Fetva Meclisi
Soru
Hocam, biz geniş ailemizle birlikte her ay bir akrabamızda toplanmak üzere "altın günü" adı verilen, sadece kadınlar arasında yapılan bir uygulama yürütüyoruz. Burada toplanan para miktarını, güncel 24 ayar 1 gram altının yarı fiyatı olacak şekilde belirledik. Yani örneğin; toplandığımız gün 1 gram altın 3400 TL ise, biz her bir kişi olarak 1700 TL getiriyoruz. Bu oranı o günkü altın fiyatına göre belirleyip uyguluyoruz. Grupta yaklaşık 15 kişiyiz, bu da sürecin aylarca süreceği anlamına geliyor. Dolayısıyla aralık ayında biri 1500 TL alırken, mayıs ayında bir diğeri 1700 TL alabiliyor. Biz bu sistemi, kimsenin parası değer kaybetmesin ve eşitlik olsun diye düşündük. Herkese sabit 1000 TL verseydik, sıradaki kişilerin aldığı para enflasyon nedeniyle değer kaybedecekti. Ben öğrenciyim ve bu uygulamaya katıldım. İleride bana gelecek olan bu parayı harcamamda bir sakınca olur mu? Bu sistemde kul hakkı veya dinen bir sakınca var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Uygulamadan kastınızı net olarak anlayamadık. Anladığımız şudur: Bir grup insan ALTIN GÜNÜ adı ile yardımlaşan bir çalışma içinde oluyorlar. Mesela her ay birinin evinde toplanılıyor. Sırası gelen eve bir altın alınıyor. Bu ise kastınız, kadınların bu faaliyetinin dinimizin emrettiği iyilikte yardımlaşma kalitesinde olmadığını düşünüyorum. Kendisine de sıra geleceğini düşünerek bir insanın yardım etmesi dinimizin emrettiği yardım değildir. Bacılarımızın bu tür işlerle kendilerini oyalamamalarını tavsiye ederiz öncelikle. Eğer söz konusu iş yapılacaksa, toplanan para ile o gün ne alınıyorsa o alınır. Şu veya bu olacaktı diye bir belirlemenin adına altın günü değil HAYAL ÜZERİNDEN ZENGİNLİK GÜNÜ demek daha doğru olur. Herkese hangi altın türü alınabildi ise onun alınmasında ya da para isteyene paranın verilmesinde ilke olarak sakınca olmayabilir.
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
Selamünaleyküm. Böyle bir uygulama için haramdır diyecek açık bir belgemiz yoktur ama kadınların bu tür faaliyetlerle en azından vakit israf ettiklerini, Allah rızası için olmayan işlerle ömür tükettiklerini düşünüyoruz. Yapılmamasını, yapılanına katılmamayı tavsiye ederiz.
Selamünaleyküm. Ortada bir altın yokken altının işlem fiyatı üzerinden böyle bir iş yapılamaz. Gerçekten alıcıya bir altın satışı yapılan işlemlerde ise böyle bir iş caiz olur.
Bunu bir borç verme işlemi olarak görebiliriz. Toplanan para katılımcılardan birine verildiğinde: Ondan bir fazlalık istemeden geri getiriyorsa, Mubah bir işte parayı kullanıyorsa işlemde bir sakınca yoktur. Güzel bir borç uygulaması yapmış olursunuz, biiznillah bundan sevap da kazanırsınız. Yalnız size şunu tavsiye etmeliyiz: Bu ve benzeri yolları deneyenlerin pek çoğu sırf bu yüzden dostlarını kaybettiler. Paranın girdiği yerde şeytanın fitnesi de büyür ve daha kışkırtıcı olur. Konuşurken ve kararlaştırırken kolay ve güzel gibi görülür bu işler ama pratiğe geçildiğinde öyle olmayabilir. Çok dikkat edin. Katılımcıları mümkün olduğu kadar az tutun. Aranızdaki iman kardeşliği ve muhabbetiniz zarar gördükten sonra yaptığınız işten kazanacağınız bir ecir de kalmayabilir maazallah.
Başkasının malını izinsiz kullanmanız kul hakkıdır. İzin alırsanız caiz olabilir.
altın konusundaki diğer fetvalar
Kadınların altın, gümüş veya başka bir madenden süs eşyası kullanmalarını yasaklayan bir kayıt yoktur. Basit demir gibi bir şeyin yüzük olarak kullanılması insanın kıymetli varlık olması açısından doğru olmaz şeklinde bir kayıt konabilir ama ya altın gümüş veya olmaz şeklinde bir kayıt yoktur. Hanefi uleması demir cinsi yüzüğü kerih görmüşlerdir. Gümüş yüzük kullanılmasını tavsiye etmektedirler. Diğer ulemaya göre demir cinsinden de yüzük kullanılabilir. Haram olan sadece erkeklerin altın yüzük kullanmalarıdır. Rabbim dinini en güzel şekilde yaşayanlardan etsin.
100 gram altın varsa bu zenginlik nisap miktarını geçmiş demektir. Kiracı olmak, evin veya araban olmaması, tek başına zekât almayı caiz kılmaz. Eğer sana halini bilmeden zekât verildiyse en güzeli o kişilere durumu izah etmek ve o parayı iade etmektir. Ama sen hâlini anlattığın hâlde, onlar sana yine de veriyorsa o zaman aldığın parayı çocuklarının ihtiyaçları için kullanmanda bir sakınca yoktur.
Eşinize verdiğiniz “geri ödeyeceğim” sözü, bir borç akdidir. Bedelli askerlik veya araç gibi zaruri bir ihtiyacı o borçla karşıladıysanız, ödeyebildiğiniz ilk anda iade etmeniz dinen de ahlaken de üzerinize vaciptir. Bu borç hükmündedir. Bu borcun geç ödenmesi, size günah değil ama özürsüz ertelemek zulüm olur. Hadiste geçtiği üzere: "Zenginin borcunu geciktirmesi zulümdür." (Buhârî, Havâlât 1; Müslim, Müsâkât 10) Bu borcu ödemeniz, eşinize iyilik değil, bir adalet borcudur. Hakkını zamanında teslim etmekle yükümlüsünüz. Katılım bankasıyla yapılan maaş anlaşmasından dolayı “promosyon parası” adıyla bir meblağ size veriliyor. Bu para ne yazık ki (faizli bankalar kadar olmasa da) kanaatimizce "faiz şüphesi" taşıyan bir paradır. Bu da fıkhen güvenilir bir kazanç türü değildir. Dolayısıyla bu paraya mecbur kalınmadıkça tenezzül edilmemelidir. Alındığında da bankada bırakılmamalı ya fakir birine promosyon parası olduğu söylenmeden verilmeli ya da zaruret varsa ancak asli ihtiyaç için kullanılmalıdır. Bu bilgilere göre ailenizi geçindirebiliyorsanız küçük birikimlerle de olsa eşinize olan borcunuzu promosyon parasına tenezzül etmeden ödeyiniz. Kardeşim, zor zamanlar olur, omuzlar ağırlaşır ama Allah da kulunu görür. Siz borcunuzu ödemeye niyetlisiniz ve imkân arıyorsunuz. Bu samimiyetle olduktan sonra Allah size mutlaka yardım edecektir. Allah, size en temiz kazancı nasip etsin, harama veya şüphelisine mecbur bırakmasın.
Zekâtın farz olabilmesi için iki temel şart vardır: Nisap miktarına ulaşmak ve bu miktarın üzerinden bir kameri yıl (354 gün) geçmesi. Sizin durumunuzda, elinizdeki para Ramazan’da nisaba ulaşmıyorsa yani temel ihtiyaçlar ve borçlar çıktıktan sonra zekât eşiğini aşmıyorsa şu an zekât size farz değildir. Ancak ikinci ayda nisap miktarına ulaşıyorsa o kameri tarih itibarıyla zekât süreciniz başlar. Bu noktada, zekât vermeniz için bu yeni nisap tarihinden itibaren bir yıl beklemeniz gerekir.
Altınları sizin zimmetinize geçirdikten sonra onda emanet bekliyor olsa bile artık zekât vermesi gerekmez.
Gerçek bir altın karşılığı olan sertifikaları alıp satıyorsanız ve işlemler peşin yapılıyorsa günlük alım-satım caizdir. Böyle bir işleme aracı olan kurumlar, alım-satım işlemleri için hizmet verdikleri için komisyon ücreti alabilirler.