İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Boşanma esnasında şâhit bulundurmak gerekir mi?

Cevap

Kur’ân-ı Kerîm’de, “Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar.” (et-Talâk, 65/2) buyrulmaktadır. Bu âyetteki şahit tutma emrinin boşamaya mı yoksa ric‘î talâkla boşadıktan sonra dönmeye mi yönelik olduğu konusunda farklı görüşler vardır. Hanefîlere göre her ikisinde de şahit bulundurmak menduptur. Dolayısıyla boşama esnasında şahit tutma, boşama işleminin geçerlilik şartı değildir. Bununla birlikte fakihler bu buyruğun, hakların zayi olmaması ve ihtilafların önlenmesi gibi amaçlar taşıdığı noktasında birleşmektedirler.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Boşama için 'boşadım' sözü yeterlidir. Boşamaya şahit tutulması daha iyi olması bakımından gereklidir. Erkeğin ağzından o söz çıktıktan sonra yapacak bir şey yoktur. Allah'a emanet olun.

Ben boşanmada şahit gerektiğinden bihaberdim. Nikahı az sayıda kişi biliyordu. B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Boşanma durumunda mal paylaşımı, genelde de erkeğin malının yarıdan bölünüp boşanmış kadına verilmesi konusu kadim kitaplarımızda yoktur. Bir tespit olarak şöyle diyebiliriz: Önümüzdeki fıkıh bilgisi çerçevesinde bunu caiz olarak gösterebilecek bir satırlık bilgi yoktur, fukahamızın böyle bir gündemi olmamıştır. Bu genel tespitten sonra şu ayrıntıları gündeme getirebiliriz: Evlilik sonrasında evin erkeği çalışıyor ve kadın evde yaşamını sürdürüyorsa boşanma durumunda erkeğin çalışması ile elde edilmiş olan mal/birikim sadece erkeğindir. Kadın beşerî yasalara dayanarak aldığı mal, fukahamızın bugüne kadarki fıkıh birikimine göre ona helal olmayan bir maldır. Kadın da erkekle beraber çalışmış ve mevcut mala katkı vermiş ise bu durumda bir hak söz konusu olabilir, kadın kazançtaki payını isteyebilir. Bu da bir bilirkişi veya mevcut yazılı dokümana göre hak ettiğini alması şeklinde değerlendirilebilir. Erkeğin birikimi olan bir malın, boşanma nedeniyle bir tür ceza gibi paylaşılması ise normal fıkıh kurallarına göre caiz olmaz. Bir nevi gasp olur bu. Kadın, mehrini ve benzeri sabit haklarını talep eder ve alır. Kadına verilmiş maddi zarar varsa o tazmin ettirilebilir. Bunun dışında erkeğin malının paylaştırılması mümkün değildir. Normal bilgimiz budur. Muasır âlimler, boşanmalar nedeniyle kadının düştüğü mağduriyete dikkat ederek, o eksende yaptıkları değerlendirmelerde fıkıhtaki mut’a (boşanan kadına ikramda bulunma) üzerinden kıyas ederek erkekten kadının mağduriyetine karşılık bir mal alınabileceğini söylemişlerdir. Bu bir içtihat olarak değerlendirilebilir. Yalnız bu noktadan yola çıkıldığında dahi erkeğin malının yarıdan bölüşülmesi gibi bir hükmü makul görmek hiç mümkün değildir.

Hocam biliyorsunuzdur, son dönemde eşler boşanınca mal paylaşımı yapılmaktadır.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefîlere göre bâin talakla boşanmış bir kadına iddeti içerisinde koca tarafından başka boşama lafızları kullanılırsa ikinci ve üçüncü boşamalar da meydana gelir. (Zeylaî, Tebyîn, 2/219) Çünkü iddet içinde bulundukça kadının başka bir erkekle evlenmesinin helal olmaması, nafaka ve mesken gibi aralarındaki bağların devam etmesi nedeniyle kadının boşamaya konu olması devam eder. (Bilmen, Kâmus, 2/201) Cumhûra göre ise bu durumdaki eşe kullanılan ‘boşama’ lafzının bir geçerliliği yoktur. ‘Bâin talak’ ile aralarındaki zevciyet bağı sona erdiği için kadın boşamaya mahal/konu olmaz. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 7/331; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 9/6889) Din İşleri Yüksek Kurulu’nca benimsenen görüş de budur.

Bâin talakla boşanıp iddet beklemekte olan bir kadını yeniden boşamak geçerli mi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mahkeme yoluyla boşanan eşler, dinî hükümlere göre bir bâin talâkla boşanmış olurlar. Zira hâkimin boşaması bâin talâk kabul edilmektedir. (bk. Kâsânî, Bedâʾi‘, 2/326; Sâidî, Hâşiyetü’l-ʿadevî, 2/41, 93; Haraşî, el-Muhtasar Halil, 4/16; İbn Kudâme, el-Muğni, 7/563-564; Nevevî, el-Mecmûʿ, 17/333) Buna göre, mahkeme yoluyla boşanan bir kadının -eğer başka bir erkekle evlenmek niyeti varsa- önce iddetini tamamlaması gerekir. (Şeyhîzâde, Mecme‘u’l-enhur, 1/464) İddetini tamamlayan bu kadın dilerse bir başkası ile evlenebilir. Eski eşinin istemesi durumunda ise iddetini tamamlamasa dahi yeniden nikâh kıyılması suretiyle boşandığı eşiyle aile kurabilir. Bu evlilik tarafların en fazla iki defa boşanması durumunda gerçekleşebilir.

Mahkeme kararıyla boşanan eşler, dinen de boşanmış olurlar mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm dini, aile kurumuna ve onun korunmasına büyük önem verir. Ancak eşler arası geçimsizlik, ileri dereceye ulaşır ve evlilik çekilmez hâle gelirse, boşanma bir çıkar yol olmakla birlikte en son başvurulması gereken bir çaredir. Kur’ân-ı Kerîm’de de boşanmadan önce evliliğin devam ettirilmesi için fedakârlıkta bulunulması, hoşnutsuzluk veya soğukluk hâlinde bile tarafların meselelerini konuşarak halletmeleri öğütlenmiş; aralarındaki anlaşmazlık daha ileri safhaya gittiğinde, kadının ve erkeğin ailelerinden seçilen hakemler vasıtasıyla eşler arasındaki anlaşmazlığın giderilmesi yolu tavsiye edilmiştir. (en-Nisâ, 4/34-35) Bununla birlikte bütün anlaşma yolları kapanmış ve evlilik hayatının sürdürülmesi imkânsız hâle gelmişse, boşanma en makul yol olarak meşrû görülmüştür. Evli bir kadın, eşinin evlilikten doğan görev ve yükümlülükleri yerine getirmemesi veya kendisine karşı kötü muamelede bulunması hâlinde, mahkemeye başvurarak evliliğin sona erdirilmesini isteyebilir. Mahkeme, tarafları dinledikten sonra eşlerin ayrılmaları yönünde karar verecek olursa, mahkemenin bu kararıyla dinî hükümlere göre, bir bâin talâk meydana gelmiş olur.

Erkek evliliğin gereklerini yerine getirmiyorsa kadın boşanma talebinde bulunabi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Boşanan kadın, eğer halvet-i sahiha veya zifaf gerçekleşmişse hakkı olan mehrin tamamını alır. Ayrıca erkek eşini, onun talebi olmaksızın boşamışsa, müt‘a adı verilen gönül alıcı bir hediyenin verilmesi, Şâfiî mezhebine göre vâcip, Hanefî mezhebine göre müstehap görülmüştür. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/111; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 3/219-220) Şayet nikâh esnasında veya sonrasında belirlenmiş bir mehir yoksa kadın, başta kız kardeşleri olmak üzere kendisine babası tarafından olan akrabalarından eğitim, güzellik, sosyal statü itibarıyla denk sayılacak bir kadının aldığı kadar bir mehri hak eder. Buna mehr-i misil denir. Ayrıca erkeğin, boşadığı kadının bekleyeceği iddet süresince, ona nafaka ve mesken temin etmesi gerekir. (et-Talâk, 65/1, 6) Şayet bir kadın henüz kocası ile cinsel birliktelik yaşamadan veya halvet-i sahîha meydana gelmeden boşanmışsa, belirlenen mehrin yarısını; (el-Bakara, 2/237) mehir belirlenmemişse fıkıh ıstılahında “müt‘a” denilen hediyeyi hak eder. (el-Bakara, 2/236) Kur’ân ve Sünnet’te müt‘anın ne kadar olduğu belirlenmemiş, bu konuda erkeğin sahip olduğu maddî imkânlar ve örf esas alınmıştır. (el-Bakara, 2/236; Muvatta’, Talâk, 46) Ancak fakihler, ilgili naslardan ve uygulamalardan yola çıkarak, müt‘anın mehr-i mislin yarısını geçmemesi gerektiğini belirtmişlerdir. (İbn Mâze, el-Muhît, 3/112) Bu sebeple mahkemenin mehr-i mislin yarısını aşan veya fahiş kabul edilebilecek bir tazminatı belirlemesi hâlinde kadının mezkûr miktardan fazlasını alması haksız kazanç sayılacağından fazla miktarı tekrar eski eşine iade etmesi gerekir. Ancak taraflar kendi aralarında anlaşarak, muayyen bir miktar belirlemişlerse, bu durumda müt‘anın mehr-i mislin yarısından fazla olmasında bir sakınca olmadığı da söylenmiştir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/110, 111; Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 6/365)

Boşanan kadının mali hakları nelerdir?

AİLE HAYATI konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm’da boşama yetkisi prensip olarak kocaya verilmiştir. Boşama yetkisini elinde bulunduran kocanın, bu yetkisini, nikâh akdi sırasında veya evlilik süresi içinde karısına veya bir başkasına devretmesi mümkündür. Buna “tefvîz-i talâk” denir. Tefvîz, nikâh akdi esnasında yapılabileceği gibi evliliğin devam ettiği bir zamanda da yapılabilir. Nikâh akdi esnasında tefvîz yapılacaksa bu, kadının o sırada bu hakka kendisinin de sahip olmasını şart koşmasıyla olur. Kadın bu hakka nikâh kıyılırken mesela “boşama yetkisi elimde bulunup, dilediğim zaman kendimi boşayabilme şartıyla evleniyorum” demesi ve erkeğin de bunu kabul etmesiyle sahip olur. Bu şekliyle boşama yetkisini alan kadın dilediği zaman boşanabilir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/387-390; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/242, 314-324, 329) Tefvîz-i talâk, evlilik devam ederken de olabilir. Erkek, eşine, “Sen muhayyersin. Beni veya boşanmayı tercih edebilirsin. İstersen kendini boşayabilirsin, evliliğe devam konusunda karar senin.” gibi sözler ile boşama hakkını verebilir. Kadın bu tür sözlerle kendisine verilen boşama yetkisini aynı mecliste kullanmazsa hakkını kaybeder. Ancak boşama yetkisi “kendini her ne zaman istersen boşayabilirsin” gibi umumi bir ifade ile verilirse, kadın bu hakkı sözün söylendiği meclisle sınırlı olmadan istediği zaman kullanabilir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 4/76-79) Kadın, ister nikâh esnasında isterse evlilik devam ederken elde ettiği boşanma yetkisini kullanmak zorunda değildir. Kadın kocasının verdiği bu yetkiyi baştan kabul etmeyeceği gibi sonradan kendi rızasıyla da iade edebilir. Bu yetkiyi kocasına iade eden kadın tefvîz yoluyla elde etmiş olduğu boşanma hakkını yitirmiş olur. (Bilmen, Kâmus, 2/259)

Boşama yetkisinin eşe veya başkasına devredilmesi mümkün müdür?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm’a göre evli çiftler arasında üç bağ vardır. Buna göre koca, eşini en fazla iki defa boşamışsa onunla evliliğini sürdürebilir. Üçüncü kez boşamakla aralarındaki evlilik bağı tamamıyla ortadan kalkmış olur. İçlerinde Hanefî ve Şâfiîlerin de bulunduğu fukahâ çoğunluğuna göre aynı anda verilen “üç boşama”, “üç talâk” olarak geçerli olup, bu takdirde koca, eşini tamamen boşamış olur. (Şâfiî, el-Ümm, 5/199; Sahnûn, el-Müdevvene, 2/3; Kudûrî, el-Muhtasar, 154; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 3/84) Ashap ve tâbiînden bu boşamayı üç sayanlar olduğu gibi tek sayanlar da vardır. Böyle bir boşamanın tek talâk olacağı görüşünü savunanlar, İbn Abbas’ın rivâyet ettiği “Hz. Peygamber (s.a.s.) devrinde, Hz. Ebû Bekir’in devrinde ve Hz. Ömer’in hilafetinin ilk iki senesinde üç talâk bir talâk sayılırdı” haberini (Müslim, Talâk, 15 [1472]) ve yine İbn Abbas’ın rivâyet ettiği, “Rükâne, karısını bir mecliste üç talâk ile boşamıştı ve bunun için çok üzülüyordu. Hz. Peygamber (s.a.s.) ona, “Onu nasıl boşadın?” diye sordu. Rükâne “üç talâk ile boşadım” dedi. Resûlullah (s.a.s.) ona, “Tek mecliste mi?” dedi. O da “evet” cevabını verdi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.) “O bir talâktır. İstersen ona dönebilirsin” buyurdu anlamındaki hadisini delil getirmişlerdir. (bk. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/265 [2387]; Ebû Dâvûd, Talâk, 10, 14 [2196, 2206, 2208]; Tirmizî, Talâk, 2 [1177]) Din İşleri Yüksek Kurulu’nun benimsediği görüşe göre, aynı anda veya ric‘at olmadıkça yapılan boşamalar tek boşama sayılır. Bu durumda boşama ric‘î (yeni bir nikâh akdi yapmaya gerek kalmaksızın kocaya tek taraflı olarak evliliği sürdürme hakkı veren boşama) ise taraflar, iddet içinde yeni bir nikâha gerek olmaksızın, boşama bâin (geri dönüşü ancak yeni bir nikâh akdi yapmakla mümkün olan boşama) ise veya iddet bitmiş ise tarafların rızaları ile yeni bir nikâh kıyarak evliliklerini sürdürebilirler.

Bir defada iki veya üç talakla boşamanın hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân’da kendileri ile evlenilmesi yasak olan kadınlar zikredilirken “sütanneler” mutlak olarak gelmiş, emziren için herhangi bir din kaydı konulmamıştır. Bununla beraber bazı âlimler, süt emzirdikleri çocuklara haram gıdalardan yedirip içirecekleri endişesiyle gayrimüslim sütanne edinmeyi hoş görmemişlerdir. (Sahnûn, el-Müdevvene, 2/303)

Gayrimüslim kadının, bir müslümanın çocuğunu emzirmesinde sakınca var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm ahlakının temel prensiplerinden biri de vefadır. Bir Müslüman’ın anne ve babasından sonra vefa göstermesi gereken şahıslardan biri de sütannesidir. Kendisi de sütanneler tarafından emzirilmiş olan Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bu şahıslara karşı sergilediği tavır, Müslümanlar için örnek bir duruş arz etmektedir. Hz. Peygamber , ilk sütannesi olan amcası Ebû Leheb’in kölesi Süveybe’ye karşı hep vefalı olmuş, kendisini emzirdiğini her fırsatta söylemiştir. (Buhârî, Nikâh, 20 [5101]; Müslim, Radâ‘, 15-16 [1449]) Peygamberimiz (s.a.s.), yanında çocukluğunun yaklaşık üç yılını geçirdiği sütannesi Halime’yi de hayırla yâd etmiş, ona ve ailesine karşı hep vefa duygusu içinde olmuştur. (Ebû Dâvûd, Edeb, 128 [5144-5145])

Bir kimsenin sütannesine karşı ne gibi görevleri vardır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm hukukuna göre boşama için kullanılan sözler iki türlüdür. Bunlardan birisi boşamadan başka bir anlama gelmesi mümkün olmayan, sadece boşama için kullanılan “Seni boşadım, boşsun, boş ol.” gibi sözlerdir. Bunlara sarih/açık sözler denir. Diğeri de boşama anlamına gelebileceği gibi başka anlamlara da gelebilen sözlerdir. Bu tür ifadelere de kinayeli sözler denir. “Git babanın evine.”, “Defol git.”, “Sen benim karım değilsin.”, “Ben senin kocan değilim.” gibi ifadeler, boşamada kullanılan kinayeli sözlerdendir. Bu tür sözlerin boşanmada etkili olabilmesi için erkeğin bu sözleri boşama kastıyla söylemiş olması gerekir. Bu vb. kinayeli sözlerle boşamaya niyet edildiği takdirde bir bâin (kocaya tek taraflı olarak evliliği sürdürme hakkı vermeyip yeni bir nikâh akdi gerektiren) talâk meydana gelir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/225) Şâfiîlere göre ise böyle kinayeli sözlerle yapılan boşamalar ric‘î (kocaya tek taraflı olarak evliliği sürdürme hakkı veren boşama) sayılır. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 4/335, 461; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 3/257)

Boşama anlamına gelebilecek kinayeli sözlerle boşanma meydana gelir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Boşama kişinin kesin kararına ve bu kararın yoruma açık olmayacak şekilde ifadesiyle gerçekleşir. “Boşanalım, ayrılalım, ben ayrılmak istiyorum” gibi sözler temenniden ibarettir. Kadının bu tür temennilerine erkek “peki” diyerek olumlu mukâbelede bulunsa bu sözlerle boşama meydana gelmez. Şu kadar var ki, olur olmaz şeylerden dolayı boşama konusunun gündeme getirilmesi doğru bir davranış değildir.

Kadının, “ben ayrılmak istiyorum” deyip, erkeğin de “peki” demesiyle boşama meyd

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.