Fetva Meclisi
Soru
Hocam tanıdığım bir teyze ailecek Hollanda’da ikamet ediyorlar. Eşi rahatsızlanıyor, devlet bu beyefendiyi çürüğe ayırıyor ve artık hiçbir zaman iyileşemeyeceğine kanaat getiriliyor. Bu duruma düşen kim olursa olsun devlet temelli Türkiye’ye dönüş ve maaşın ömür boyu ödenmesi gibi bir imkân sunuyor. Eşi Türkiye’ye gelmek istiyor ama teyze ve çocukları istemiyor çünkü eşi vefat ederse hem pasaportları geçersiz oluyor hem de maaş kesiliyor. Şimdi ya gelirsiniz orada yeni bir hayata başlarız diyor veya burada kalırsınız ben sadece ev kiranızı yollarım diyor. Bu durumda karı koca ve evlat açısından hangi yol izlenmelidir?
Cevap
Benzer fetvalar
Erkek kardeşiniz varsa o bu sorumluluğu almalıdır. Erkek yoksa bütün kardeşler bir aile meclisi oluşturun, görev taksimi yapın, yükü aranızda bölüştürün, zamana ve kişilere yaydığınızda daha rahat olur.
Selamünaleyküm. Sizin yüreğinizdeki ezanlara bakın. Evinizi minare yapın. Orası veya burası önemli değil.
Baba, doğumuna sebep olduğu çocuğun velisidir. Bu velilik onun kendi kazanımı değil Allah’ın onun üzerindeki hakkıdır. Bu hak ona belli sorumluluklar yükler. İstediği zaman bu hakkı iptal edemez, o veya çocuk yaşadıkça bu hak onun üzerinde sabittir. Bu hakkın mahkeme kararı gibi beşeri bir müdahale ile ispatı da gerekmez. Çocuk, çocuk olarak yaşadığı sürece veliye muhtaç olduğu her işte baba onun velisi olmaya mecburdur. Hastalık ve tedavi de buna dahildir. Babanın bu velilik görevi Müslüman, akıllı olduğu sürece geçerlidir. Gücü yetmediği bir durum söz konusu olursa dinimiz hiçbir insana zaten gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemez. Bir de farklı bir konu olarak günahları açık bir şekilde işleyen ve çevresinde ‘acaba Müslüman mıdır?’ sorusunun sorulmasına sebep olan fasık bir babanın da velilik hakkı düşebilir. Çocuk reşit oluncaya kadar ya da akli melekesinde bir eksiklik olmadığı sürece babanın veliliği zorunlu olarak devam eder. Bugünkü rüşt çağı olan on sekiz yaşını son nokta olarak kabul edebiliriz ve o yaştan sonra babanın görevi beter deriz. Sadece kız çocuğu baba kız evlenene kadar himayesinde tutmak zorundadır. Zorunlu aşılar, erkeğin sünnet ettirilmesi, doktor, ilaç temin edilmesi, ilacın kullanılması esnasında gerekebilecek yardım, ameliyat gibi olağanüstü durumlar bir yandan babanın sorumluluğunda bir yandan da yetkisi sınırları içindedir. Mesela bir ameliyata o izin verir ve gerekeni yapar. Baba sorumlu olmakla beraber annenin baba ile beraber olması, babanın anneyi yok kabul etmemesi Kur'an’ımızın ‘güzel geçim’ olarak koyduğu üstün İslam ahlâkının gereklerindendir.
İş yeri yönetimi çikolatadan almasına izin veriyorsa ya da yasaklamıyorsa bir sakıncası olmaz. Siz üzerine gitmeyin. Yalnız size, aile huzurunu çok şeyden daha önemli tutmanızı tavsiye ederim.
Selamünaleyküm. Evinizde oturmasına oturun. Fakat iki şeyi yapmaya çalışın. Birincisi çok samimi tevbeler edin, istiğfar yapın. İkincisi de evi almanıza yarayan kredideki faiz oranını tespit edip onu bir gün, bütçenizden çıkarıp atmaya karar verin. Bu kararınızda da samimi olun. Tekrar bulaşmamaya azimli ve sebatlı olursanız inşallah mağfirete erersiniz. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Böyle bir durumda eşinizle nikâh bağınız kalkmış olmaz ama aranızda evlilik diye bir şeyin ruhu da kalmış olmaz. Sizin onu affetmenizin sevap olmasından önce gerçekliği olabilir mi onu düşünün. Ayrılmanız daha akıllıca olur. Ne eşiniz, bundan sonra bir güven verir ne de siz akıllıca bir iş yapabilirsiniz. Çürük bir domatesten salata yapmaya çalışmış olursunuz. Aile meclisi kurun ve o meclisin kararı ile iş görün. Çocukları söz ediyorsunuz; öyle bir kadının elindeki çocuk ne istifade edecek? Bir de bunu düşünün.
hasta konusundaki diğer fetvalar
Kadının beraberinde mahremi olmadan seferîlik mesafesi kadar bir mesafeye (doksan km ve daha fazlası) çıkması caiz olmaz hükmü genç veya yaşlı herkes için umumidir. Sadece Maliki mezhebi fukahasından bazıları yaşlı kadınların güvenli kabul edilen bir yolculuğa mahremsiz çıkabileceklerini söylemişlerdir. Anneniz için bu fetva ile hareket edebilirsiniz.
İntihar diyemeyiz ama Allah'ın nimetlerine nankörlük diyebiliriz. Tıbben yapılabilecek her şey bir nimet olarak önümüzde durmaktadır. Nimetlerin kıymetini bilmek ve yararlanmak mümin karakter gereğidir.
Allah Teâlâ size afiyet versin. Bazı insanlar “dar canlı” denecek bir durumda oluyorlar. Şeytan da onları sorunu abartarak daha da dar canlı duruma getiriyor. Muhakkak bir psikoloğa gidin. Tavsiyelerine de uyun. Allah size afiyet versin.
Öncelikli olarak bir psikologla görüşmelisiniz. Daha sonra diğer muhtemel sebeplere dönersiniz.
Şöyle bir ayrıntıya girmeliyiz: Müslüman kardeşlerinizi size yardım niteliğinde bir çeşit sadaka vermişlerse elinizdeki parayı rahat bir şekilde istediğiniz yerde kullanabilirsiniz. Size para verenler gösterdiğiniz hastanın tedavisinde kullanılma şartı ile verdilerse hastanız iyileştikten sonra geri kalan kısmını başka işlerde kullanamazsınız. Genel olarak bu tür vakalarda insanlar şartı olmayan genel bir yardım olarak vermektedirler. Umarız kullanılmasında sakınca olmaz. Size özellikle o ayrıntı ile vereni biliyorsanız onu sahibine iade edersiniz.
Tedavi umudu olmayan yani iyileşmesi muhtemel olmayan hastalık sahipleri özürlüdürler. Zaten sizin kullandığınız yöntemin de oruca direkt bir zararı yoktur. Kullanabilir ve orucunuzu tutabilirsiniz. Geçmiş olsun.