Fetva Meclisi
Soru
Ben Almanya’dan İstanbul’a gelip on beş günden fazla kalmaya niyet edersem mukim yani oranın yerlisi gibi namazlarımı kılmam gerekiyor. Fakat seyahat esnasında yani benim evden İstanbul’daki otele kadar geçiş sırasında nasıl davranmam gerekiyor, mukim mi sayılırım?
Cevap
Benzer fetvalar
Gittiği bir yerden ne zaman döneceği belli olmayan, orada seferi olarak kalır. On beş günden fazla kalacağını kararlaştırırsa o zaman seferiliği biter.
Selamünaleyküm. Doğduğun yer olması bir yeri memleket yapmaz. Orada sizi bağlayan eviniz ve benzeri bir durum varsa siz oralı sayılırsınız. Yol esnasında seferi olur orada ise mukim olursunuz.
Evinizden doksan km. uzakta iken seferi olarak kılmanız gerekir. Tam kılsanız da namazınız tamamdır ama seferi olarak kılın. Sadece evinize döndüğünüzde tam kılarsınız. Ömrünüzün sonuna kadar o şekilde kılmanız ne namazınızı ne de sevabınız açısından bir eksiklik oluşturmaz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. On beşinci günü de ihtiva eden bir yolculukta sadece iki şehir arasında seferilik olur, orada seferi olmazsınız.
Bu meseleye şöyle başlayın: Siz orayı hâlâ kendi ocağınız olarak görüyor musunuz, görmüyor musunuz? Eğer orayı eskiden babanızın yaşadığı bir yer olarak görüyorsanız, seferi olarak kılmanız gerekirdi. Eğer orayı eski ve her an denebileceğiniz bir yeriniz olarak görüyorsanız sadece yol boyunca seferi sayılacaktınız. Eksik kalan namaz varsa bu hesaba göre eksikleri kaza ediniz.
Selamünaleyküm. On beş günden az kalacağınız bir yer Mekke de olsa orada seferisiniz. Fakat, Mekke ve Medine'de yol şartları hariç sakın Haremler dışında bir yerde namaz kılmayasınız. Aynı zamanda birden fazla umre yapılabir, caizdir. Fakat, makul bir düzeyin ötesinde bir haftada beş umre gibisi fazla olabilir. Bitkin düşecek bir işi de yapmamalısınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu hassasiyetiniz imanınızın eseridir şüphesiz, Allah sizden razı olsun. Yalnız kasapları soruşturmak yerine resmi makamları sıkıştırmamız gerekmektedir. Siz ve komşularınız en az ayda bir belediyenin ilgili birimini arayarak, etler konusunda müftülük desteği alıp almadıklarını sormalıyız. Bunu yapmazsak vebalde kalabiliriz. Böylesi bir yöntem daha etkin olur. Netice olarak biz de kasaplardaki ete itimat etmeye yanaşamıyoruz. İtimat ettiğimiz ya da itimat ederek kendimizi rahatlattığımız arkadaşlarımızdan et ihtiyacını gideriyoruz. Size yer ismi zikretmemiz doğru olmaz. İlke olarak şunu söyleyebiliriz: Şu andaki mevcut durum itibariyle İstanbul ve benzeri belediye yönetiminde namaz kılanların bulunduğu şehirlerin mezbahalarında kesilen etlerin yenmesinin haram olacağını söyleyemeyiz. Takva ise başka bir boyutun adıdır. Allah yardımcımız olsun.
Zekât açısından 'aslî ihtiyaç' denen eşyanın en sınırdaki rakamlarla elde edilir olması gerekmez. Yaşanan asrın getirdiği ve Allah'ın nimetleri olan müreffeh hayat standardı oluşturacak nimetler de aslî ihtiyaç sayılabilir. Yüz bin liralık araba ile yirmi bin liralık araba arasındaki kalite farkı zekât alt yapısını değiştirmez. Rabbimiz, nimetlerden uzak durmamızı değil, nimetlere köle olmamamızı istiyor. Hanımlar her şeyi tuşla çözecek rahatlığa kavuşsunlar, bunun sakıncası yoktur. Buna rağmen doğurmaktan ve din tebliğinden uzak kalmalarında sakınca vardır. Rabbim sonumuzu hayrede..
'Her ikisi de olabilir' diye inanmak zorundayız ama olacağını şartlı olarak beklemeye hakkımız yoktur. Zira dua, tıpkı namaz gibi yapmak zorunda olduğumuz ama ayrıntılarını irdeleyemeyeceğimiz bir değerdir.
Kazancının tamamı faizden olanla kazancına faiz karışan aynı değildir. Kazancının çoğu haramdan olana işaret ettiğiniz tedbirleri almalısınız. Diğerine ise biraz daha esnek davranmak mümkündür.
O zaman çocuk için şart olan cimayı yapmamak da öldürmek mi olur? Var olan çocuğu cenin de olsa öldürmek 'öldürmek'tir. Hamileliği önlemek ise öldürmek sayılmaz.
Kadının İslam Devleti'nin en üst ismi olmasına yol kapalıdır. Onun alt isimlerinden biri ise olabilir. Şu iki hususu ise not etmeliyiz: Birincisi, bugünkü yaşadığımız ortam için İslam kelimesini kullanmak bile suçtur. İkincisi de, kadının devlet yönetmesinin bedeli evini kaybetmesi ise kazanan kim olacaktır?