Fetva Meclisi
Soru
Hocam, şöyle merak ettiğim bir soru var cevaplarsanız memnun kalırım. Dinimiz bize kendimiz için istediğimizi mü'min kardeşimiz için istemeyi emrediyor. Öte yandan da ibadetlerde yarışmamız emrediliyor. İkisi bir arada nasıl olabilir?
Cevap
Benzer fetvalar
Biz bütün insanları insan olarak kardeşimiz biliriz. İyilik eder iyilik bekleriz. Zarar vermez zarar da görmemeye çalışırız. İnsanların içinden mü'min olanlarla iman kardeşliğimiz vardır. Birbirimizi sever sayarız, iyilik eder iyilik bekleriz. Hayırda yarışırız. İnsanların içinden mü'min olanları özele ayırdığımız gibi mü'minlerin içinden de akrabalık bağımız bulunanları daha özele alırız. Onlarla daha yakın ve daha köklü ilişkiler içinde olmaya çalışırız. Bir sebeple bir arada bulunmamız, karşılıklı sevgi ve saygıyı oluşturamaz isek bu sefer MESAFELİ VE SEVİYELİ bir ilişki içinde oluruz. Kötülük etmez, kötülük yapılmasına izin vermeyiz. Sabrederiz. Sabrımızın karşılığını da Allah’tan bekleriz. Bu MESAFELİ ve SEVİYELİ ilişkiyi sürdürmeyi de zorunlu görürüz. Bu noktadan daha aşağısı yoktur. Bu noktada olmanın da vebali yoktur.
Kur'an'ımızın ve hadislerin bize öğrettiği dua üslubunda DÜNYA/AHİRET DENGESİ vardır. Bir mümin, cenneti ve nimetlerini ister gibi dünya huzurunu da ister, istemelidir de. Dünyada nimet ve huzur istemek, afiyet temenni etmek mümin için tam anlamı ile Allah'ın nimetlerini arzu etmektir. Bunun bir sakıncası yoktur.
Umre ile çocuklarımızın israf olmayan ihtiyaçları arasında tercihimiz çocuklardan yana olmalıdır. Bu birinci umre içindir, ikinci umre için ise zaten böyledir.
Kendini eğlenceye çevirirsin. Bu yaptığın da düşman dediklerine yarar sonunda. Daha makul ve açık çalışmalar yap. İbadetini hakkıyla yap. Mümin kardeşlerinle güçlü bir beraberlik kur. Güçlü ve büyük bir aile kur, yürüt. Maddi gücünü artır. Sabrını donat. Önce bunların hakkını ver.
Yaşadığımız zaman imanın avuçta kor taşımak kadar zor olduğu bir zamandır. Hepimiz, herkes bu fitneye karşı uyanık olmalıdır. Bugün bir arkadaşa “Neden böyle düşünüyor ki?” diye hayret ederken insan fark etmeden kendisini zehirleyecek bir fitne de kapmış olabilir. Siz kendinizi koruyun. Arkadaşınız samimi sorular sorarsa onları cevaplandırın veya cevap verecek birine yönlendirin. Kurtuluş aramayana çare üretmek zordur. Önce kendi imanınızı ve insanlığınızı korumaya bakın. Allah Teâlâ hepimize hayırlar ihsan etsin.
Kur'an’ımızın böyle işler için tüketilmesi abestir. Bir mü'min Kur'an okur, bu bir ibadettir. Yine bir mü'min başka bir mü'min kardeşine Kur'an öğretir, bu da ibadettir. Ve bir mü'min, başka bir mü'minin sevap kazanması için ya da şifa bulması için okuduğu Kur'an’dan ona hibe eder, bunun için dua eder; bu da ibadettir biiznillah. Piyango bileti dağıtır gibi cüz veya hatim dağıtmak birbirimizi oyalamak ve birbirimize şov yapmanın ötesine gitmez. Böyle şeylerle ilgilenmeyin lütfen. Kur'an’ımızın azametini yaymaya yönelik işler yapın, reklamda hayır yok vesselam.
hadis konusundaki diğer fetvalar
“Nasıl iseniz öyle idare edilirsiniz” sözü sahih bir hadis değildir. Selefe ait bir söz olma ya da zayıf bir hadis olma ihtimali yüksektir.
Namaz hırsızlığı TA’DİL-İ ERKÂN üzerinden özellikle anlaşılmalıdır. O da rükûdan kalkınca SUBHANELLAH diyecek kadar bekleyip secdeye gitmek ve iki secde arasında aynı oranda beklemek olarak anlaşılabilir. Kıraatin hızlı olması okunan anlaşıldığı sürece o anlama gelmez.
Asıl olan zikirdir. Zikrin şu veya bu aletle yapılması ise hiç denecek kadar önemsizdir. Eğer alet zikir gibi değerli oluyorsa ve zikrin ağırlığını kaybettiriyorsa o aleti yok kabul etmeliyiz. Mesele budur.
Aynı şey ilaç için de geçerlidir. Şöyle anlamalıyız: Tıbbi kural dışında kendiliğinizden zorlamamalısınız.
Evet, Peygamber aleyhisselam efendimizin erkek hayvanın sperminin ticaret konusu olmasını yasaklayan sözü vardır. Zira hayvanın dişi hayvana götürülmesi sonucu garantili bir işlem değildir yani erkek hayvanın dişi hayvanla hamile bırakılması garantili olmayacağından o işlemden para alınması da sonucu belirsiz bir işlemden para almak olacaktır. Bu da caiz görülmemiştir. Yeni zamanlarda geliştirilen dölleme yöntemi ise böyle değildir. Erkek hayvandan alınan sperm üzerinde işlem yapılarak diğer hayvana aktarılmaktadır. Bu da doğal döllemeden farklıdır. Ticaretinin yapılmasında da sakınca görülmemiştir. Özellikle şu ayrıntılara dikkat edilmesi gerekir: a- Dölleme yapılacak hayvan ile spermi alınan hayvan aynı olmalıdır. Mesela inek cinsi ile at arasında yapılmamalıdır bu işlem. b- Bu işlem menfaati basit gerekçeler üzerine oturtulmamalıdır. c- Dişi hayvan bu işlemden zarar görmemelidir. d- Bu işlemden üreyecek hayvanın insan sağlığına uzun vadede bile olsa zararı olmamalıdır.
Saç meselesi hadislerde ve sahabi uygulamalarında geçmektedir. Buna göre erkek bir Müslüman: a. Saçını uzatmak veya kestirmekte serbesttir. Kestirdiğinde de sünnete uymuş olur uzattığında da. Saç kestirmede sünnet başı en yapılabilecek kadar az saçla tutma şeklindedir. Berber ifadesiyle sıfıra vurdurmak diyebiliriz. Yalnız bu “sadece öyle olabilir” şeklinde bir sünnet değildir. Bilhassa hac ibadeti esnasında ihramdan çıkmak için tıraş yapıldığında Müekked sünnet böyledir. Saçını uzatan da saçını bakımlı tutması sünnettir. Dağınık ve bakımsız saç sahiplerini Peygamber aleyhisselam efendimiz ikaz etmiştir. Aynı şekilde ayna önünde esir durmayı da hoş görmemiştir. b. Saç tıraşının BİR BÖLÜMÜ BIRAKILACAK ŞEKİLDE olması hadislerde yasaklanmıştır. Mesela sadece sağ veya sol tarafın alınıp gerisinin bırakılması ya da kenarların alınıp tepenin bırakılması şeklindeki tıraşlar yasaklanmıştır. Bu tür tıraşlarda o yasak geldiği zamanki yabancıları taklit edip onlara benzeme gerekçesi vardı. Bugünkü nesil tam anlamı ile o gerekçe ile tıraşını o şekilde yapmaktadır ki bunun anlamı Müslüman olmayan kültüre benzeşmektir. Bu da nehyedilmiştir.