Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşime tartışma esnasında “Babanın evine git, defol, istediğini yap git dilekçe ver.” dedim. Ben şimdi bu sözlerin nikâha zarar vereceğini yeni öğrendim. O günden beri hep aklıma eşimle nikâhımızın olmadığı geliyor ve çok kötü oluyorum. Bunları yeni öğrendiğim için bir çıkış yolu olabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Nikâh, 'boşadım, boşsun' sözleri ile gerçekleşir. 'defol veya benzeri tehditlerin boşama olması için sözü kullananın bununla 'boşama' kastını kullanması gerekir.
Bu sözlerle eşinizi boşamayı kastetti iseniz en kötü ihtimalle iki talakla devam ediyorsunuz. Yalnız bu tür boşamalar kinâyeli bir lafızla olduğundan bâin talak gerçekleşmiş olur. Bu nedenle mehrin yeniden belirlendiği yeni bir nikâh akdi yapmak gerekir. Boşama kastınız yoktu ise -ki verdiğiniz bilgiden de o anlaşılmaktadır- zaten sıkıntı yoktur. Bunu kendinize ders yapın, daha vakur ve seviyeli yaşayın. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Eşinizin bu sözlerle ne kastettiği önemlidir. Eğer 'boş ol' demek istemiş ise bu bir talaktır. Tehdit ise yaptığı talak değildir.
'Defol git!' deyimi bir boşanma anlamı ihtiva etmiyor. Ancak sözü söyleyen bu sözle boşamayı kastetmişse ki bunu onun kendisi bilmesi mümkündür. O zaman bu söz bir boşama anlamı taşır. Bir talakla boşama olduğu için de yeniden nikâh gerekir diyebiliriz.
Böyle bir sözden boşama olacağını bilmiyorum.
Bu söz, erkeğin ne kastettiğine bağlı olarak sonucu değiştirir. Erkek boşamayı kastetti ise bir talak gerçekleşir. Aksi de olabilir. Problemin sahibi en yakın müftülüğe gidip cevap almalıdır.
bilmemek konusundaki diğer fetvalar
Evet, bilememek bir mazeret olabilir ama âlimler bilememenin/cahilliğin mazeret olabilmesi için şu şartları ileri sürmüşlerdir: Bilmiyordum iddiası Allah ve Peygamber aleyhisselam ile alakalı olmamalıdır. Allah’ı bilmediğini, peygamberi bilmediğini bir Müslüman söyleyemez. Müslümanların bulunmadığı bir yörede yetiştiği için haram nedir helal nedir bilmiyor olması gerekir. Kullandığı sözün veya yaptığı işin ne anlama geldiğini bilmiyor olması gerekir. Bilmemek özür olarak kabul edilebilmesi için insanlara bir zarar veren iş olmamalıdır. İnsanlara zarar veren bilmese de zararına katlanmak durumundadır. Bütün insanlığın kabul etmeyeceği kadar açık bilinen bir işi yapmış olmamalıdır.
Cahilin cahilliği iki türlüdür. Temel iman ve ibadet meselelerinde cahil olmak bir özür değildir. Ancak hiç ezan duyulmayacak kadar uzak bir diyarda ve iletişim imkânlarının olmadığı bir yerde yaşayan için böyle bir durum özür olabilir. Müslümanların arasında ve öğrenme imkânı olanlar için cahillik temel konularda özür değildir. Cahilin özürlü olması, onun durumuna vakıf olan diğer Müslümanlar açısından bir sorumluluk oluşturur. Bizim dinimizde kural şudur: Bilenler bilmeyenlere tebliğ edecek ve din ayakta tutulacaktır. Bunun bir adı da emri bilmaruftur.
Kulluğumuzun en temel ilkelerinden biri şudur: Allah Teâlâ bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi yüklemez. Bilmek, yapmak ve benzeri her konuda bu kural geçerlidir. Bilmemek ve bilmemeyi benimsemek aynı şeyler değildir. Kul, bir şeyi bilemeyebilir ama bilme yollarını ihmal etmez. İmkânı kadar bilmek için de çırpınırsa onun bilmiyor olmasından kaynaklanan eksikliği sıkıntı oluşturmaz. Önemli olan bilmemeyi benimsemiş olmamaktır. Neyi öğreneceğimize gelince onda da kural şöyledir: Başta Allah'a iman olmak üzere dinin temel meseleleri öğrenilecek. Namaz kılmayı bilmemek mazeret olamaz. Meleklere iman etmenin gerekliliğini bilemiyor olamayız. Ama meleklerin isimlerini bilmemek olabilir. En temel konulardan başlayarak genişleyen bir halka şeklinde bilme ihtiyacımızı giderebiliriz. Bunu temel kural olarak alabilirsiniz. Bildiğimizi, bilmeyene öğretme mecburiyetimiz de böyledir. Biz söyleriz, gerisine karışmayız. Gücümüz yetiyorsa elle de müdahale ederiz. Gücümüz yetmiyorsa bundan da sorumlu olmayız. Allah yardımcımız olsun, işimizi kolay etsin. Bir haramı terk etme başarınızı da tebrik ederim. Rabbim sizi geri dönmekten muhafaza buyursun.
Selamünaleyküm. Mü'min, bilmediği şeyden ötürü mesul olmaz yeter ki öğrenince dönüş yapabilsin.
Selamünaleyküm. Geçmişimizdeki hatalar, bir kul hakkı ihlali ise o hakkın sahibine ödenmesi gerekir. Bunun dışında daha doğrusunu öğrendikçe onu yaparak kulluğumuzu icra ederiz. Olması gereken de budur.
Temel esaslarda cehalet olmaz. Ancak, İslam adına bir şey duyması mümkün olmayan yerlerde yaşayanlar için böyle bir şey olabilir. Ayrıntılarda ise cehalet özür olabilir. Onda da öğrenme yollarının imkân dâhilinde olmadığını varsayarak bunu söyleyebiliriz.