Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben köyde görev yapmakta olduğum için cemaatim yok denecek kadar az. Hatta yok desek yeridir. 2-3 kişi ama cuma günleri 10 kişiye ulaşır. Ben de 2 senedir sürekli namaz ve ahlaki konuları anlatıyorum ki faydası dokunsun. Ama ne bir değişiklik var ne de istek. Ben de tabiri caizse ev kampına aldım kendimi sürekli geliştirmeye yönelik. Vaktimi böyle değerlendiriyorum. Ama içimde de bir sıkıntı var. Neden değişmiyorlar diye. Hatta çoğu zaman istifa etmeyi dâhi düşündüm. Aldığım parayı hak etmiyor muyum bu durumda?
Cevap
Benzer fetvalar
Senin vazifen insanların tam mü'min olmasını sağlamak değildir. Senin vazifen Peygamber aleyhisselamın vekili olarak onun çalıştığı gibi çalışmaktır. Sen yapabildiğini ihlasla yapmaya devam et. İnsanlar duymasa da melekler duyar. Bin kişi olmasa da bir kişi olur. Bir kişi olmasa da sen kendini yetiştirmiş olursun. Bu arada şunu unutmayasın: Kendin de neticede bir kişisin. İnsanlara namazı öğretirken kendin nafileleri ihya edebilirsin. Çok Kur'an okuyabilirsin. On beş günde bir hatim indiren biri olabilirsin. Kitap okumayı geliştirebilirsin. Gelecekteki vaazlarına dair güzel notlar tutabilirsin. Günlük tesbihatlar yapabilirsin. İnsanları telefonla namaza davet edebilirsin. Camide sesli aşır okuma tatbikatı ile sesin güzel olmasa bile mükemmel bir kari olabilirsin. Bunları becerebildiğin zaman mesela üç yıl sonra orası senin için bir medrese olarak hafızana kazınır. Doğal ve bireysel medrese örneğini kurarsın. Sonuçta da kazanarak ayrılırsın oradan. Şu da muhtemeldir ki, senin oradaki bereketli işlerin, okuduğun Kur'anlar, kıldığın nafileler, yaptığın zikirler senden belki on sene sonra aktif bir cemaat verimi getirir, sen de Rabbinin rızasını kazanmış olursun. Bugüne bakarak iş yapma, Rabbinin huzurunda hesaba çekileceğin güne bakarak iş yap. Biiznillah kazanman mümkündür. Allah yardımcın olsun.
Selamünaleyküm. Bir yıl, sonuç almak için erken kabul edilebilir. Biraz daha sabırlı olmalısın. Bir de şunu bilmende yarar var: Yaşadığımız toprakların gerçeği budur maalesef. Sen bir bölümünün Cuma namazına geldiğine şükret, bu arada onları da kaybetmemeye çalış. Asla köylülerin aralarındaki sorunlara müdahale etme. Tek başına aralarını bulmayı beceremezsin. Resmi makamlardan biri ile beraber olmadıkça sen karışma onların sorunlarına. O köyde de uzun süre kalmamayı düşün. Mecburi görevin bitince başka bir köye geç. Bu arada kitap okumak, ezber yapmak için köy fırsatını çok iyi değerlendir. Ömür boyu kârın olur ezberlediklerin.
Selamünaleyküm. İsa kardeş, sizi tebrik ederim. Mübarek bir yola girmişsiniz. Allah sizi sevdiği amellere muvaffak kılsın. Hafızlık, Kur'an'ı baştan sona kadar ezber okumanın adıdır. Hafızlıkta asıl gaye, hafız olan kişinin okuması değildir. Bilakis asıl gaye, Kur'an mucizesinin insandan insana kıyamete kadar sürmesini sağlamaktır. Düşünebiliyor musunuz, kâğıdın bile bulunamadığı günlerden bu güne kadar tek bir harfi bile zayi olmadan Kur'an bize ulaştı; bu hafızlar sayesinde oldu. Dolayısıyla hafızlar, muhteşem bir mucizenin canlı örnekleridirler. Okudukça sevap kazanmaktadırlar, o ayrı bir meseledir. Belki şimdi, bu teknolojinin sonra hafızlara bu oranda bir ihtiyaç yoktur ama nihayetinde sistem aynı sistemdir, mucize aynı mucizedir. Sizin hafız olmayı arzu etmeniz, kıyamete kadar anılacak Kur'an'ı korumak için Allah'ın seçtiği mü'min kulları arasında bulunmuş olmak anlamına gelmektedir ki, bu tarif edilemez bir nimettir. İmkânınız varsa kesinlikle bu fırsatı kaçırmayın. Hiçbir yaş, hafız olmaya mani değildir. Bazı şartlarda yaşı ileri olanlar daha şuurlu hafız olmaktadırlar. Belki evliliğiniz bir tür ağırlaştırabilir bu süreci ama engel olmaz. Hele hele sizin hafız olmanızı kendisi için de bir şefaat vesilesi görebilecek bir saliha kadına rastlarsanız mükemmel bir nimet yakalamış olursunuz. İşin doğrusu, sizin hafızlığınızın ne kadar ve nasıl olabileceğini en güzel sizinle yüz yüze görüşerek belirleyebiliriz. Bir günlüğüne İstanbul'a gelebilirseniz bu hususu genişçe konuşabiliriz. Üç gün beş gün de gelebilirsiniz misafirimiz olursunuz. Yine de ana ölçüleri size belirteyim, kendinizi test edin: a- Bir sayfaya bakarak, en çok bir buçuk dakikada okuyabilmelisiniz. Tecvid kurallarına riayet ederek ve hata etmeden bir buçuk dakikada okuyabilirseniz, hafızlık için uygun standarda gelmiş sayılırsınız. b- Bir gün sabah vaktinde bir sayfayı ezberlemeye çalışın. Âyet âyet ezberleyin. İki ayeti ezberleyince ikisini birden birkaç kere okuyun. Üçüncüyü ezberleyince üçünü birden... Bu şekilde bir sayfayı bitirin. Sayfayı baştan sona kadar topluca da birkaç kere okuyun. Ezberlediğinizi anlayınca bırakın. c- O gece yatın. Sabah kalktığınızda, ezberlediğiniz sayfayı iki üç kere bakarak okuyun. Sonra da ezbere okuyun. Yanlışsız okuyorsanız birinci kademe geçilmiştir. d- Aradan birkaç gün geçtikten sonra bir sabah aynı testi tekrar yapın; iki üç takılmayla aynı sayfayı okuyabiliyorsanız hafızlığınız için bir engel yok demektir. Riya veya benzeri hiçbir engele takılmayın. Bu muhteşem bir cihattır sizin için, heyecanınız varken kaçırmayın fırsatı. Allah işinizi kolay etsin. Yüzünüz ak olsun.
Selamünaleyküm. Bu iki şey de sizin için farzı ayın değildir. Özellikle fıkıh bilginizin ilerlemesi için çalışsanız daha büyük bir iş yapmış olursunuz. Her üç iş için de yaşınız, evlilik, imkânlar ve çevre gibi durumunuzu bilmemiz durumunda daha sağlıklı cevaplar verebiliriz.
Aleykümselam.Sizin hafızlık yapmanız imkân dışıdır denemez. Anneliğiniz ve eş olmanızın yanında doğal bir iş olur mu o sorgulanabilir. Bu da ne kadar zamanda ezberleyebileceğinize bağlıdır. Şöyle bir test yapın: Önce eşinizle bu durumu görüşün, onayını alın. Sizi dinleyen hocanın 'yanlışsız okudun' dediği bir sayfaya üç saat çalışın, ezberleyin. Ertesi gün, hocanız o sayfayı sizden ezbere dinlesin en fazla iki yanlışla okuyabilirseniz bunu bir kenara not edin. Bir hafta sonra tekrar dinlesin sizi. Eğer yine aynı şekilde okuyabilirseniz hafızlık yapabilirsiniz demektir. Böyle yapamazsanız hafızlık yoluna girmeyin. Onun yerine belli sureleri ezberleyin. Ezberlerinizi sık sık tekrar edin. Yavrunuzla ilgili de zaman geçmiş olmaz. İnşaallah muvaffak olursunuz. Bu arada bıktırmadan sıcak tutmaya yönelik uygulamalar yapın onun üzerinde. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Zimmetinize geçirdiğiniz miktarı ödemeye karar verin. Bunun için de kuruş kuruş da olsa biriktirin. Bu durumu da vasiyetiniz olarak bir kenara not edin. Sizden sonraya kalsa da ödensin. Ayrıca tövbe edin.
cemaat konusundaki diğer fetvalar
Ehlisünnet, din hayatında Peygamber aleyhisselamın sünnetini esas alarak yaşayanlar demektir. Bu da onların bidatlere karşı hassas olmalarından kaynaklanır yoksa hiçbir Müslüman Peygamber aleyhisselamın sünnetine karşı bir tavır aldığını söylemez. Her şeye rağmen mü'minlerle bir arada bulunmayı gaye edindikleri için de isme “cemaat” ilavesi yapılmıştır. Kısaca, EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT denmektedir. Bu manada ehlisünnet, yüzde yüz ilk nesillere uymaktadır. Birinci, ikinci ve üçüncü nesil için çok rahat bir şekilde ehlisünnet denir. Daha sonraki nesillerde ise ehlisünnet, yaygın ekoller, akımlar arasında bir ekole dönüşmüştür ne yazık ki. Öyle olmaya çalışanlar şüphesiz kıyamete kadar var olacaktır. Zira İslam odur.
Alternatifini bulmadıkça bunu aşırı düşünüyorsunuz, alternatifi de yok ne yazık ki.
Pek güzel ediyorsunuz, Allah yardımcınız olsun. Bu nedenle cami cemaatine gitmemenizde sakınca olmaz. Biiznillah alışınca siz de camiye yönelirsiniz. Mübarek olsun.
Bir kere bunun kasıtla veya önemsememekten dolayı yapılması gerekir ki namaz bozulsun. Ayrıca o tür uzatmalarda da belli bir oran var. Bu oran öyle hemen dikkat çekebilecek kadar küçük değildir. Bunu sorun etmenize gerek olmadığını zannediyoruz. Bu yüzden cemaati terk etmeyin.
Müslüman KÂ’BE yönündedir, onun tarafındadır. Başka bir tarafta olması da şart olmaz. Sizin gibi gurbet ortamı yaşayan Müslümanlar, grupların her birinden istifade etmelidirler. Bir yerde Kur'an öğretiliyorsa oradan onu alırsın. Öbür tarafta ilmihal öğretiliyorsa oradan da onu alırsın. Camiye de gidip namazını kılarsın. Gittiğin yerlerden biri sana, ‘başka yere gitmeyeceksin’ derse anlarsın ki o sözü söyleyenler samimi değiller, mü'minleri kardeş olarak görmeyi beceremiyorlar, onlardan uzak durursun. Allah yardımcın olursun.
‘Aynı Cemaatten’ evlenmeyi menedecek bir gerekçe yoktur. Dinimizin böyle bir yasağı da yoktur. Kastımız şudur: A cemaatinde veya medresesinden biri ‘aynı ekolden’ biriyle evlenmeyi evliliğin mutlu olması için garanti belgesi gibi görmesini yanlış buluruz. Aynı medresede olmak aynı kafada olmak veya uyumlu olmaya uygun olmak anlamına gelmemektedir. Anlatmak istediğimiz budur.