Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben birkaç yıl önce geri ödemek niyetiyle eşimin altınlarının yarısını alarak bedelli askerlik yaptım. Daha sonra kalan altınları da alıp bir araç satın aldım. Maddi açıdan henüz kendimi toparlayamadığım için eşime olan borcumu ödeyemedim. Memur olarak çalıştığım kurum, bir katılım bankası ile maaş anlaşması yaptı ve bu banka bize bir miktar promosyon verecek. Bu promosyon parasını eşime olan borcumu ödemek için kullanmam dinen caiz olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Promosyon parası üzerinden, sonradan ödenmek üzere (geçici/belirli bir süre de olsa) menfaatlenmek doğru değildir. Alacaklılarınıza ödeme veya evinizin temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda zorlanıyorsanız bahsettiğiniz şekilde yapabilirsiniz. Ama ödemede zorlanmayıp sadece sürenin uzaması ve alacaklıların sıkıştırmaması söz konusuysa kullanmamanız gerekir. Faiz şüphesi olan bir parayı kendinizin gibi değil, yok ve verilmemiş gibi görürseniz ortada bir sorun kalmaz. Bu imtihanı daha kolay verirsiniz.
Evet, size vaat ettiği mehri vermek zorundadır. Size ait olan altınları almaya hakkı yoktur. Nikâh akdinde geçerli olan yalnız yaşama sözünüzde hakkınız vardır. Bunlar sizin hakkınız ama sırf bu nedenle boşanmaya kalkarsanız yarın içiniz yanar ve yaptığınıza pişman olabilirsiniz. Sabrı sonuna kadar zorlasanız daha iyi edersiniz.
Bankaların verdiği maaş promosyonları, faiz şüphesi taşıyan meşru olmayan kazançlar arasında değerlendirilir. Bu sebeple, kişi geçim sıkıntısı çekmeyen bir durumdaysa bu parayı kendi özel harcamalarında kullanması caiz görülmemiştir. Ancak kişi gerçekten geçim zorluğu içindeyse – ki bu, ev kirasını ödeyememe, elektrik-su gibi zaruri ihtiyaçlarını karşılayamama gibi durumları kapsar – o zaman bu parayı zaruret kapsamında kullanması caiz olur. Bu sebeple, promosyon paranı şahsen kullanmak yerine, geçim sıkıntısı yaşayan kardeşlerine vermek istiyorsan, bu doğru bir tasarruf olur. Hele ki birinin sağlık ve tedavi ihtiyacı varsa, bu durum açık bir ihtiyaç halidir. Promosyon parası, faiz şüphesi taşıdığı için, geçim sıkıntısı olmayan kişilere caiz değildir. Ama gerçek ihtiyaç sahibi olan (kirasını, faturasını ödemekte zorlanan, zorunlu sağlık giderlerini karşılamakta zorlanan) kişilere verilebilir. Kardeşlerini bu vasıfta görüyorsan, promosyon paranı onlara vermen uygundur. İnşallah seni bu yükten kurtarır ve hayır olur.
Selamünaleyküm. Sizin anlatmanıza göre cevap veriyorum: Sizin elinizdeki bir mala eşinizin müdahale etmesi mümkün değildir. O tamamen sizin malınızdır. Rızanız olmadıkça onu sizden alamaz. Darılmaya da hakkı yoktur. Mehrinizi de başka bir şeyle karıştırmamalıdır. Yine de siz, huzurunuzu esas alarak hareket etmelisiniz.
Fıkhen ve ahlâken bir kamu çalışanı, mesai saatleri dışında, görev alanıyla çakışmayan, görevi aksatmayan, devletin memura koyduğu etik kurallara (çıkar çatışması, gizlilik, izin şartı vb.) aykırı olmayan bir işi yapabilir. Özellikle borçtan kurtulmak, harama bulaşmamak, aileye helal lokma temin etmek gibi güzel niyetlerle yapılan işler hem meşrudur hem de sevaptır. Ancak şunu unutma bu ek iş seni asıl görevinin kalitesinden alıkoymamalı. Haram içerikli bir iş olmamalı. Mesela, ticarete destek veriyorsan fatura-dürüstlük konusuna dikkat etmelisin. Promosyon parasını kullanmadığında kredi kartı borcunu ödeyemiyorsan ve bu borç gittikçe artıyor, seni faiz ödemeye mahkûm ediyorsa o zaman fıkıh sana “buradan çıkış için” ruhsat verir. Ama bu ruhsat şudur: “Haramdan kaçmak için şüpheliyi kullanmana geçici olarak izin verilir. Bu parayı kazanç gibi görme, çıkış kapısı olarak gör.” Fakat biraz daha sabrederim, fazladan çalışırım, ek iş bulurum ama bu paraya el sürmem diyorsan… Evet, kardeşim, tavsiye edilen budur. Zaten şüpheli olanı terk etmek takvanın zirvesidir. Bu sana ahirette sevap, dünyada izzet olur. Ama alternatifin yoksa “Ya bunu alırım ya da faiz öderim” diyorsan, o zaman zaruret ruhsatı ile promosyon parasını sadece bu borcu kapatmak için kullanabilirsin. Ama ileride rahatladığında, içini rahatlatmak için bu miktarın bir kısmını sadaka vermen çok yerinde olur. Rabbim borcunu kolayca ödemen için sana kapılar açsın. Faize düşmeden, kul hakkına girmeden hayatını sürdürmeyi nasip etsin.
Selamünaleyküm. Keşke aile yuvanızda böyle şeyler konuşulmasa! Size tek şey tavsiye edebilirim: Atın arabayı da bu konuları da ve kurtarın kendinizi. Şeytan size iyi bir tuzak kurmuş; eşiniz veya siz, kim önce takılacak onu bekliyor. Alet olmayın. Ya da kurtaran siz olun, sevabınız da bol olsun. Hemen kurtulun bu ateş çemberinden.
altın konusundaki diğer fetvalar
100 gram altın varsa bu zenginlik nisap miktarını geçmiş demektir. Kiracı olmak, evin veya araban olmaması, tek başına zekât almayı caiz kılmaz. Eğer sana halini bilmeden zekât verildiyse en güzeli o kişilere durumu izah etmek ve o parayı iade etmektir. Ama sen hâlini anlattığın hâlde, onlar sana yine de veriyorsa o zaman aldığın parayı çocuklarının ihtiyaçları için kullanmanda bir sakınca yoktur.
Kadınların altın, gümüş veya başka bir madenden süs eşyası kullanmalarını yasaklayan bir kayıt yoktur. Basit demir gibi bir şeyin yüzük olarak kullanılması insanın kıymetli varlık olması açısından doğru olmaz şeklinde bir kayıt konabilir ama ya altın gümüş veya olmaz şeklinde bir kayıt yoktur. Hanefi uleması demir cinsi yüzüğü kerih görmüşlerdir. Gümüş yüzük kullanılmasını tavsiye etmektedirler. Diğer ulemaya göre demir cinsinden de yüzük kullanılabilir. Haram olan sadece erkeklerin altın yüzük kullanmalarıdır. Rabbim dinini en güzel şekilde yaşayanlardan etsin.
Dinimiz yardımlaşmayı, sıkıntıları gidermede birbirine destek olunmasını önemseyen bir dindir. Altın günü gibi günler de birbirine yardım gibi dursa da aslında hiç kimsenin bir fayda sağlamadığı, kendi parasının kişiye geri döndüğü bir sistemle yapılmaktadır. Bu da ihtiyaç olmayan bir sistem anlamına gelmektedir. Aynı zamanda bir araya geliş tarzı, oluşan gündemler, edilen muhabbetler kişiye ne kadar fayda sağlıyor; bu durumda uzaktan hassas bir şekilde incelenip katılım durumuna karar vermek sağlıklı olacaktır. En temelinde de malayani kısmını doldurur bir beraberlik olup olmamasına da dikkat edilmesi gerekmektedir. Belirlenen miktarın altın/para türünden olmasında bir sıkıntı yok, hangi altın türü belirlendi ise onun alınmasında veya para isteyene paranın verilmesinde ilke olarak sakınca olmayabilir. Şunu da unutmamak gerekir ki para toplamanın getirdiği sıkıntı, her ne kadar direkt haram olarak vasıflandırılacak durumda değilse de riskli bir iş olarak durmaktadır. İnsana fayda vermeyen, bazı durumlarda tereddütlü pozisyonda durmaya sevk edebilecek bu gibi işlerden de uzak durulması gerektiğini tavsiye ederiz. Rabbim yardımcımız olsun.
Zekât gününüz gelince muhakkak ne kadar zekât borcunuz olduğunu hesaplayın. O borç belirlendikten sonra hemen verseniz en iyisini yapmış olursunuz. Bir sebeple öyle yapamayıp aylara bölseniz o da olur. Yalnız bu, bir dahaki zekât yılını bulacak kadar uzamamalıdır.
Zekâtın farz olabilmesi için iki temel şart vardır: Nisap miktarına ulaşmak ve bu miktarın üzerinden bir kameri yıl (354 gün) geçmesi. Sizin durumunuzda, elinizdeki para Ramazan’da nisaba ulaşmıyorsa yani temel ihtiyaçlar ve borçlar çıktıktan sonra zekât eşiğini aşmıyorsa şu an zekât size farz değildir. Ancak ikinci ayda nisap miktarına ulaşıyorsa o kameri tarih itibarıyla zekât süreciniz başlar. Bu noktada, zekât vermeniz için bu yeni nisap tarihinden itibaren bir yıl beklemeniz gerekir.
Evet, eski zamanlardan beri böyle bir savurganlık yaşanmaktadır. Dinimiz altın tabakta veya altın kaşıkla yemek yemeyi bile haram saymışken altının kendisini yemeyi nasıl mubah sayabilir? İnsanların dünyanın şu mevcut halini görüp de böyle bir zevki yaşıyor olabilmeleri akıl alacak gibi değildir. Bu bir israf ve savurganlıktır. Aynı zamanda toplumdaki zenginler ve fakirler arasında var olan uçurumu derinleştirmeye katkıdır. Sağlığı nasıl etkileyebileceği konusu meçhuldür. Özellikle uzman bir doktorun tedavi amaçlı olarak reçete etmesi dışında zevk ve gösteri için altın yemek caiz değildir.