Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben Almanya’da yaşıyorum. Türkiye’deydim ama tekrar buraya döndüm ve zorunlu karantina sürecimiz var bilindiği üzere. Ben bu karantinadan dolayı Cuma namazı ve bayram namazı için çıkamıyorum. Sizce bu durumda ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Durum şöyledir: Cuma namazı, cuma namazı kılınan bir şehirde yaşayan herkese farzdır. Şehrin neresinden olursa olsun oraya gitmelidir. Şehir dışında bulunan ise beş km mesafede ise cuma namazı kılınan camiye gitmek zorundadır. Sizin durumunuzdaki biri ise bu kuralın dışında kalmaktadır. Siz böyle bir durumda öğlen namazını kılarsınız. Allah Teâlâ yardımcınız olsun.
Bayram namazının şartları Cuma namazının şartları gibidir. Özellikle Hanefi mezhebi fukahası, evde bayram namazı kılınamayacağına hükmetmişlerdir. Diğer Fukaha ise bayram namazına gidemeyenlerin evlerinde kendi başlarına veya ailece cemaat yaparak camideki gibi kılabileceklerini söylemişlerdir. Ev şartları uygun olanlar vaktinde yani güneş doğduktan kırk dakika sonra cemaat yapıp bayram namazı kılabilirler. Bunun bir zararı olmaz. Kılınamıyor olmasının da bir sakıncası yoktur biiznillah.
Bu yüzden camiyi terk etmeyin. Diğer namaz kılan kardeşlerinize de danışın. Hız konusunda herkes sizin gibi düşünüyorsa imamı uyarın, daha ağır kıldırsın. Ama camiyi bırakmayın.
Güzel kardeşim, namaz yaşayan insana farzdır. Hastane odasındaki Cuma kılmıyor. Sağlık önemli değil en önemlidir. Ortada sağlık açısından büyük bir insanlık sorunu var. Cuma namazları ve cami cemaatleri keyfi bir kararla men edilmedi. Ortadaki sorun bunu gerektiriyordu. Belki geç bile kalınmış bir karardı. Kaldı ki bayram namazı, Cuma namazı ayarında bir ibadet değildir. Cumanın kılınamadığı bir yerde bayram namazı da tabii olarak kılınamaz. Önemli olan bizim, fırsat olsa idi yüreklerimiz ve bedenlerimizle camiye koşmaya hazır olmamızdır. İşin o boyutuna bakalım. Ya Sağlık Bakanlığı bayram namazı için toplanılmasında sakınca olmaz diyecek ya da Din İşleri Yüksek Kurulu bu konuda, “olur” diye bir karar verecek. Bu gerçekleşinceye kadar da herkes evinde bayramı hak etmeyi bekleyecek. Din ve sağlık konusunda hamasi hislerle konuşmamak gerekir. Allah yardımcımız olsun.
Cuma namazı öğlen namazı değildir, evde kılınamaz. Camide veya ona tahsis edilen mekânda kılınamıyorsa evlerde ÖĞLEN NAMAZI kılınabilir. Cuma namazı evde olmaz.
Evinizden varacağınız yere kadarki yol esnasında seferi olarak hareket edeceksiniz. Vardıktan sonra ise mukimsiniz.
cami konusundaki diğer fetvalar
Evet, Cuma namazı için şartların henüz olgunlaşmadığı anlaşılmaktadır. İnşaallah cumaya gidemeyenler bu şartlardan ötürü vebal altında olmayacaklardır.
Ezan vakti girdikten sonra, bir müezzin tarafından herkesin canlı olarak dinleyebileceği şekilde okunan ezan için bir mâni olmayacağını umarız. Bir yandan teknolojinin gelişmesi öte yandan da ezanın hakkını verecek iyi müezzin bulmadaki sıkıntılar karşılaştırıldığında bunun iyi bir iş olacağı umulmaktadır. Elektrik kesintisi, yayın sıkıntıları, camilerdeki görevlilerin tembelleşmesi, ibadetler üzerinde oynama gevşekliğine kapı aralaması, her camide bir ezan okunmasına ait asırlardır süren büyük bir sünnetin eritilmesi, ikinci camilerden duyulan ezanın niyet gibi bir esastan yoksun olması endişeleri de beraberinde getirdiğini tespit etmeliyiz. Asıl olan Müslümanların her camide bir müezzine ezanın hakkı olan düzeyde bir ezan okutturmalarıdır. Bazı sıkıntılar dikkate alınarak böyle bir toplu ezan uygulaması yapılabilir. Bunun genelleşmemesi doğru olandır.
Müslümanların izni ile Müslüman olmayan birinin, orada ibadete engel olmamak, tahkir edici tavır içinde olmamak kaydıyla camiye girmesinde sakınca görülmemiştir.
Senin vazifen insanların tam mü'min olmasını sağlamak değildir. Senin vazifen Peygamber aleyhisselamın vekili olarak onun çalıştığı gibi çalışmaktır. Sen yapabildiğini ihlasla yapmaya devam et. İnsanlar duymasa da melekler duyar. Bin kişi olmasa da bir kişi olur. Bir kişi olmasa da sen kendini yetiştirmiş olursun. Bu arada şunu unutmayasın: Kendin de neticede bir kişisin. İnsanlara namazı öğretirken kendin nafileleri ihya edebilirsin. Çok Kur'an okuyabilirsin. On beş günde bir hatim indiren biri olabilirsin. Kitap okumayı geliştirebilirsin. Gelecekteki vaazlarına dair güzel notlar tutabilirsin. Günlük tesbihatlar yapabilirsin. İnsanları telefonla namaza davet edebilirsin. Camide sesli aşır okuma tatbikatı ile sesin güzel olmasa bile mükemmel bir kari olabilirsin. Bunları becerebildiğin zaman mesela üç yıl sonra orası senin için bir medrese olarak hafızana kazınır. Doğal ve bireysel medrese örneğini kurarsın. Sonuçta da kazanarak ayrılırsın oradan. Şu da muhtemeldir ki, senin oradaki bereketli işlerin, okuduğun Kur'anlar, kıldığın nafileler, yaptığın zikirler senden belki on sene sonra aktif bir cemaat verimi getirir, sen de Rabbinin rızasını kazanmış olursun. Bugüne bakarak iş yapma, Rabbinin huzurunda hesaba çekileceğin güne bakarak iş yap. Biiznillah kazanman mümkündür. Allah yardımcın olsun.
İkisi de aynı şeyi farklı boyutları ile ifade eder. Mescit, secde edilebilen yani namaz kılınan yer demektir. Cami de Cuma namazı kılınabilen yer demektir. Her cami aynı zamanda mescittir ama her mescit cami değildir. Bu durumda da cami mescitten daha büyük olmaktadır. İbadet edilme değeri açısından ikisi arasında bir sevap farkı yoktur.
Siz de iki rekâtta selam verin ve onlarla farza başlayın, farzdan sonra istediğiniz kadar sünnet kılabilirsiniz. Allah Teâlâ kabul buyursun.