Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Boşamadığı hâlde yalan beyanda bulunarak eşini boşadığını söylemenin hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Evlilik, sorumluluğu gerektiren ciddi bir müessesedir. Evlilikle ilgili hususların ve özellikle boşanma konusunun hafife alınmaması gerekir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Üç şeyin ciddisi de ciddi, şakası da ciddidir; nikâh, talâk (boşama) ve talâktan dönme.” (Ebû Dâvûd, Talâk, 9 [2194]; Tirmizî, Talâk, 9 [1184]) Hanefî ve Şâfiîlere göre, helal bir maddeyi kullanmaktan dolayı sarhoş olan kimsenin boşaması geçerli değilken haram maddeler ile sarhoş olanın boşaması muteberdir. (Şâfiî, el-Ümm, 5/304; Merğînânî, el-Hidâye, 4/396; İbn Kudâme, el-Muğnî, 7/378-379) Buna karşılık içlerinde Hanefîlerden Tahâvî ve Kerhî, Şâfiîlerden Müzenî’nin de bulunduğu diğer bir grup müçtehide göre ise ne konuştuğunu ve ne yaptığını bilemeyecek, faydalıyı zararlıdan ayıramayacak derecede sarhoş olan bir kimsenin söz ve tasarrufları hukuken geçerli değildir. Dolayısıyla bu durumdaki bir kişinin hanımını boşaması da geçersizdir. (İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 3/102; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/489; İbn Kudâme, el-Muğnî, 7/379-380; Şevkânî, Neylü’l-evtâr, 6/280-281 [2864]) 1917 tarihli Osmanlı Hukûk-ı Âile Kararnâmesi de sarhoşun talâkının geçerli olmayacağı görüşünü kanunlaştırmıştır. (HAK, md. 104) Din İşleri Yüksek Kurulu da bu görüşü benimsemektedir.
Selamünaleyküm. Verdiğiniz bilgiler kadarı ile bir boşanma görünmüyor ama bu dereceye inmiş bir ailede bugün değilse yarın gerçekleşir boşanma. Kendinize gelip nikâhı daha ciddi görmelisiniz ve Allah’tan korkmalısınız.
Evet, talak yani erkeğin kadını boşaması şaka bile olsa gerçekleşen işlerdendir. Nikâh ve talak ile şaka yapmamayı bilmek zorundayız. Böyle bir vaka yaşayan en yakın müftülüğe gidip durumunu arz etmeli ve ne yapacağını öğrenmelidir.
Kişinin eşini boşadığını başkalarına ifade etmesi ayrı bir boşama anlamına gelmez. Bu, önceki boşamayı haber vermek demektir.
Bir kimse henüz zifafa girmediği karısına peş peşe üç kere “seni boşadım/boş ol” veya “üç talâkla boşsun/boşadım” derse bu durumda, Din İşleri Yüksek Kurulunun benimsediği içtihada göre, eşini bir bâin talâkla yani geri dönüşü ancak yeni bir nikâh akdi yapmakla mümkün olacak şekilde boşamış olur. (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/284; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, 3/84) Söz konusu boşama üçüncü boşama değilse, eşler istemeleri durumunda iddet bitimini beklemeleri gerekmeksizin yeni bir nikâhla evliliklerini sürdürebilirler.
Dinimiz boşama hakkını normal durumlarda erkeğe vermiştir. Şaka yolu ile de olsa erkeğin boşama anlamındaki sözleri ve yazılı beyanı boşamadır. Yalnız insanın içinden geçirdiği şeyler eylem kabul edilmediğinden ‘içinden geçirmiş olmak, düşünmek’ boşama olmaz. Sesli söylemediğiniz sürece boşama yoktur. Aile hayatını daha saygın tutmamız gerekir. Fitneden ve fitneye sevk eden sebeplerden uzak durmalıyız.
AİLE HAYATI konusundaki diğer fetvalar
Boşama konusunun yerli yersiz gündeme getirilmesi doğru değildir. Bu durum ciddi sonuçlar doğuracağından Hz. Peygamber (s.a.s.) bu konuda dikkatli davranmayı tavsiye etmektedir. (Ebû Dâvûd, Talâk, 9 [2194]; Tirmizî, Talâk, 9 [1184]) Kişinin tehdit için karısına “seni boşarım”, “seni boşayacağım” gibi ifadeleri söylemesiyle boşama meydana gelmez. (Kâsânî, Bedâ’i, 3/101) Zira bu tür sözler geleceğe dönük tehditten ibarettir.
Hanımına, “sen benim anam bacımsın” diyen kişi bu ifadesiyle boşamayı kastetmişse eşi kendisinden bir bâin talâkla boş olur. Ancak aralarında daha önce iki kez boşanma gerçekleşmemiş ise -eşler isterlerse- yeni bir nikâhla bir araya gelebilirler. Bu durumda evlilikleri, daha önce bir ayrılık vuku bulmamış ise iki nikâh bağı ile devam eder. Eğer kişi bu sözleriyle zıhâr yapmayı kastetmiş ise bu durumda zıhâr keffâreti ödemesi gerekir. Diğer taraftan kişi hanımına, sevgi ve saygısını göstermek maksadıyla “anamsın, bacımsın” derse, mekruh olmakla birlikte, bundan dolayı herhangi bir keffâret gerekmez. Herhangi bir kastı olmaksızın sırf ağız alışkanlığıyla böyle şeyler söylenmesi durumunda ise bir şey gerekmez. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/162-163; Cezîrî, el-Mezâhibü’l-erba‘a, 4/438)
Hanefîlere göre bâin talakla boşanmış bir kadına iddeti içerisinde koca tarafından başka boşama lafızları kullanılırsa ikinci ve üçüncü boşamalar da meydana gelir. (Zeylaî, Tebyîn, 2/219) Çünkü iddet içinde bulundukça kadının başka bir erkekle evlenmesinin helal olmaması, nafaka ve mesken gibi aralarındaki bağların devam etmesi nedeniyle kadının boşamaya konu olması devam eder. (Bilmen, Kâmus, 2/201) Cumhûra göre ise bu durumdaki eşe kullanılan ‘boşama’ lafzının bir geçerliliği yoktur. ‘Bâin talak’ ile aralarındaki zevciyet bağı sona erdiği için kadın boşamaya mahal/konu olmaz. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 7/331; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 9/6889) Din İşleri Yüksek Kurulu’nca benimsenen görüş de budur.
Boşanmanın meydana gelmesi için erkeğin şartlarına uygun olarak boşanmayı ifade edecek bir sözü telaffuz etmiş olması gerekir. Bir kimse karısını boşadığına dair bir söz sarf etmeden, boşama niyeti ile mahkemeye başvursa ve mahkeme sürerken yine boşanmayı ifade edecek bir söz kullanmadan boşanmaktan vazgeçerse ve bunu mahkemeye bildirirse dinî açıdan boşanma meydana gelmez. Buna göre, bu durumda olan eşlerin evlilik hayatlarına devam etmelerinde bir sakınca bulunmamaktadır. (Kâsânî, Bedâ’i, 3/98)
Boşama, bu yetkiye sahip olan kişinin boşama için kullanılan sözlerden birisini kullanmasıyla gerçekleşir. Boşamanın meydana gelmesi için içteki niyetin söz olarak dışarıya vurulması lazımdır. Hz. Peygamber’den (s.a.s.) nakledilen bir hadiste, “Allah, söze ve tasarrufa dökmedikçe ümmetimi içinden geçirdiklerinden dolayı sorumlu tutmayacaktır.” (Buhârî, ʽItk, 6 [2528]; Eymân, 15 [6664]; Müslim, Îmân, 201-202 [127]) buyrulmuştur. Buna göre sadece içten geçirilerek veya söylemeksizin sadece talâka niyet etmekle boşama meydana gelmez.