Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Karadeniz’in bir köyünde imamlık yapıyorum. Bulunduğum köy nüfus olarak az ve geneli yaşlı. Cuma vaazları yapmaya çalışıyorum lakin tam cuma saatinde camiye geliniyor ayrıca ev ziyaretleriyle haftada bir gün de olsa sohbete davet etmeye çalışıyorum. Bu tür çalışmaların tam istenilen durumda olmaması beni derinden etkiliyor. Hem maaşımın helal olup olmaması hem de ahirette bundan ötürü hesaba çekilmekten korkuyorum. Bana bu konuda bir yol gösterirseniz sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Yılmaya gerek yoktur. Sadece senin köyün değil her yer öyle veya ondan da beter. Orada sana hürmetleri varsa sen bari ona şükret. Genel bir dini eriyiş içindeyiz ne yazık ki. Bunu da dert eden yoktur. Sen devam et. Bu dönemi de yoğun Kur'an okumaları ile geçir. Mesela her on günde bir hatim indir. Hafız değil isen Bakara suresini ezberleyerek mini bir hafızlık yoluna gir. Hafız isen hadis ezberle. Oradan beş yüz hadis ezberleyerek ayrılmaya azimli ol. Kitaplar oku. Mesela bir ilmihal kitabının uzmanı ol adeta. Ve oradan kitlesel bir dönüş yerine “bir kişi de olsa” namazla buluşturduğun bir insan bırakarak ayrılma planı yap. Asla yılma. Senin durumunda nice peygamberler oldu. Daha da fena durumda idiler. Allah yardımcın olsun. İyi haberlerini beklerim.
Selamünaleyküm. Bir yıl, sonuç almak için erken kabul edilebilir. Biraz daha sabırlı olmalısın. Bir de şunu bilmende yarar var: Yaşadığımız toprakların gerçeği budur maalesef. Sen bir bölümünün Cuma namazına geldiğine şükret, bu arada onları da kaybetmemeye çalış. Asla köylülerin aralarındaki sorunlara müdahale etme. Tek başına aralarını bulmayı beceremezsin. Resmi makamlardan biri ile beraber olmadıkça sen karışma onların sorunlarına. O köyde de uzun süre kalmamayı düşün. Mecburi görevin bitince başka bir köye geç. Bu arada kitap okumak, ezber yapmak için köy fırsatını çok iyi değerlendir. Ömür boyu kârın olur ezberlediklerin.
Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.
Selamünaleyküm. Namaz ağır bir ibadettir; Allah'ın yardım ettikleri dışında herkese ağır gelir. Sizin üslubunuz bıktırıcı gibi görülüyor. Çok hırslı ve aceleci davranıyorsunuz anlaşılan. Çok istemekte haklısınız ama acele etmekte hakkınız yoktur. O yaşlarda bir çocuğun namaza ısınması ortalama beş yılda mümkündür. Bütün enerjinizi beş yıla yayarak bunu yapmaya çalışın. Kaş yaparken göz çıkarmayın, vebal altında kalırsınız. Her gün bir çivi, bir tuğla ile beş senede bir ev yapacak sabrınız yoksa girmeyin bu işe, nefret ettirirsiniz. Tesettür de böyledir. Tatlı tatlı ve adım adım yapın yapacağınızı.
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
Aleykümselam. Bunun ifade edilebileceği tek kelime 'boş iş' olabilir. İnsan israfı, umut hayali başkası değil. Allah kurtarsın sizi. Mücadele edebileceğinizi zannetmem; gençsiniz. Yaşlı bir imam için daha kolay olabilirdi.
cami konusundaki diğer fetvalar
İkisi de aynı şeyi farklı boyutları ile ifade eder. Mescit, secde edilebilen yani namaz kılınan yer demektir. Cami de Cuma namazı kılınabilen yer demektir. Her cami aynı zamanda mescittir ama her mescit cami değildir. Bu durumda da cami mescitten daha büyük olmaktadır. İbadet edilme değeri açısından ikisi arasında bir sevap farkı yoktur.
Müslümanların izni ile Müslüman olmayan birinin, orada ibadete engel olmamak, tahkir edici tavır içinde olmamak kaydıyla camiye girmesinde sakınca görülmemiştir.
Siz de iki rekâtta selam verin ve onlarla farza başlayın, farzdan sonra istediğiniz kadar sünnet kılabilirsiniz. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Evde kalmanızda bir sakınca olmaz. Evde kendiniz farz namazları kılarsınız.
Evet, Cuma namazı için şartların henüz olgunlaşmadığı anlaşılmaktadır. İnşaallah cumaya gidemeyenler bu şartlardan ötürü vebal altında olmayacaklardır.
Ezan vakti girdikten sonra, bir müezzin tarafından herkesin canlı olarak dinleyebileceği şekilde okunan ezan için bir mâni olmayacağını umarız. Bir yandan teknolojinin gelişmesi öte yandan da ezanın hakkını verecek iyi müezzin bulmadaki sıkıntılar karşılaştırıldığında bunun iyi bir iş olacağı umulmaktadır. Elektrik kesintisi, yayın sıkıntıları, camilerdeki görevlilerin tembelleşmesi, ibadetler üzerinde oynama gevşekliğine kapı aralaması, her camide bir ezan okunmasına ait asırlardır süren büyük bir sünnetin eritilmesi, ikinci camilerden duyulan ezanın niyet gibi bir esastan yoksun olması endişeleri de beraberinde getirdiğini tespit etmeliyiz. Asıl olan Müslümanların her camide bir müezzine ezanın hakkı olan düzeyde bir ezan okutturmalarıdır. Bazı sıkıntılar dikkate alınarak böyle bir toplu ezan uygulaması yapılabilir. Bunun genelleşmemesi doğru olandır.