Fetva Meclisi
Soru
Hocam, bir bayan olarak Halep'teki kardeşlerim için ne yapabilirim? Bundan hesaba çekileceğimiz zaman ne cevap vereceğiz hocam? O insanlar ümmetten şikayetçi, iki elleri yakamızda olacak.
Cevap
Benzer fetvalar
Kadın veya erkek hepimiz bütün ümmetimiz için hatta insanlık için endişe taşımalıyız. Bu konuda da muhakkak hesaba çekileceğiz. Yalnız şunu da bilmemiz gerekir: Herkes takati kadar sorumludur. Takatimizin üstündekinden sorumlu değiliz. Bir ikinci gerçek de şudur: Sorumluluk alanımız en yakınımızdan başlayarak çevremizden uzaklaştıkça azalarak devam eder. Bugün Halep veya başka bir yer, bize coğrafya olarak yakınlığı ve bizim takatimizin etkisi açısından sorumluluk alanımızda durmaktadır. Siyaset, ekonomi veya bir benzeri yardım edebileceğimiz her şey bu noktada önemlidir. Dua ise sürekli ve her yer için takatimiz dâhilindedir.
Bir bayan olarak böyle bir sorumluluğunuz olmaz. Evinizin söz sahibi eşinizdir, o kabul ederse siz de kabul edebilirsiniz.
Allah Teâlâ ümmetimize afiyet indirsin, başımızdaki musibetleri def eylesin. Âmîn. Biz bir ümmetiz. Başımıza gelen belaları defederken kadın erkek hepimiz bir şeyler yaparız, yapmalıyız. Sadece erkekler veya sadece kadınlar diye bir ayrım yapamayız. Yalnız burada farklı denebilecek bazı hususlara dikkat çekmek isterim: Mevcut zulüm bir iki haftalık bir zulüm değildir. Üzerinde yıllarca çalışılmış içi ve çevresi doldurulmuş bir zulüm planı söz konusudur. Biz günü birlik planlarla mesela şunu almayalım bunu vermeyelim türünden karşı duruşlarla hareket edersek, onlarca yıllık planla karşımızda duran düşmana veya düşman güruhuna karşı ezik kalırız, sönük başlar ve bitiririz. Konuyu haber bültenleri ve sosyal medya gündemlerinden izleyerek değil tarihi derinliklerinde ele alarak değerlendirmemiz gerekiyor. Ümmet olarak bu hayatın içinde varoluş şeklimiz, gayemiz ve ileriye yönelik planlarımız gibi başlıklar üzerinde yoğunlaşmadan yapacağımız işler sadece bizim boşalmamıza yardım edebilir, oradaki kardeşlerimizin çektiği zulüm devam eder hatta daha derinlere kayar maazallah. Hayatı kuşatan bir ümmet mantığına sahip olmakla haberlerdeki savaş başlıklarına takılıp kalan ümmet arasındaki farkı yakalamaya mecburuz. Böyle bir irade ve plan için de en başta siyaset erbabının, ümmet üzerinde çalışması olan herkesin böyle bir çalışma takvimi üzerinde yürümesi gerekir. Ümmetin uzun dönem menfaatleri ile günlük petrol fiyatı politikaları üzerinden iş görenler arasındaki açı böyle bir açıdır. İnsanlara din öğreten hocaların, hatiplerin de görevi ve çalışma mantığı bu çizgide olmalıdır. Okullarda, medreselerde ders gören öğrencilerimiz en az matematik öğrenir gibi bu gerçekleri duymayı ve idrak etmelidirler ki, hayata açılan perspektifimiz onları kuşatmış olsun. Bu da bize davamızı nesilden nesile taşımayı kazandıracaktır. Mevcut siyasi ve askeri sorunlarımız başta olmak üzere ümmet olarak Allah’ın dinini yaşamadaki ihmallerimiz bir tür, bizi dünyada iken cezalandırılma durumuna düşürmüş olabilir. İman ve ibadet açısından ne durumda olduğumuz da önemli bir başlık olarak gündeme gelmeli ve eksiğimizi kapatacak çalışmalar hızlandırılmalıdır. Dışı Kudüs’ü simgeleyen ama içi batı bataklığına kaymış toplumların Allah’ın yardımını göremeyeceği aşikârdır. Netice olarak şunu söylemek isteriz: Mesele üç günlük bir mesele değildir. Üç günlük olanını da hepimiz yapmak istiyoruz. Uzun vadeli ve kalıcı olanı için de büyük bir himmet ve heyecanla çalışacağız biiznillah. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Bu, sizin değil eşinizin sorunudur. Kaynananızın ahirete inancı olsun veya olmasın siz insanlık yapmak zorundasınız. İnsanlığı hak etmiyorsa veya dayanılmaz bir duruma geldiyse yine de nezaketle tepki gösterin. Tepki gösterin ama tartışma yapmayın. Cevap vermeyin. Siz karşılığını Allah'tan bekleyerek yapın yapacağınızı. Tekrar size gelmek isterse kabul edin, mesafeli davranın bu sefer, fazla yüz göz olmayın, hakaret de etmeyin. Sabredin ve kazanın.
Allah bizi takatımız kadar sorumlu tutar. Kardeşimiz, elinden geleni yapsın. Bu nedenle ailesi ile kavga etme durumuna gelmesin. Diretsin. En asgari ne yapabiliyorsa onu yapsın. Ne kadar yapmak istedi ne kadar da gevşek bıraktı onu Allah görür, bilir. Allah da kuluna yeter.
Kadın ve erkek savaşının bir sahnesini görmüşsün. Elhamdülillah bir sıkıntı olmamış. Yüz verme, yalnız gezme. Cevap bile verme. Gerekiyorsa yakındaki bir emniyet mensubuna şikâyette bulun ama bu konuyu afet gibi abartmana da gerek yoktur. Sen kulluğunu yaşamana bak. Allah yardımcın olsun.
bayan konusundaki diğer fetvalar
Bayanlara bayram namazı erkeklere olduğu gibi vacib değildir. Müsait ortam olduğunda kılarlarsa sevap kazanırlar. Bu da şu anlama gelir: Mecburi değil kılınca sevaptır.
Bu tür meselelerde başkalarının görüşüne göre değil sizin kalbinizin dediğine göre hareket etmelisiniz. Aradan bir zaman daha geçsin, kalbiniz huzurlu olmazsa aile büyüklerinizle istişare eder, karar verirsiniz.
Bayanın bayram kıyafeti; - Eşine karşı en güzel ve en çekici kıyafet olmalıdır. - Aile içindeki mahremlerine karşı temiz ve şık olmalıdır. - Mahremi olmayanlara karşı sokak kıyafeti gibi olmalıdır. - Kadınlara karşı da israftan, kibir ve gösterişten uzak ama şık olmalıdır.
Günlük hayatınızda bu titizliğinizin bir benzeri farklı işlerinizde varsa bu bir psikolojik sorun gibi duruyor. Sadece bayanlarla ilgili alanda ise bu titizlik, ne mutlu size! Allah mübarek etsin, seni bu heyecanda sabit tutsun. Kesinlikle sen haklısın. Yaşadığımız hayat Allah'ın haramlarına çiftlik gibi olmuş bir hayattır ne yazık ki. Hiç taviz vermemeni tavsiye ederim sana. Şöyle bir kural belirle kendin için: Haramlardan ve harama iten ortamlardan uzak dur. Bilerek sen harama göz uzatma. Buna rağmen gözüne çarpan haramdan sen sorumlu değilsin. Bulunmak zorunda olduğun bir ortamda veya ortamlarda gözüne ilişen haramlar sende gevşeme nedeni olmaya başladı ise yani bir kayma hissetti isen o ortamı terk et. Bunun dışında sabredeceksin. Unutmayacaksın ki, bu sabrın senin Bedir'de, Uhud'da sabretmek gibi bir şeydir. Rabbim seni muhafaza buyursun.
İşinizi bırakmanızı size söyleyemeyiz ama en hassas ölçülerle ve dikkatle yapmanızı söyleriz. Kendinizi koruyamadığınızı anladığınızda bu durumu değerlendirirsiniz.
Esasen erkek veya kadın için namaz aynı namazdır. Sadece kadınlar için onların fıtratına daha münasip olacağı amacı ile bazı şekil hafifletmeleri denebilecek farklılıklar vardır. Bunlar da namazın bütününe göre ‘farklı namaz’ denecek bir değişiklik oluşturmaz. Uygulanmadığında namazın sıhhatini esastan etkileyecek düzeyde de değildir durum.