Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben namazı bıraktım ve tekrar kılmaya başlamak istiyorum. Allah beni affeder mi, bu durumun günahı ve cezası nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Yavrum, henüz yolun başındasın. Düştüğün yerde kalma, hemen kalk! Yürü korkma, şeytan seni bıktırmaya çalışıyor. Sakın bıkma, tek de kalsan inatla, azimle doğru yola devam et.
Çevreni, gündemini, vaktini gözden geçir. Yanlış yerde durduğun için namaz bile seni dik tutamıyor. Değişime oradan başla, gerekiyorsa başka şehre göç et.
Geçmişte terk edilen namazlarınız varsa, bunların kazasını yapmak, borcunuzu ödemek adına çok önemlidir. Âlimler, tevbe eden bir kimsenin terk ettiği namazları kaza etmesi gerektiği hususunda hemfikirdir. Kazaları kılmaya başlamış olmanız, Allah’ın sizi affetmesine bir vesiledir. Bu ibadeti yerine getirme gayretinizden dolayı umulur ki Allah sizi bağışlar. Bahsettiğiniz gibi kesin bir şekilde "seksen yıl cehennemde yanacaksınız" gibi bir ifadeyi kaynaklarımızda ben bulamadım. Zannımca bu konuda kesin bir ayet ve hadis olmayıp ayet veya hadisteki geçen bir kelimeden yola çıkılarak ortaya atılmış bir yorum olabilir. Dolayısıyla "kesin öyle olacak" şeklinde değerlendirmek doğru değildir. Siz bir yola girmişsiniz, bu yolda devam edin. Geçmişteki gafletinize tevbe etmiş, bu gafleti ortadan kaldırmak için çalışıyorsunuz. Şunu bilin ki, Allah samimi olan kullarını asla geri çevirmez. Yaptığınız her ibadet, Allah’a olan sadakatinizi gösterir ve inşallah bu yolda sizi başarıya ulaştırır. Ümitsizliğe kapılmayın. Peygamberimiz’in ümmetine verdiği müjdelerden biri de şudur: "Kul, Allah’a yöneldiği sürece O’ndan af dilemekten çekinmesin. Zira Allah her daim affedicidir." Rabbim ibadetlerinizi kabul etsin, sizi rahmetiyle kuşatsın.
Sakın ve sakın unutmayasın: Hangi günahı işlersen işle, Allah'ın affı ve rahmetini geçemeyeceksin. Bir cinayet bile işlesen Allah'ın affı ondan da büyüktür. Heyecanını azaltma, bilakis artır. Yılma ve yıkılma. Yaşadıkların seni daha iyi olmaya bile itebilir. Koru tevbeni ve artır heyecanını. Gerisini de Allah'a sal.
Hayat böyle bir şeydir. Bir düşüp bir kalkacak ama yılmayacaksınız. Yüz kere de bıraksan, yüz birincide başlayacaksın. Devam et, yılma!
Selamünaleyküm. Namazda bir yerde şaşırdığınızı evham ettiğinizde o şaşırmayı yok sayın. Devam edin kılmaya. Ciddi bir şeklide şaşırdığınıza inanırsanız, mesela iki mi üç mü diye tereddüt ederseniz ikiden devam edin. Bunu da bir namaz içinde bir defadan fazla yapmayın. Eksik olduğunuzu düşünseniz bile o namazı asla tekrar kılmayın. Bir zaman sonra biiznillah geçer bu durum.
affedilmek konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Size şöyle bir özet yapabilirim: Ahirete ait bilgileri dünya bilgilerimizle kıyaslamamalıyız. Oranın hesabı da işlemi de oraya göredir. Kimin tertemiz olup gittiği/gideceği belli değildir. Biz temizlendi gitti deriz ama bu bize göredir. Acaba Allah katında da öyle midir, bunu bilemeyiz. Kendi hesabını kendi gören biri olmamız akıllıca değildir. Evet, yüksek bir umut sahibi olacağız ama umudumuzdaki beklentilerimizi ne kadar hak edip etmediğimizi sadece Allah Teâlâ bilmektedir. Buna rağmen mahşer yerindeki beklemenin ayrıcalıklı kulları olacaktır. Onlar oradaki beklemeyi çok kısa bir zaman olarak hissedecek olabilirler. Hatta Arş’ın gölgesinde gölgelenerek o zamanı geçirenler olacaktır. Allah Teâlâ hepimize bunu lütfetsin. Âmin.
Sen bir hata yaptın ama sen hatalarından ibaret değilsin. Hatalar, insanın kim olduğu değil, ne yaşadığıdır. Herkesin hayatında düşüşler, yanlış adımlar olabilir ama önemli olan bundan sonra ne yapacağın. Kendini suçlamaktan vazgeç. Allah’ın rahmeti sonsuzdur. O’nun huzuruna dönmek istiyorsan, seni geri çevirmeyecek. Tevbe eden kişi, hiç günah işlememiş gibidir. İnsan kendini affetmezse Allah'ın affını tam anlamıyla hissedemez. Geçmişte yaptıkların için “Ben kötü bir insanım.” diyerek kendini mahkûm etme. Bunlar yaşandı ve bitti. Şimdi yeni bir sayfa açma zamanı. Yeter ki geçmişten yana pişman olmuş ol ve bir daha asla yaklaşmamaya niyet ve gayret et. Diyorsun ki "Kur'an'a sarılayım diyorum, bir sayfayı zor okuyorum." Bu normal. Çünkü insanın kalbi ve maneviyatı yıprandığında, manevi tatlar zayıflar. Bunun için hemen zorlayarak değil, yavaş yavaş başlaman gerekir: - Kur’an okurken zorlanıyorsan önce anlamıyla ilgilen. Günlük bir ayet ya da kısa sure seç ve anlamını düşün. Manevi bağın güçlendikçe okuma isteğin de artacak. - Zikirleri arttır. İçsel sıkıntıyı azaltan en güzel şeylerden biri zikir ve dua. Günde en az 100 defa istiğfar et (“Estağfirullah” de). - Allah ile konuş. Dua ederken ezbere kelimeler değil, kalbinden gelen sözleri kullan. Dertlerini Rabbine aç. “Allah’ım, bu halimden kurtulmam için bana yardım et.” diye dua et. Aynaya bakıp kendini bir canavar gibi görmen ise seni daha zora sokabilecek zararlı bir bakış açısı. Bu, kendini değersiz hissettiğin için. Hâlbuki sen değersiz değilsin. Belki yanlış insanlara değer verdin, belki yanlış yerlerde huzur aradın ama bu senin değersiz olduğunu göstermez. Kendini ihmal etmek, çirkinleştirmez ama kendini sevmemek, sana böyle hissettirir. Dış görünüşünü küçük adımlarla iyileştirmeye başla. Kilo ve görünüş meselesi bir sonuçtur, sebep değil. İç huzurun arttıkça, kendini daha iyi hissettikçe dışarıdan da daha enerjik ve güzel görüneceksin inşaallah. Sosyal hayattan uzak kalmak seni tüketir. Küçük adımlarla bir yerlere çık. Tek başına bile olsa kafede bir çay iç, kitap oku, yürüyüş yap. Eski arkadaşlarınla yeniden iletişime geçebilir misin, bir bak. Belki birine "Nasılsın?" demek bile bir kapı açabilir. Eğer yalnız kalmaya devam edersen iç sesin seni daha çok hırpalayacak. Psikolojik destek alıyorsan devam et. Eğer almayı bıraktıysan yeniden bir uzmana git. Kendi kendine küçük hedefler koy. Mesela "Bugün beş dakika egzersiz yapacağım." ya da "Bugün üç sayfa kitap okuyacağım." gibi küçük adımlarla ilerle. Hayatta amaçsız kalmak, çöküşü hızlandırır Allah korusun. Kendine küçük de olsa bir hedef belirle. Atanma konusunda bir plan yap. Ders çalışma isteğin yoksa bile, günde on beş dakika bile olsa başla. Yılmadan, yorulmadan umut etmeye, gayret etmeye, sabretmeye devam et. Allah yardımcın olsun. Allah’a emanet ol.
İman ehli kimseyle ilgili elimizdeki mevcut bilgiler, sevaplar ve günahlar tartıldıktan sonra sevaplar ağır basarsa cennete gireceği günahlar ağır basarsa Allah'ın izin vereceği kimselerin şefaat edeceği şeklindedir. O kimse hakkında şefaat de söz konusu olmazsa cehennemde Allah'ın takdir buyuracağı süre cehennemde kalıp sonunda ebedi cennete girecektir.
Bahsettiğiniz bilgiyle ilgili rivayet var. Yalnız bunu doğru anlamak gerekir. Şöyle ki bu rivayet, Namazlarda bir kusur olmazsa Allah hakkını ilgilendiren hususlarda özel aflar olacaktır. Bu af kul hakkını ilgilendiren konularda olmayacaktır. Namazlarını istenilen şekilde eda eden bir kimse diğer ibadetlerini de aksatmayacağı gibi kul haklarına da dikkat eder. şeklinde de anlaşılabilir. Her gün bir günlük kaza namazı kılabilirsiniz.
Hiç şüphen olmasın. Hem de tertemiz, bu suçları işlememiş birisi olarak Allah'ın huzurunda dirilecektir. Yeter ki kul hakkı olmasın.
Allah'a ait kavramları beşeri dağarcığımızla değerlendiremeyiz. ALLAH AFFETTİ, ALLAH RAHMET ETTİ derken başı ve sonu olmayan bir deryadan dağıtan Allah'ın rahmetini ve affını konuşuyoruz. Bunu unutmazsak o rahmete nail olan kimsenin haksızlığa uğramayacağını da anlarız. Bizle ölçmeye anlamaya kalkışırsak bitmez tükenmez sorular ve endişelerle karşılaşırız maazallah.