim veren bir konumda durmuş olur. Mü'min neslin vazifesi bu açıdan da büyük bir rol oynayacaktır biiznillah.