Fetva Meclisi
Soru
Efendimiz aleyhisselam “Rızkın onda dokuzu ticarettedir” buyuruyor. Dünyalık bir bilgiyi talep edenlere ücretle aktarmak da bu anlamda bir ticaret yerine geçer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ hangimize nerede rızık yazdı ise bizim elde edeceğimiz odur. Ticaret, işçilik, memurluk bu açıdan aynıdır. Hangisi daha iyidir yerine soruyu şöyle anlayabiliriz: a- Daha helal hangisi ise, b- Bizim yaratılışımıza hangisi uygun ise, c- Hangisinde daha iyi mü'min ve dahi iyi bir aile reisi olabileceksek, onu tercih etmeliyiz.
Selamünaleyküm. Böyle bir hadis vardır. Hadis ilmi ıstılahları açısından zayıftır. Zayıf olması da bir ilim olarak bilinmesini ama akidevi bir kaynak olarak bilinmemesini gerektirmektedir.
Bilerek ve isteyerek harama el sürmeyin. Alenen kul hakkına girmeyin. İbadetlerinizi gevşetmeyin. Daha zengin olmak için çalışmanızda bir sakınca yoktur. Bilakis olmanız da gerekir. Derede iken at değiştirmemenizi tavsiye ederim. Onun yerine sözünü ettiğimiz kurallara dikkat edin. Allah kolaylıklar versin.
Ticaretiniz helal bir ticaret ise mesela alkol gibi bir nesneyi satmıyorsanız müşterilerinizin kâfirlerden oluşmasında bir sakınca yoktur. Müşterinizin Müslüman/kâfir olmasından çok ticaretinizin helal olup olmadığına bakarsınız. Allah lütfeder de bir gün sadece Müslümanlarla muhatap olmayı da görürüz.
Bir Müslüman’ın kâfir bir işveren yanında çalışıp rızkını temin etmesinde sakınca yoktur. Sakıncalı olan Müslüman’ın onurundan taviz vereceği veya haram bir işe yardım etmiş olacağı bir işte çalışmasındadır.
Aldatmadan, yalan konuşmadan bir kitap ticareti yapılabilir, kazandığınız da helal olur.
hadis konusundaki diğer fetvalar
Evet, Peygamber aleyhisselam efendimizin erkek hayvanın sperminin ticaret konusu olmasını yasaklayan sözü vardır. Zira hayvanın dişi hayvana götürülmesi sonucu garantili bir işlem değildir yani erkek hayvanın dişi hayvanla hamile bırakılması garantili olmayacağından o işlemden para alınması da sonucu belirsiz bir işlemden para almak olacaktır. Bu da caiz görülmemiştir. Yeni zamanlarda geliştirilen dölleme yöntemi ise böyle değildir. Erkek hayvandan alınan sperm üzerinde işlem yapılarak diğer hayvana aktarılmaktadır. Bu da doğal döllemeden farklıdır. Ticaretinin yapılmasında da sakınca görülmemiştir. Özellikle şu ayrıntılara dikkat edilmesi gerekir: a- Dölleme yapılacak hayvan ile spermi alınan hayvan aynı olmalıdır. Mesela inek cinsi ile at arasında yapılmamalıdır bu işlem. b- Bu işlem menfaati basit gerekçeler üzerine oturtulmamalıdır. c- Dişi hayvan bu işlemden zarar görmemelidir. d- Bu işlemden üreyecek hayvanın insan sağlığına uzun vadede bile olsa zararı olmamalıdır.
Aynı şey ilaç için de geçerlidir. Şöyle anlamalıyız: Tıbbi kural dışında kendiliğinizden zorlamamalısınız.
Asıl olan zikirdir. Zikrin şu veya bu aletle yapılması ise hiç denecek kadar önemsizdir. Eğer alet zikir gibi değerli oluyorsa ve zikrin ağırlığını kaybettiriyorsa o aleti yok kabul etmeliyiz. Mesele budur.
“Nasıl iseniz öyle idare edilirsiniz” sözü sahih bir hadis değildir. Selefe ait bir söz olma ya da zayıf bir hadis olma ihtimali yüksektir.
Kendimiz için istediğimizi mü'min kardeşimiz için istemeyi ilke olarak dünyevi işler için, yarışmayı da ahiret işleri için diye belirlerseniz sorun kalmaz. Şöyle bir mantıkla meseleyi daha rahat anlayabilirsiniz: Mü'min, iyi işleri en iyisi ile yapan olmak için koşuşturur. Bu iyi işler arasında mü'min kardeşi için de iyilik istemek olacağından kendisi için istediği iyilikleri samimi bir şekilde kardeşleri için de isteyecektir. Vasıflı ve ihlaslı bir mü'min için zor değildir bu.
Asıl adı: K’ab bin Mati el-Humeyri’dir. Cahiliye zamanında doğmuş ama Ebu Bekir veya Ömer radıyallahu anhüma zamanında Müslüman olmuştur. Sonra da bazı sahabilerden hadis nakletmiştir. Öncesinde Yahudi idi. O kültüre ait bilgisi vardı. Bazı sahabiler ona bilgisi dâhilindeki şeylerden soruyor öğreniyorlardı. O sahabiler, ondan öğrendiklerini bir “genel kültür” gibi ezberliyorlardı. Zira Peygamber aleyhisselam efendimiz, Beni İsrail’den konuşmanızda sakınca yok şeklinde bir serbest alan bırakmış bulunuyordu. Bu sebeple, bir sahabi olmadığı için ondan gelen bilgiler bir nevi “acaba?” ile karşılanıyormuş gibi durum vardır. Ama neticede Şam Tabiilerindendir.