İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Boşama anlamına gelebilecek kinayeli sözlerle boşanma meydana gelir mi?

Cevap

İslâm hukukuna göre boşama için kullanılan sözler iki türlüdür. Bunlardan birisi boşamadan başka bir anlama gelmesi mümkün olmayan, sadece boşama için kullanılan “Seni boşadım, boşsun, boş ol.” gibi sözlerdir. Bunlara sarih/açık sözler denir. Diğeri de boşama anlamına gelebileceği gibi başka anlamlara da gelebilen sözlerdir. Bu tür ifadelere de kinayeli sözler denir. “Git babanın evine.”, “Defol git.”, “Sen benim karım değilsin.”, “Ben senin kocan değilim.” gibi ifadeler, boşamada kullanılan kinayeli sözlerdendir. Bu tür sözlerin boşanmada etkili olabilmesi için erkeğin bu sözleri boşama kastıyla söylemiş olması gerekir. Bu vb. kinayeli sözlerle boşamaya niyet edildiği takdirde bir bâin (kocaya tek taraflı olarak evliliği sürdürme hakkı vermeyip yeni bir nikâh akdi gerektiren) talâk meydana gelir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/225) Şâfiîlere göre ise böyle kinayeli sözlerle yapılan boşamalar ric‘î (kocaya tek taraflı olarak evliliği sürdürme hakkı veren boşama) sayılır. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 4/335, 461; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 3/257)
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sözün sahibinin mezhebini esas alın. Çözüme kavuşamazsanız, bulunduğunuz yerin müftüsünün hakemliği ile çözüm oluşturun.

Eşim tartışırken ben böyleyim başkasını örnek veriyorsan defol babanın evine git
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm’da boşama yetkisi prensip olarak kocaya verilmiştir. Boşama yetkisini elinde bulunduran kocanın, bu yetkisini, nikâh akdi sırasında veya evlilik süresi içinde karısına veya bir başkasına devretmesi mümkündür. Buna “tefvîz-i talâk” denir. Tefvîz, nikâh akdi esnasında yapılabileceği gibi evliliğin devam ettiği bir zamanda da yapılabilir. Nikâh akdi esnasında tefvîz yapılacaksa bu, kadının o sırada bu hakka kendisinin de sahip olmasını şart koşmasıyla olur. Kadın bu hakka nikâh kıyılırken mesela “boşama yetkisi elimde bulunup, dilediğim zaman kendimi boşayabilme şartıyla evleniyorum” demesi ve erkeğin de bunu kabul etmesiyle sahip olur. Bu şekliyle boşama yetkisini alan kadın dilediği zaman boşanabilir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/387-390; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/242, 314-324, 329) Tefvîz-i talâk, evlilik devam ederken de olabilir. Erkek, eşine, “Sen muhayyersin. Beni veya boşanmayı tercih edebilirsin. İstersen kendini boşayabilirsin, evliliğe devam konusunda karar senin.” gibi sözler ile boşama hakkını verebilir. Kadın bu tür sözlerle kendisine verilen boşama yetkisini aynı mecliste kullanmazsa hakkını kaybeder. Ancak boşama yetkisi “kendini her ne zaman istersen boşayabilirsin” gibi umumi bir ifade ile verilirse, kadın bu hakkı sözün söylendiği meclisle sınırlı olmadan istediği zaman kullanabilir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 4/76-79) Kadın, ister nikâh esnasında isterse evlilik devam ederken elde ettiği boşanma yetkisini kullanmak zorunda değildir. Kadın kocasının verdiği bu yetkiyi baştan kabul etmeyeceği gibi sonradan kendi rızasıyla da iade edebilir. Bu yetkiyi kocasına iade eden kadın tefvîz yoluyla elde etmiş olduğu boşanma hakkını yitirmiş olur. (Bilmen, Kâmus, 2/259)

Boşama yetkisinin eşe veya başkasına devredilmesi mümkün müdür?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sözlerle eşinizi boşamayı kastetti iseniz en kötü ihtimalle iki talakla devam ediyorsunuz. Yalnız bu tür boşamalar kinâyeli bir lafızla olduğundan bâin talak gerçekleşmiş olur. Bu nedenle mehrin yeniden belirlendiği yeni bir nikâh akdi yapmak gerekir. Boşama kastınız yoktu ise -ki verdiğiniz bilgiden de o anlaşılmaktadır- zaten sıkıntı yoktur. Bunu kendinize ders yapın, daha vakur ve seviyeli yaşayın. Allah yardımcınız olsun.

Hocam, yaklaşık 7 yıldır evliyim. Evliğimizin ilk yılları birbirimizi iyi tanıma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kinayeli (üstü kapalı) lafızlarla, "Annenin evine git.", "Birlikteliğimiz bitti." gibi sözler ancak boşama niyetiyle söylenirse geçerli olur. Eşinize kullandığı kinayeli ifadedeki niyetini sorduğunuzda boşamayı kastetmediğini ifade etmiş. Dolayısıyla boşama gerçekleşmemiştir, evliliğiniz devam etmektedir. Eşinizle bu konuyu kapatın ve evliliğinize odaklanın. Gereksiz vesveseler sizi huzursuz edebilir. Eşinize, tartışmalarda sözlerine dikkat etmesi gerektiğini hatırlatın. Öfke anında boşanma ile tehdit etmenin ya da kinayeli ifadeler kullanmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini anlatın. Güzel geçimi artırmaya çalışın. Tartışmalar kaçınılmaz olsa da, birbirinizi daha iyi anlamaya ve sabırlı olmaya çalışın. Bu tür konular bazen şeytanın vesvesesine dönüşebilir. İçinizde sürekli "Acaba boşandım mı?" gibi düşünceler olursa, şeytanın sizi huzursuz etmeye çalıştığını bilin. Eşiniz net bir şekilde niyetinin boşamak olmadığını söylediğine göre, bu konuyu kapatmalısınız.

Hocam, eşimle bir tartışma sırasında bana "Yıllarımızı çöpe at, annenin evine gi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah sana da eşine de huzur ve sekinet versin. Anlattığın mesele, hem fıkhî hem de vicdanî olarak seni çok yormuş, bu belli. Allah niyetindeki hassasiyeti, evliliğinize bir rahmet sebebi kılsın. Şimdi durumunu izah etmeye çalışayım: “Defol git bu evden, eşyalarını al çık” gibi sözler, açık (sarih) boşama sözleri değildir. Bunlara “kinayeli talak lafızları” denir. Yani hem boşama hem başka anlamlara gelebilecek sözlerdir. Mesela bir insan sinirle "Git buradan!" der ama bunu illa boşamak niyetiyle söylemez; bağırmış olur. Kinayeli sözle boşama ancak niyetle geçerlidir. Senin de müftülükten aldığın bilgi bu yüzden “niyet önemli” şeklinde verilmiş. Ve burada çok önemli bir durum var: Sen diyorsun ki “O an niyetim neydi bilmiyorum. Belki de boşamak değildi. Tehdit olabilir. Ama şimdi içimde şüphe var.” Bu “şüphe” talakın vaki olması için yeterli değildir. Boşamanın gerçekleşmesi için niyetin açık ve net olması gerekir. Bu gibi şüpheli hâllerde evliliği koruma yönünde karar verilir. Talak vermek ciddi bir dini sonuç doğurduğu için şüpheyle değil, kesin bilgiyle hüküm verilir. Bu da fıkhî bir kaidedir: “El-yakîn lâ yezûlü bi’ş-şekk” (Kesinlik, şüpheyle bozulmaz.) Yani sen verdiğin bilgilere göre hanımını boşamamışsın. O tartışma anında açıkça “boş ol” dememişsin. “Defol git” gibi bir söz kullanmışsın ve senin de dediğin gibi o an boşamak kastın olup olmadığından emin değilsin. Hatta hemen arkasından eşinin abisini araman da aslında niyetinin evliliği bitirmek değil, çözüm aramak olduğunu gösteriyor. O hâlde sen hâlâ evlisin. Evliliğin geçerlidir. O sözle talak gerçekleşmemiştir. Şeytan senin bu hassasiyetini kullanarak seni huzursuz etmeye çalışıyor olabilir. İbadette huzursuz olman, sürekli o tartışmanın aklına gelmesi, aslında bir vesvese haline dönüşmüş olabilir. Eğer her ibadette, her dua ettiğinde aklına bu mesele geliyorsa, bu noktada ilmî cevabı aldıktan sonra kendini serbest bırakman gerekir. Sana tavsiyem: Eşinle evliliğini bu tür geçmişteki vesveselerle yıpratma. Her hatırına gelişte "Ben evliyim, talak gerçekleşmedi. Allah biliyor." diyerek konuyu kapat. Bu mesele seni çok zorluyorsa ve tekrar tekrar aklına geliyorsa, bir âlim bir hoca ile yüz yüze veya sesli görüşerek bu iç sıkıntını paylaş. Bir de şeytanın vesvesesine karşı Felak ve Nas surelerini çokça oku, dua ile Rabbine sığın. Allah yardımcın olsun kardeşim. Gönlünü ferah tut, nikâhın yerinde, ibadetin geçerli, evliliğin sağlıklıdır.

Hocam, eşimle yeni evlendiğimiz zamanlar bir tartışma yaşadık. O an sinirle çerç
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Boşamanın meydana gelmesini “şayet, ise zaman” gibi şart edatlarından birini kullanarak bir işin olup olmamasına bağlamaya ta‘liku’t-talâk denir. Bu şart kocanın kendi fiiline bağlanabileceği gibi eşinin veya bir başka şahsın fiiline ya da bir olayın vukuuna da bağlanabilir. Mesela “Şunu yaparsam/yapmazsam eşim boş olsun”, “Şunu yaparsan/yapmazsan boş ol”, “Falanca şöyle yaparsa/yapmazsa boşsun” yahut “Şöyle yaparsan/yapmazsan eşim boş olsun” gibi boşamanın eşlerden birinin veya üçüncü bir kişinin fiiline bağlandığı hâllerin tamamı ta‘liku’t-talâk olarak değerlendirilir. Fıkıh âlimlerinin çoğunluğuna göre şarta bağlanmış olan boşama, bu şartın yerine gelmesiyle gerçekleşir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/244; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 4/504, 514-515; İbn Kudâme, el-Muğnî, 7/451, 461-462) Bazı âlimlere göre ise bu şartlı ifadeler, kullanan kişinin maksadına göre farklı sonuçlar doğurur. Din İşleri Yüksek Kurulu da bu görüşü benimsemektedir. Buna göre şarta bağlanan ifade; a) Eşi ile arasındaki nikâh bağını sona erdirmek niyeti ile söylenirse boşama olarak değerlendirilir. b) Boşama kastı ve niyeti olmaksızın söze kuvvet kazandırmak, bir işi teşvik etmek ya da bir işe engel olmak amacı ile söylenirse yemin olarak değerlendirilir. Bu durumda şart gerçekleştiğinde erkeğin yemin keffâreti vermesi gerekir. (İbn Teymiyye, Mecmû‘u’l-fetâvâ, 33/46, 127-128) Ayrıca tehdit ve baskı (ikrah) altında kişinin rızası olmadan yapılan şartlı boşamalar ile “filan işi yaparsam/yapmazsam evleneceğim bütün kadınlar boş olsun” cümlesinde olduğu gibi ileride yapılabilecek nikâh akitlerinin başlar başlamaz boşanma ile sonuçlanmasını ileri süren şartlar hiçbir hüküm ifade etmez.

Şarta bağlı boşamanın hükmü nedir?

AİLE HAYATI konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm’a göre evli çiftler arasında üç bağ vardır. Buna göre koca, eşini en fazla iki defa boşamışsa onunla evliliğini sürdürebilir. Üçüncü kez boşamakla aralarındaki evlilik bağı tamamıyla ortadan kalkmış olur. İçlerinde Hanefî ve Şâfiîlerin de bulunduğu fukahâ çoğunluğuna göre aynı anda verilen “üç boşama”, “üç talâk” olarak geçerli olup, bu takdirde koca, eşini tamamen boşamış olur. (Şâfiî, el-Ümm, 5/199; Sahnûn, el-Müdevvene, 2/3; Kudûrî, el-Muhtasar, 154; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 3/84) Ashap ve tâbiînden bu boşamayı üç sayanlar olduğu gibi tek sayanlar da vardır. Böyle bir boşamanın tek talâk olacağı görüşünü savunanlar, İbn Abbas’ın rivâyet ettiği “Hz. Peygamber (s.a.s.) devrinde, Hz. Ebû Bekir’in devrinde ve Hz. Ömer’in hilafetinin ilk iki senesinde üç talâk bir talâk sayılırdı” haberini (Müslim, Talâk, 15 [1472]) ve yine İbn Abbas’ın rivâyet ettiği, “Rükâne, karısını bir mecliste üç talâk ile boşamıştı ve bunun için çok üzülüyordu. Hz. Peygamber (s.a.s.) ona, “Onu nasıl boşadın?” diye sordu. Rükâne “üç talâk ile boşadım” dedi. Resûlullah (s.a.s.) ona, “Tek mecliste mi?” dedi. O da “evet” cevabını verdi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.) “O bir talâktır. İstersen ona dönebilirsin” buyurdu anlamındaki hadisini delil getirmişlerdir. (bk. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/265 [2387]; Ebû Dâvûd, Talâk, 10, 14 [2196, 2206, 2208]; Tirmizî, Talâk, 2 [1177]) Din İşleri Yüksek Kurulu’nun benimsediği görüşe göre, aynı anda veya ric‘at olmadıkça yapılan boşamalar tek boşama sayılır. Bu durumda boşama ric‘î (yeni bir nikâh akdi yapmaya gerek kalmaksızın kocaya tek taraflı olarak evliliği sürdürme hakkı veren boşama) ise taraflar, iddet içinde yeni bir nikâha gerek olmaksızın, boşama bâin (geri dönüşü ancak yeni bir nikâh akdi yapmakla mümkün olan boşama) ise veya iddet bitmiş ise tarafların rızaları ile yeni bir nikâh kıyarak evliliklerini sürdürebilirler.

Bir defada iki veya üç talakla boşamanın hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Boşama kişinin kesin kararına ve bu kararın yoruma açık olmayacak şekilde ifadesiyle gerçekleşir. “Boşanalım, ayrılalım, ben ayrılmak istiyorum” gibi sözler temenniden ibarettir. Kadının bu tür temennilerine erkek “peki” diyerek olumlu mukâbelede bulunsa bu sözlerle boşama meydana gelmez. Şu kadar var ki, olur olmaz şeylerden dolayı boşama konusunun gündeme getirilmesi doğru bir davranış değildir.

Kadının, “ben ayrılmak istiyorum” deyip, erkeğin de “peki” demesiyle boşama meyd
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Boşama, bu yetkiye sahip olan kişinin boşama için kullanılan sözlerden birisini kullanmasıyla gerçekleşir. Boşamanın meydana gelmesi için içteki niyetin söz olarak dışarıya vurulması lazımdır. Hz. Peygamber’den (s.a.s.) nakledilen bir hadiste, “Allah, söze ve tasarrufa dökmedikçe ümmetimi içinden geçirdiklerinden dolayı sorumlu tutmayacaktır.” (Buhârî, ʽItk, 6 [2528]; Eymân, 15 [6664]; Müslim, Îmân, 201-202 [127]) buyrulmuştur. Buna göre sadece içten geçirilerek veya söylemeksizin sadece talâka niyet etmekle boşama meydana gelmez.

Boşamada kullanılan sözler dille söylenmeden zihinden geçirilmekle boşama gerçek
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Boşanmanın meydana gelmesi için erkeğin şartlarına uygun olarak boşanmayı ifade edecek bir sözü telaffuz etmiş olması gerekir. Bir kimse karısını boşadığına dair bir söz sarf etmeden, boşama niyeti ile mahkemeye başvursa ve mahkeme sürerken yine boşanmayı ifade edecek bir söz kullanmadan boşanmaktan vazgeçerse ve bunu mahkemeye bildirirse dinî açıdan boşanma meydana gelmez. Buna göre, bu durumda olan eşlerin evlilik hayatlarına devam etmelerinde bir sakınca bulunmamaktadır. (Kâsânî, Bedâ’i, 3/98)

Mahkeme sonuçlanmadan önce boşanma davasından vazgeçilirse evliliği sürdürmenin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm’de, “Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca, onları güzelce tutun yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki âdil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar.” (et-Talâk, 65/2) buyrulmaktadır. Bu âyetteki şahit tutma emrinin boşamaya mı yoksa ric‘î talâkla boşadıktan sonra dönmeye mi yönelik olduğu konusunda farklı görüşler vardır. Hanefîlere göre her ikisinde de şahit bulundurmak menduptur. Dolayısıyla boşama esnasında şahit tutma, boşama işleminin geçerlilik şartı değildir. Bununla birlikte fakihler bu buyruğun, hakların zayi olmaması ve ihtilafların önlenmesi gibi amaçlar taşıdığı noktasında birleşmektedirler.

Boşanma esnasında şâhit bulundurmak gerekir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanımına, “sen benim anam bacımsın” diyen kişi bu ifadesiyle boşamayı kastetmişse eşi kendisinden bir bâin talâkla boş olur. Ancak aralarında daha önce iki kez boşanma gerçekleşmemiş ise -eşler isterlerse- yeni bir nikâhla bir araya gelebilirler. Bu durumda evlilikleri, daha önce bir ayrılık vuku bulmamış ise iki nikâh bağı ile devam eder. Eğer kişi bu sözleriyle zıhâr yapmayı kastetmiş ise bu durumda zıhâr keffâreti ödemesi gerekir. Diğer taraftan kişi hanımına, sevgi ve saygısını göstermek maksadıyla “anamsın, bacımsın” derse, mekruh olmakla birlikte, bundan dolayı herhangi bir keffâret gerekmez. Herhangi bir kastı olmaksızın sırf ağız alışkanlığıyla böyle şeyler söylenmesi durumunda ise bir şey gerekmez. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/162-163; Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erba‘a, 4/438)

Bir erkek hanımına “Sen benim anam bacımsın” derse, bu boşama olur mu?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.