Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Boşamada kullanılan sözler dille söylenmeden zihinden geçirilmekle boşama gerçekleşir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Boşamaya yönelik açık bir sözü sözlü olarak söyleyen ve söylediği duyulan birinin yaptığı boşamadır. Boşamayı içinden geçiren ama diliyle söylemeyenin yaptığı ise boşama değildir.
Boşama konusunun yerli yersiz gündeme getirilmesi doğru değildir. Bu durum ciddi sonuçlar doğuracağından Hz. Peygamber (s.a.s.) bu konuda dikkatli davranmayı tavsiye etmektedir. (Ebû Dâvûd, Talâk, 9 [2194]; Tirmizî, Talâk, 9 [1184]) Kişinin tehdit için karısına “seni boşarım”, “seni boşayacağım” gibi ifadeleri söylemesiyle boşama meydana gelmez. (Kâsânî, Bedâ’i, 3/101) Zira bu tür sözler geleceğe dönük tehditten ibarettir.
"Ben istemiyorum" kelimesi, "boşuyorum" anlamına gelebileceği gibi, "bu halde evli kalmak istemiyorum veya bu halde yaşayamam" anlamında da olabilir. Bu niyet tespitini yapacak olan sizsiniz. Bu ifadeyi eşinizi boşama kastıyla mı yoksa içinde bulunduğunuz durumu anlatmak için mi söylediğinizi netleştirin. Boşama kastıyla söylediyseniz bir talak/boşama gerçekleşir. Boşama niyeti ile söylemediyseniz herhangi bir şey olmaz.
İslâm hukukuna göre boşama için kullanılan sözler iki türlüdür. Bunlardan birisi boşamadan başka bir anlama gelmesi mümkün olmayan, sadece boşama için kullanılan “Seni boşadım, boşsun, boş ol.” gibi sözlerdir. Bunlara sarih/açık sözler denir. Diğeri de boşama anlamına gelebileceği gibi başka anlamlara da gelebilen sözlerdir. Bu tür ifadelere de kinayeli sözler denir. “Git babanın evine.”, “Defol git.”, “Sen benim karım değilsin.”, “Ben senin kocan değilim.” gibi ifadeler, boşamada kullanılan kinayeli sözlerdendir. Bu tür sözlerin boşanmada etkili olabilmesi için erkeğin bu sözleri boşama kastıyla söylemiş olması gerekir. Bu vb. kinayeli sözlerle boşamaya niyet edildiği takdirde bir bâin (kocaya tek taraflı olarak evliliği sürdürme hakkı vermeyip yeni bir nikâh akdi gerektiren) talâk meydana gelir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/225) Şâfiîlere göre ise böyle kinayeli sözlerle yapılan boşamalar ric‘î (kocaya tek taraflı olarak evliliği sürdürme hakkı veren boşama) sayılır. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 4/335, 461; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 3/257)
Boşama, yetkili kişi veya kurumun kesin kararı ve bu kararın yoruma yer bırakmayacak şekilde açık sözlerle ifade edilmesiyle olur. Türkçede geniş zaman için kullanılan “Boşarım” sözü bu nitelikte olmayıp boşama tehdidi anlamına gelir. Dolayısıyla bu sözle boşama meydana gelmez. Boşama, kişinin eşine söylediği “Boşsun”, “Boş ol”, “Boşadım” veya “Karım boştur” gibi boşama irâdesini ortaya koyan “şimdiki veya geçmiş zamanlı” ifadelerle ya da mahkemenin kararıyla gerçekleşir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/225; İbn Kudâme, el-Muğnî, 7/385, 397)
Bir tehdit ve ürkütme olarak söylenen “defol git” sözü boşama oluşturmaz. Niyet hatırlanmalıdır. Hatırlanmıyorsa boşama olmaz. Her sonuca göre boşama olsa bile bir kere olmuş olur ve şu anda nikâhlı olmanızda bir sakınca olmaz. Bu hususlarda daha dikkatli olalım ve evliliğin imtihan olduğunu unutmayalım.
AİLE HAYATI konusundaki diğer fetvalar
Boşanmanın meydana gelmesi için erkeğin şartlarına uygun olarak boşanmayı ifade edecek bir sözü telaffuz etmiş olması gerekir. Bir kimse karısını boşadığına dair bir söz sarf etmeden, boşama niyeti ile mahkemeye başvursa ve mahkeme sürerken yine boşanmayı ifade edecek bir söz kullanmadan boşanmaktan vazgeçerse ve bunu mahkemeye bildirirse dinî açıdan boşanma meydana gelmez. Buna göre, bu durumda olan eşlerin evlilik hayatlarına devam etmelerinde bir sakınca bulunmamaktadır. (Kâsânî, Bedâ’i, 3/98)
Boşama kişinin kesin kararına ve bu kararın yoruma açık olmayacak şekilde ifadesiyle gerçekleşir. “Boşanalım, ayrılalım, ben ayrılmak istiyorum” gibi sözler temenniden ibarettir. Kadının bu tür temennilerine erkek “peki” diyerek olumlu mukâbelede bulunsa bu sözlerle boşama meydana gelmez. Şu kadar var ki, olur olmaz şeylerden dolayı boşama konusunun gündeme getirilmesi doğru bir davranış değildir.
Hanımına, “sen benim anam bacımsın” diyen kişi bu ifadesiyle boşamayı kastetmişse eşi kendisinden bir bâin talâkla boş olur. Ancak aralarında daha önce iki kez boşanma gerçekleşmemiş ise -eşler isterlerse- yeni bir nikâhla bir araya gelebilirler. Bu durumda evlilikleri, daha önce bir ayrılık vuku bulmamış ise iki nikâh bağı ile devam eder. Eğer kişi bu sözleriyle zıhâr yapmayı kastetmiş ise bu durumda zıhâr keffâreti ödemesi gerekir. Diğer taraftan kişi hanımına, sevgi ve saygısını göstermek maksadıyla “anamsın, bacımsın” derse, mekruh olmakla birlikte, bundan dolayı herhangi bir keffâret gerekmez. Herhangi bir kastı olmaksızın sırf ağız alışkanlığıyla böyle şeyler söylenmesi durumunda ise bir şey gerekmez. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/162-163; Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erba‘a, 4/438)
Gerçekte eşini boşamadığı hâlde kendisine sorulduğunda yalan beyanda bulunarak eşini boşadığını söyleyen kimse eşini boşamış olmaz. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/264; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/238) Bu kişi yalan beyanı nedeniyle günahkâr olur, tövbe ve istiğfarda bulunması gerekir. Nikâh ve boşama gibi konularda, söz söylerken oldukça dikkatli olunmalı ve Hz. Peygamber’den (s.a.s.) nakledilen; “Üç şeyin ciddisi de ciddi, şakası da ciddidir; nikâh, talâk (boşama) ve talâktan sonra eşine dönme” (Ebû Dâvûd, Talâk, 9 [2194]; Tirmizî, Talâk, 9 [1184]) hadisi unutulmamalıdır.
İslâm’a göre evli çiftler arasında üç bağ vardır. Buna göre koca, eşini en fazla iki defa boşamışsa onunla evliliğini sürdürebilir. Üçüncü kez boşamakla aralarındaki evlilik bağı tamamıyla ortadan kalkmış olur. İçlerinde Hanefî ve Şâfiîlerin de bulunduğu fukahâ çoğunluğuna göre aynı anda verilen “üç boşama”, “üç talâk” olarak geçerli olup, bu takdirde koca, eşini tamamen boşamış olur. (Şâfiî, el-Ümm, 5/199; Sahnûn, el-Müdevvene, 2/3; Kudûrî, el-Muhtasar, 154; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 3/84) Ashap ve tâbiînden bu boşamayı üç sayanlar olduğu gibi tek sayanlar da vardır. Böyle bir boşamanın tek talâk olacağı görüşünü savunanlar, İbn Abbas’ın rivâyet ettiği “Hz. Peygamber (s.a.s.) devrinde, Hz. Ebû Bekir’in devrinde ve Hz. Ömer’in hilafetinin ilk iki senesinde üç talâk bir talâk sayılırdı” haberini (Müslim, Talâk, 15 [1472]) ve yine İbn Abbas’ın rivâyet ettiği, “Rükâne, karısını bir mecliste üç talâk ile boşamıştı ve bunun için çok üzülüyordu. Hz. Peygamber (s.a.s.) ona, “Onu nasıl boşadın?” diye sordu. Rükâne “üç talâk ile boşadım” dedi. Resûlullah (s.a.s.) ona, “Tek mecliste mi?” dedi. O da “evet” cevabını verdi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.) “O bir talâktır. İstersen ona dönebilirsin” buyurdu anlamındaki hadisini delil getirmişlerdir. (bk. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/265 [2387]; Ebû Dâvûd, Talâk, 10, 14 [2196, 2206, 2208]; Tirmizî, Talâk, 2 [1177]) Din İşleri Yüksek Kurulu’nun benimsediği görüşe göre, aynı anda veya ric‘at olmadıkça yapılan boşamalar tek boşama sayılır. Bu durumda boşama ric‘î (yeni bir nikâh akdi yapmaya gerek kalmaksızın kocaya tek taraflı olarak evliliği sürdürme hakkı veren boşama) ise taraflar, iddet içinde yeni bir nikâha gerek olmaksızın, boşama bâin (geri dönüşü ancak yeni bir nikâh akdi yapmakla mümkün olan boşama) ise veya iddet bitmiş ise tarafların rızaları ile yeni bir nikâh kıyarak evliliklerini sürdürebilirler.