Fetva Meclisi
Soru
Hocam bilmeyerek işlenmiş bir günah veya bilmeyerek başkasına ait olan bir hakkı yemek, bilmeyerek ona ait bir eşyayı kullanmak hakkında hüküm ne olur? Bilmeyen kişi günah işlemiş veya hakka girmiş sayılır mı? Kur'an'da bilen ve bilmeyenin hükmü aynı değildir der, bu tam olarak ne anlama gelir?
Cevap
Benzer fetvalar
Eğer o verdiğiniz bilgi insanlar tarafından uygulandığında bir yanlış yapacaklarsa ulaşabildiğiniz kadar insanlara ulaşıp bilginin doğrusunu söylemeniz gerekir. Böylece hem mü'mince bir tavır göstermiş hem de hatayı düzeltmiş olursunuz. İnsanız elbette hata ederiz. Hatada inatlaşırsak asıl yanlışı yapmış oluruz.
Buluğ çağından sonraki bütün kul hakları sahipleri ile helalleşilerek kaldırılabilir. Allah'ın hakkı ile kul hakkı arasındaki en önemli fark budur. Sahiplerini bilemeyeceğiniz ya da insan olarak izah edemeyeceğiniz haklar içinse tevbe ve dua imkanı vardır. Allah'a emanet olunuz.
Evet, bilememek bir mazeret olabilir ama âlimler bilememenin/cahilliğin mazeret olabilmesi için şu şartları ileri sürmüşlerdir: Bilmiyordum iddiası Allah ve Peygamber aleyhisselam ile alakalı olmamalıdır. Allah’ı bilmediğini, peygamberi bilmediğini bir Müslüman söyleyemez. Müslümanların bulunmadığı bir yörede yetiştiği için haram nedir helal nedir bilmiyor olması gerekir. Kullandığı sözün veya yaptığı işin ne anlama geldiğini bilmiyor olması gerekir. Bilmemek özür olarak kabul edilebilmesi için insanlara bir zarar veren iş olmamalıdır. İnsanlara zarar veren bilmese de zararına katlanmak durumundadır. Bütün insanlığın kabul etmeyeceği kadar açık bilinen bir işi yapmış olmamalıdır.
Kulluğumuzun en temel ilkelerinden biri şudur: Allah Teâlâ bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi yüklemez. Bilmek, yapmak ve benzeri her konuda bu kural geçerlidir. Bilmemek ve bilmemeyi benimsemek aynı şeyler değildir. Kul, bir şeyi bilemeyebilir ama bilme yollarını ihmal etmez. İmkânı kadar bilmek için de çırpınırsa onun bilmiyor olmasından kaynaklanan eksikliği sıkıntı oluşturmaz. Önemli olan bilmemeyi benimsemiş olmamaktır. Neyi öğreneceğimize gelince onda da kural şöyledir: Başta Allah'a iman olmak üzere dinin temel meseleleri öğrenilecek. Namaz kılmayı bilmemek mazeret olamaz. Meleklere iman etmenin gerekliliğini bilemiyor olamayız. Ama meleklerin isimlerini bilmemek olabilir. En temel konulardan başlayarak genişleyen bir halka şeklinde bilme ihtiyacımızı giderebiliriz. Bunu temel kural olarak alabilirsiniz. Bildiğimizi, bilmeyene öğretme mecburiyetimiz de böyledir. Biz söyleriz, gerisine karışmayız. Gücümüz yetiyorsa elle de müdahale ederiz. Gücümüz yetmiyorsa bundan da sorumlu olmayız. Allah yardımcımız olsun, işimizi kolay etsin. Bir haramı terk etme başarınızı da tebrik ederim. Rabbim sizi geri dönmekten muhafaza buyursun.
Bunu kendine bir ders yap ve diline hâkim olmayı öğrenmiş ol. İstiğfar et. Bolca Kur'an oku. İnşaallah bir sıkıntı olmaz.
Bir malın (veya yemeğin) sahibi kimse, onun izni olmadan vermek caiz değildir. Hadislerde de "Bir Müslümanın malı, kendisinin rızası olmadan helal değildir." (Ebu Davud, Büyû' 54) buyrulmuştur. Dolayısıyla anneniz yemeği yapıp size emanet ediyorsa ve sizin de onun izni olmadan başkasına vermeniz söz konusuysa, bu emanete ihanet olabilir. Hırsızlık gibi büyük günahlar kategorisine girmez ama kul hakkına girme riski vardır. Çünkü anneniz o yemeği ev halkı için yapıyor ve onların hakkı olabileceğini düşünüyor olabilir. Eğer anneniz izin vermezse, kendi kazancınızla, kendi aldığınız yiyecekleri dilediğiniz gibi paylaşabilirsiniz. Bu durumda hiçbir sakınca olmaz, hatta çok büyük bir sevap kazanırsınız. Belki "Bu kişi yemek yapamıyor, ona bazen yardım etmek istiyorum, senden gizli yapmak istemem." derseniz, anneniz de daha yumuşak yaklaşabilir. Buna rağmen anneniz kesinlikle istemiyorsa, kendi imkânlarınızla yemek alıp ona vermeniz daha temiz ve gönül rahatlığıyla yapılabilecek bir iyilik olur.
bilmeden günah konusundaki diğer fetvalar
Bu konuda sizin bir kusurunuz yok. Vicdanınız rahat olsun.
Bilmemiz gereken en temel din kurallarından biri şudur: -Hata ile -Bilmediğimiz için yaptıklarımızı, -Samimi bir şekilde tevbe ettiklerimizi Rabbimiz mağfiret buyurmaktadır. Dövme caiz değildir. Abdeste mani olması da mümkündür. Geri dönüşü olmayan dövme için ise yapacak bir şey yoktur. Samimi bir tevbe yapılır. İnşaallah abdeste de zararı olmaz, o şekilde idare edilmek zorunda olunduğu için sakınca olmayacağını umarız.