Fetva Meclisi
Soru
Hocam arkadaşımın eşi kendisine bir kez küfürlü bir şekilde git demiş. Mesaj olarak da sen benim karım değilsin demiş. Şimdi bizim nikâhımız düşüyor mu diye soruyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Kocanın karısına söylediği bu ifade boşama kastıyla söylenmişse yeni bir nikâhı gerektiren "bâin talak/boşama" gerçekleşir. Yalnız bu ifadelerin önü ve arkası, söylenme niyeti gibi özel incelenmesi gereken konular olduğundan en yakın müftülüğe kocanızla giderek çözüm aramanız en doğru davranıştır.
Böylesine hassas bir meseleyi tüm detaylarıyla konuşmak için en yakın müftülüğe gidip danışmalısınız.
Böyle bir meseleyi size en yakın müftülüğe gidip bizzat sormanız gerekir.
Telefon, ses sahibi açısından güven veriyorsa, hile ihtimali yoksa talak gerçekleşir.
Bunun bir müftü ile yüz yüze görüşülmesi gerekir. Çözüm olabilir ama müftüye gitmelisiniz.
Anlattığınız gibi bir durumda sizin nikâhınız bitmiş oluyor anlaşılan. Kısa bir zamanda bu kadar gergin noktaya gelebilen bir evlilik için muhakkak bilimsel bir destek almalısınız. Bu arada da size en yakın müftülüğe giderek de yüz yüze fetva sorun, o fetvaya göre de dini boyutunu çözmüş olursunuz. Allah yardımcınız olsun.
boşamak konusundaki diğer fetvalar
Eşi, onu boşamaya yönelik bir cümle kullanmadı ise nikâh gitmez ama ahiretten çok şey gider maazallah.
Boşama ve boşanma hüzün gerektiren bir sonuçtur. Düğün gibi kutlanması, ikramlarla karşılanması Müslüman kültüründe olmayan şeylerdendir. Evet, yaşananlardan kurtulmak böyle hisler yaşatabilir ama herhangi bir boşanma ile ortaya çıkan sonuç, bu ümmetin yapısından bir tuğlanın sökülmesi sonucudur. Geçmişteki acıları ve sıkıntıları geride bırakmayı Allah’a şükür ile karşılamak daha isabetli olur.
Anlaşmalı boşanmanızdan sonra hiçbir bağ kalmaz. Boş ol demesi gerekmez. Hayırlı olsun diye dua ederiz.
Erkeğin ileriye yönelik “boşayacağım, boşarım…” şeklindeki sözleri ile talak/boşama olmaz. Bu bir düşünme veya tehdit niteliğinde kabul edilir. “Boşadım” sözü boşamadır.
Psikolojik rahatsızlık geniş bir ifadedir. Düşünce ve duygunun ağır oranda bozulmasına psikolojik rahatsızlık diyoruz. Sinir hastalığı olarak adlandırılabilir. Şizofren, depresif ve psikoz gibi isimlerle anılan bu hastalıklar akıl üzerinde etkilidir. Düşünme ve idraki zorlar. Hasta yaşadığı ortamdan kopabilir. Tedavisi zordur. Hasta kendisine ve başkalarına zarar verebilir. Hafıza kaybı, psikolojik kaygı, dönüşümsel/kompulsif nevroz gibi sinir hastalıkları da bu başlıkta ele alınabilir. Fıkıh kitaplarımızda bu tür vakalar delilik başlığı altında genel bir isimle anılmaktadır. Bu başlıkla psikolojik rahatsızlıkları fıkıh konuları için ele alabiliriz. Fakihler insan eylemlerinin akıl şartı ile değerlendirilebilir olduğuna söz birliği etmişlerdir. Talak da ancak akıllı için geçerli olabilir. Delilik durumu olan birinin yapacağı talak delilik anına tesadüf etti ise geçerli olmayacaktır. Aklının başında olduğu bir zaman oluyor ve talak da o zamana isabet etti ise talak da geçerlidir. Sinirlilik ve gerginlik durumu eğer delilik noktasına gelmiş ise yani sinirli anı DELİ adını fiilen oturtacak kadar gerçekleşmiş ise o da deli sayılacağı için yapacağı boşama geçerli değildir. Buradaki DELİ ifadesinin ne kadar gerçek deli niteliğinde olduğu da tespit edilmesi zor bir uygulamadır. Genelde insanlar zaten sinirlendikleri için talak yaparlar. Psikolojik sorun yaşayanların talak yapması bu ölçülerle değerlendirilebilir. Bir başka sorun da vesvese (OKB) hastalarının talakıdır. Vesvese hastası ne dediğini bilmiyor, aslında demediğini dedi gibi hissedecek bir durum yaşıyor olduğu durumda iken talak iddiası olursa bunun için de deli ile alakalı tespit üzerinden hareket edebiliriz.
Kadının boşamasının bir bağlayıcılığı yoktur. Bir veya üç aynıdır.