İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Berat kandili ile ilgili kafama takılan iki mesele var: 1- Acaba berat kandilinde samimi olarak dua eden, kulluk vazifesini ifa etsin etmesin, her müslüman mı yoksa sadece bütün dini vecibelerini ifa edip ama aynı zamanda da fısk ve hata işleyen müminler de mi affedilir? 2- Berat kandilinde bir mümin affedilse ama bir müddet sonra yine terk edemediği bir günahı işlese geriye dönük o kabul görmüş mağfiret dileği de hükümden kalkar mı? Yani günahlar gene amel defterine avdet eder mi?

Cevap

Allah Teâlâ, kapısını çalanlara vaatte bulunmuştur. Evet, toptan affettiği kulları da vardır ama ilke kapıyı çalanlar için affın olacağı şeklindedir. Kimi ne kadar affedecek, öncesi sonrası ne olacak gibi soruların gerçek cevabını ancak Peygamber aleyhisselamın bildirmesi ile bilebiliriz. Bu konuda açık bir bilgi bize ulaşmamıştır. Sadece umut taşıyoruz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bundan sonrasına dikkat et. Günahları söylemek bir hata ise eğer o hatanın da tevbesi vardır yavrum. Ondan da tevbe edersin biter biiznillah.

‘Ümmetimden herkes affedilir ancak günahını anlatanlar hariç.’ Ben annemden yar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. 1- Yüzde yüz mübarek gece diyebileceğimiz tek gece KADİR GECESİDİR. 2- Kadir gecesi için bile muayyen bir ibadet yoktur. 3- Şu gecenin ibadeti diye ortaya konan ibadetlerin dayanağı yoktur. 4- Asıl olan Müslüman'ın bu tür fırsatları, hayatının bütün için bir değişim sebebi yapmaktır. O değişim yerine, belli bir zaman dilimini belli bir ibadetle geçirmeyi yeterli bulmak bid'attir. Anlatılan budur.

Selamünaleyküm hocam, burada ilgi duyduğum konularda fetvalar açıp okurken bir c
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu ifade Kur’an’ımızda efendimiz aleyhisselam için kullanılmaktadır. Onun için kullanılması üzerine şunu söyleyebiliriz: Peygamberler masumdurlar yani peygamberlikleri ile alakalı asla bir yanlış yapmazlar. İnsan olarak zafiyeterinden kaynaklanan ve onların makamı itibariyle hata sayılabilecek şeyler ise geçmişi ve geleceği ile Allah Teâlâ’nın mağfiretine dahil olmuştur. Bu konu peygamberler dışında bir mü'min için konuşulduğunda ise anlaşılması gereken şudur: a- Bu tür müjdelerde vaat edilen mağfiret ‘büyük günah’ sınıfından olmayan günahlar içindir. Yani söz konusu olan küçük günahlardır. b- Gelecek günahların da af dahilinde olması ise iki şeyi gösterir. Birincisi, Allah Teâlâ’nın fazlının enginliği. İkincisi de Allah Teâlâ’nın kulunu büyük günahlardan muhafaza buyurmasıdır.

Hocam, bazı hadisi şeriflerde geçmiş ve gelecek günahların affı geçiyor. Geçmişi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Her insan Allah'a iman etmek ve imanının içini de ibadetle doldurmak için yaratılmıştır. Yaratılış gayemiz budur. İman etmeyen biri kökten kendisini helake atmış olur. İman ettiği halde ibadet etmeyen biri eğer ibadeti inkâr ediyorsa yani kabul etmiyorsa o da helak olmuştur. Kabul ettiği halde ibadeti ihmal eden günah işlemiş olur. İhmali bırakıp ibadete dönerse ve yapmadıkları için gerçekçi bir tevbe yaparsa yoluna devam eder. Bırakırsa tekrar zarar etmeye başlar. Bu başladı/bıraktı süreci kaç kere olursa olsun sonunda kul, Allah'ın rahmeti ve affı ile umutlu olmalı ve asla o kapıyı bırakmamalıdır. Kapıda kalmayı bilen için biiznillah sonunda kurtuluş vardır.

Hocam ben namazı bıraktım ve tekrar kılmaya başlamak istiyorum. Allah beni affed
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Allah Teala affettiğini tekrar yazmaz. Sadece işlediği eski silinmiş günahlarını başkalarına anlatanların günahları bir ceza olarak silinmez. Bu genel bir kuraldır.

Hocam; acaba Kadir gecesinde Cenabı Allah tarafından af ve mağfirete nail olan k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

A-Biz Allah’ın kuluyuz. Allah bizim Rabbimiz ve ilahımızdır. Onunla bizim aramızda bir borç alacak bağlantısı yoktur, aramızdaki bağlantı kulluk ve ilahlık bağlantısıdır. İnsanın “istedim vermedi” diyebileceği bir makam değildir onun makamı. Bu gerçeği dikkatten kaçırırsak çok şey kaybederiz. Belki duaya bile gerek kalmayabilir maazallah. Müslüman’ın vazifesi Allah’a kulluk etmektir. Rabbinin onu unutmayacağına tam iman ederek o kulluğunu yapar, duasını dillendirir. Sonra da Rabbi hakkında hüsnüzan besler. Gereken maddi sebeplere sarıldıktan sonra Rabbinin onu geri çevirmeyeceğine iman eder. Ve sabreder. Sabır takvimi de onun takvimi değil Allah’ın takvimi olur. Biz, gayet kısır ve dar bir alana bakarak dua edip isteriz. Bizim bakabileceğimiz alan da o kadardır zaten. O ise bize bizim baktığımız alana göre vermez. Onun gördüğü alana göre verir. Biz, mesela kendimizi, çocuklarımızı, yakın çevremizi görürüz. Bugünü ve muhtemel yarını görürüz. Mal isteriz, sağlık isteriz, çevre isteriz, ömür isteriz. Açılabileceğimiz büyük bir alan yoktur. Allah azze ve celle ise, bizim hayalimize bile girmeyecek alanları ve farklılıkları biliyor, bildiğine göre de veriyor veya vermiyor. Biz mesela çocuk isteriz, o ise bilir ki çocuk bu kul için iyi bir sonuç getirmeyecek; vermez kulunun istediğini. Belki de vermemesi kulun lehine olsun diyedir ama kul kısır ve küçük bakışı ile bunu takdir edemez bile. Bu sebeple deriz ki: Duanın sonucuna her çeşidi ile razı bir kalp sahibi olmak, dua ile bekleneni elde etmekten daha kazançlı bir durumdur. Bu sebeple dua edenin “vermedi” demesi yerine “bana henüz uygun bulunmadı” demesi daha evladır. Bir yandan ahirete ve cennete iman etme iddiası sürerken kulun, belki de cennette karşılığı verilmesi daha uygun bulunduğu için duasının karşılığı cennette verilmesi durumunu kabullenememesi anlamsız olur. B- Bir başka önemli husus da “dua ettim” demiş olmak başka gerçekten “dua etmiş biri olmak” başkadır. Dua bir ibadettir. Her ibadet gibi ibadet kalitesinde yapılmalıdır ki kabul sınırlarına yaklaşsın. Bu nedenle duayı şu şartlarda yapıp yapmadığımıza bakmalıyız öncelikle: Allah’a imanımız bütün ayrıntıları ile tam ve gerçekçi bir mü'min olarak dua pozisyonuna geçmeliyiz. Dua anımız ihlaslı olmalıdır. İhlas, o ibadet esnasında Allah’tan gayrısı ile ilgilenmemektir. Duaya Allah’ı överek başlamalıyız. Mesela Fatiha suresi çok güzel bir övgüdür. Ardından da Peygamber aleyhisselama salavat getirilmelidir. Öncesinden günahlardan tevbe edilmiş olması kabul şartlarını kolaylaştırır. Kıbleye yönelmek bir artı durumudur. Eller göğüs hizasına kaldırılmalıdır. Her dua üç kere yapılmış olmalıdır asgari olarak. Dua ederken boynu bükük, muhtaçlığı sözlerinden hissedilen, kapıya yığılmış bir görüntü ile dua edilmelidir. Haram gıda midede iken duanın anlamını yitirmiş olabileceği unutulmamalıdır. Müslüman, darda değilken, işleri iyi giderken de dua etmelidir ki, dara düştüğündeki duası ciddiyet taşısın, gerçekçi olsun. Mümkün olduğu kadar Peygamber aleyhisselamdan gelen duaları öğrenip yapmaya çalışılmalıdır. Dua için daha uygun vakitler mesela seher vakti, Cuma saati, ezan ile kamet arası, yağmur yağarken; daha uygun yerler mesela camiler, Mescid-i Haram seçilmeye çalışılmalıdır. Mazlumun, yolcunun, oruçlunun, dara düşenin duasının ve Müslüman’ın Müslüman’a gıyabında yaptığı duasının kabul olmaya daha yakın olduğu bilinmelidir. Dua yapıldıktan sonra kabulünü bizim takvimimize göre değil Allah’ın takvimine göre beklemek gerekir. Duamızda her şey bulunabilir. Bol rızık, müreffeh hayat, dertsizlik istenebilir. Bu mantıkla yapılan bir dua ibadettir. Her ibadet gibi karşılığı da Allah’tan beklenir.

Dua ediyoruz ama dualarımız kabul olmuyor mu? Sanki boşuna dua ediyoruz gibi gel

af konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Muhakkak affeder. Muhakkak ve muhakkak affeder. Kesinlikle affeder! Yeter ki o suçun sahibi, tevbesinde samimi olsun. Dağlar gibi dik ve ciddi olsun. O ciddi ise Allah'ın kabulü haktır.

Selamünaleyküm. Bir kadın imanının zayıfladığı zamanda şeytana uyar da evli iken
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu yolla devlete intikal ettirmen daha güzel olur. Allah affetsin.

Hocam, şuan kamu hastanesinde görev yapan bir hemşireyim. Lisede staj dönemindey
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tevbe, işlenmiş sabit bir günahtan vazgeçmektir. Bu vazgeçmeyi Allah mağfiret ederse kul kurtulur. İstiğfar ise bütün hatalara ve özellikle bir hataya karşı genel af istemektir.

Bana şunu anlatır mısınız: Tevbe etmek nedir, istiğfar etmek nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min lanetçi insan değildir. Özellikle de mü'mine lanet tehlikelidir. Peygamber aleyhisselam efendimiz, haksız yere mü'mine lanet etmeyi onu öldürmek gibi görmektedir. Dilinizi zikre alıştırın ki bu yanlışa fırsat bulmasın. Çok Kur'an okuyun. “Lahavle velâ kuvvete illa billâh” günde bin kere bile olsa tekrar edin, dilinizi düzeltsin. Ve yaptıklarınızdan tevbe edin muhakkak. Allah bağışlar, o merhametlilerin en merhametlisidir.

Ağzım lanete alıştı, kurtulamıyorum. Benim için tevbesi olmaz bir durum sayılır
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir insanın hakkına giren birisi tevbe etmelidir. Tevbesinin şartlarından biri de hakkına girdiği insandan helallik almasıdır. Helallik alması, ona verdiği zararı geri iade etmesidir. Size hakkını helal etmeyen kişiyi bir zaman sonra da olsa ikna etmelisiniz. Ona ait parayı bekletin. İlk fırsatta iade edersiniz. Hiç imkân olmaz da veremezseniz, bu arada o ölürse parayı onun adına sadaka verirsiniz.

Adam olmadığım zamanlarda birinin malını çalmıştım. Şimdi tevbe ettim. Adama git
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kötü ile kastınız Allah’a imanı olmayan veya dinden çıkmış olmayı gerektiren bir iş yapan ise onun ne cenazesine gidilir ne de onun için af dilenir. Kastınız günah işleyen biri ise velev ki işlediği günahlar çok olmuş olsa bile Müslüman olduğunu bildiğimiz sürece cenazesine de gidilir arkasından af da dilenir. Zira o, günahlarına rağmen Müslüman biridir.

Kötü insanlar öldükten sonra cenazelerine gidilir ve arkalarından af dilenir mi?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.