Fetva Meclisi
Soru
Hocam biz borcumuzu ödedikten sonra elimizde kalan para Ramazan ayında zekât sınırını (nisap miktarını) aşmıyor. Ancak ikinci ayda bu sınırı geçiyor. Bu durumda zekâtımı hemen ikinci ayda mı vermeliyim yoksa üzerinden bir yıl geçmesi mi gerekir? Nasıl bir yol izlemeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Zekâtın bildiğiniz gibi bir nisabı vardır. Yani nisab belli olduktan sonra her yıl zekât verilir. Bu nisab 81 gram altın veya onun bedeli olabilecek bir maldır. Elinizde o kadar mal veya daha fazlası varsa onu başlangıç kabul edin. Bir yıl sonra (355 gün) elinizdeki mala bakın; nisabtan aşağı düşmüş ise zekât vermeyeceksiniz. Olduğu gibi duruyor veya arttı ise bütününün yüzde iki buçuğunu zekât verirsiniz. Daha sonraki yıllarda da aynı şekilde devam edersiniz. Faiz olan bölüm için zekât verilmez. Çünkü o, yok sayılan bir maldır. Malınızı hesaplarken de, - Elinizdekiler, - Bankadakiler (ilave görmüş halleri ile), - Alacaklarınız, - Ticaret yapıyorsanız satılık mallarınız hesaplanacaktır. Toplamı belli olduktan sonra da sabit borçlarınız ve o ayki ödenecek tahakkuk etmiş faturalarınız elinizdeki maldan düşürülür. Kalan netin yüzde iki buçuğunu verirsiniz. Allah'a emanet olun.
Zekât senenin herhangi bir zamanında verilebilir. Oruç ve hac ibadetlerinde olduğu gibi nisap miktarı malın üzerinden bir sene geçmiş olması konusunda da kamerî yıl hesabı uygulanır. Zekâtın farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bunun için belli bir kamerî ayı veya Ramazan’ı beklemeye gerek yoktur. Zekât vermekle yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekâtlarını vermeleri gerekir. Çünkü zekât bir kulluk borcudur, borç da bir an önce ödenmelidir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/271-272)
Malın zekâtı verilmesi için iki şart önemlidir. Birincisi mal NİSAB miktarına ulaşmış olmalıdır. İkincisi de nisab miktarına ulaşmış malın üzerinden bir HİCRİ YIL (355 gün) geçmelidir. Nisab altın üzerinden belirlenir, diğer zekât mallarına da o değer uygulanır. Bu ölçü 81 gramdır. (Net rakamla 80.18 gram.) Bu kadar altın veya bu kadar altının karşılığı olan para, ticaret malı zekât için nisaba ulaşmış demektir. İkinci şart olan yıl geçmesi de hicri yıl üzerinden hesaplanır. O da 355 gündür. Zekât için hesaplanan malın sahibinin elinde bir yıl beklemiş bir mal olması gerekir. Nisaba ulaştığı andan itibaren bu bir yıl başlamış olur, yıl bitince de zekât gerekir. Nisab miktarı mal ile zekât sürecini başlatan bir Müslüman yıl içinde o maldan harcar veya bir yolla mal azalırsa yıl sonunda elindeki kalanın zekâtını verir sadece. Eğer elinde kalan nisaptan daha az ise zekât vermez. Aynı şekilde yıl içinde mala katılmış ve çoğalmış ise o katılanın yılı dolmadığı halde onu da yılı dolmuşa katarak zekâtını vermiş olur. Uygulama böyledir.
Zekâtın bir nisabı yani ölçüsü vardır. O ölçü 81 gram altındır. Bu nisaba ulaşınca zekât gerekir. Bu nisabın oluşması da altın ve altın gibi olan paralar toplamda ne kadar yaptığına bakılır. Mesela elli gram altın var, seksen bir grama yetiştirecek kadar da para varsa ikisinin toplamı nisabı oluşturmuş olur. Nisaba ulaştığımız anda da hemen zekât gerekmez. Üzerinden bir hicri yıl yani 355 gün geçmesi gerekir. Bir yıl geçince o nisap miktarı olan baraj elimizde ise yüzde iki buçuğunu zekât veririz. Baraj eridi ise zekât gerekmez. Baraj büyümüş mesela 250 gram altın veya değerini bulmuş ise o toplamın yüzde iki buçuğunu zekât veririz. Sizin ne zaman nisap miktarı malınız olduğunu bulmanız gerekiyor. O günden sonraki bir yılın dolduğu gün de zekât verecektiniz. Geçen yılları da bu şekilde telafi edersiniz. Allah kabul etsin.
Ticari bir mal olduğunda araziler de zekât malıdır, para gibi onların da zekâtı verilmelidir. Arazilerin zekâtı ile alakalı olarak şu ayrıntılara dikkat etmeliyiz: Arazilerin de nisaba yani zekâtın gerekli olması için şart olan ölçüye ulaşması gerekir. Nisab 81 gram altın veya onun değeridir. Yani elimizdeki arazinin o günkü değerinin 81 altın tutarında olması gerekir. Bu rakam ve daha fazlası arazinin değeri olunca arazimiz nisaba ulaşmış demektir ve zekâtı verilir. Arazi için zekât farz olunca verilecek miktar değerinin % 2,5 kadarıdır. Zekâtın arazi için farz olmasında yıl şartı vardır. Tıpkı parada olduğu gibi üzerinden yıl geçince zekât farz olur. Yıl için de hicri yıl geçerlidir. Bu da üç yüz elli beş gündür. Araziye bir ticari meta olarak sahip olduğu günden itibaren bir yıl sayar ve sonunda zekâtını verir. Arazinin ekonomik değerini, zekât farz olduğu günkü piyasa üzerinden değerlendirir. Üzerinde yapılanma devam eden (inşaat, ifraz gibi…) arazilerin zekâtı, zekât farz olan günün yani yıl sonunun piyasası o hâliyle ne ise ona göre hesap yapılır. Arazinin zekâtını nakit olarak vermekte zorlanan yani elinde nakit bulunmayan, o gün ne kadar zekât vermesi gerektiğini hesaplar ve kendisini zekâta borçlu sayar, ilk fırsatta zekâtını aynı rakamlarla verir. Arazi zekâtı verecek olan nakit çıkarmakta zorlanıyorsa veya arazinin kendisini zekât olarak vermek fakir açısından daha yararlı oluyorsa arazinin kendisinden de zekât verebilir. Piyasa fiyatı üzerinden araziyi değerlendirdikten sonra üzerine farz olan zekâta karşılık gelecek kadar arazi parçasının tapusunu fakire verir. Zekât farzı da yerini bulmuş olur. Arazide ortak olanlar, hisselerinin piyasa değeri kadarının zekâtını verirler.
Sizin elinizden çıkan malın zekâtını şöyle değerlendirin: - Eğer, verdiğiniz kişiye onları emanet olarak verdi iseniz, mal sizde duruyor demektir, vaktinde de zekâtını verin. - Eğer, onların malı olacak şekilde verdi iseniz mal sizden çıkmıştır. Vakti gelmeden önce bunu yaptı iseniz zekâtı ile de alakanız yoktur. Vakti geçtikten sonra yani her sene zekâtını verdiğiniz vakitten sonra verdi iseniz bu durumda bu seneki zekâtı sizde borç olarak durmaktadır. Onu verirsiniz. - Onlar ise şöyle yaparlar: Ellerindeki takı nisabı dolduruyorsa veya diğer paraları ile beraber dolduruyorsa bir yıl sonra zekâtını vermeye başlarlar.
altın konusundaki diğer fetvalar
Altınları sizin zimmetinize geçirdikten sonra onda emanet bekliyor olsa bile artık zekât vermesi gerekmez.
Gerçek bir altın karşılığı olan sertifikaları alıp satıyorsanız ve işlemler peşin yapılıyorsa günlük alım-satım caizdir. Böyle bir işleme aracı olan kurumlar, alım-satım işlemleri için hizmet verdikleri için komisyon ücreti alabilirler.
Eğer bu işlemde hileli bir yol izleniyorsa ve faizli bir krediye dayanıyorsa caiz değildir. Ama gerçekten ihtiyacın olan bir klimayı alıp kullanıyor, sonra ihtiyaç kalmadığı için satıyorsan bunda bir sakınca olmaz. Ancak sırf kredi kartındaki limiti nakde çevirmek için yapıyorsan bu faizli bir düzenlemeye girebilir ve caiz olmayabilir. Rabbim sana helal ve bereketli kazançlar nasip etsin. Duaların için teşekkür ederim, ben de senin için dua ediyorum.
Dinimiz yardımlaşmayı, sıkıntıları gidermede birbirine destek olunmasını önemseyen bir dindir. Altın günü gibi günler de birbirine yardım gibi dursa da aslında hiç kimsenin bir fayda sağlamadığı, kendi parasının kişiye geri döndüğü bir sistemle yapılmaktadır. Bu da ihtiyaç olmayan bir sistem anlamına gelmektedir. Aynı zamanda bir araya geliş tarzı, oluşan gündemler, edilen muhabbetler kişiye ne kadar fayda sağlıyor; bu durumda uzaktan hassas bir şekilde incelenip katılım durumuna karar vermek sağlıklı olacaktır. En temelinde de malayani kısmını doldurur bir beraberlik olup olmamasına da dikkat edilmesi gerekmektedir. Belirlenen miktarın altın/para türünden olmasında bir sıkıntı yok, hangi altın türü belirlendi ise onun alınmasında veya para isteyene paranın verilmesinde ilke olarak sakınca olmayabilir. Şunu da unutmamak gerekir ki para toplamanın getirdiği sıkıntı, her ne kadar direkt haram olarak vasıflandırılacak durumda değilse de riskli bir iş olarak durmaktadır. İnsana fayda vermeyen, bazı durumlarda tereddütlü pozisyonda durmaya sevk edebilecek bu gibi işlerden de uzak durulması gerektiğini tavsiye ederiz. Rabbim yardımcımız olsun.
Kadınların altın, gümüş veya başka bir madenden süs eşyası kullanmalarını yasaklayan bir kayıt yoktur. Basit demir gibi bir şeyin yüzük olarak kullanılması insanın kıymetli varlık olması açısından doğru olmaz şeklinde bir kayıt konabilir ama ya altın gümüş veya olmaz şeklinde bir kayıt yoktur. Hanefi uleması demir cinsi yüzüğü kerih görmüşlerdir. Gümüş yüzük kullanılmasını tavsiye etmektedirler. Diğer ulemaya göre demir cinsinden de yüzük kullanılabilir. Haram olan sadece erkeklerin altın yüzük kullanmalarıdır. Rabbim dinini en güzel şekilde yaşayanlardan etsin.
Gündelik ticaretimizi İslam gibi kâinatı kuşatan genel şemsiyemizi bir ticaretin başlığı olarak ifade etmek doğru değildir. Ayrıca din üzerinden sömürüye de neden oluyor. Bu nedenle “İslamî ...” şeklinde başlayan kelimelerle yapılan faaliyetlere karşı dikkat edilmesi taraftarıyım.