Fetva Meclisi
Soru
Eşim elektrik panosu yapan bir firmada çalışıyor. Burda bazı malzemeler boykot markalarından tercih ediliyor. Bunlara eşimin hiçbir müdahalesi yok tabi. Bu durumda orda çalışmasında sakınca var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sözünü ettiğiniz tarzda bir mekan veya ortamda çalışmak ancak zaruret diyebileceğimiz ağır şartlarda olabilir. Mü'min bir insan orada çalışmamalıdır.
Selamünaleyküm. Bu bir şahsiyet meselesidir. Dinden çıkmayı gerektirmez ama şahsiyetimize dikkat etmek zorundayız. Ayrıca İsrail'i boykot listesindeki firmaların nasıl belirlendiği meçhuldür. İddialı işleri belgesiz yapmamak gerekir.
Bu tür çalışmalar yapan kişi için bir rahatlama olmasının dışında yarar getirmemektedir. İnsanlar otobüs duraklarındaki küçük bir reklama göre hayat tarzı belirlemiyorlar. Enerjimizi daha cemaat mantıklı ve ilmi niteliği olan işlerle sürdürmeliyiz.
Selamünaleyküm. Boykot firmasının ürünü açık haramlardan biri ise orada çalışmak haram olur. Ürün haram bir ürün değilse orada çalışmamasını öğütleriz ama haram diyemeyiz.
Selamünaleyküm. Eşiniz sizin izniniz olmadan çalışma hakkına sahip değildir. Siz de izin verirseniz günahına ortak olursunuz.
Selamünaleyküm. Kadının çalışması eşinin iznine bağlıdır. Eşi izin veriyorsa, kazandığı tamamen kendine aittir. Kimsenin onun kazancında hakkı ve sözü yoktur.
boykot konusundaki diğer fetvalar
Ne yazık ki atsan atılmaz tutsan tutulmaz bir durumla karşı karşıyayız. Allah yardımcımız olsun. Boykot, fıkıhtan çok stratejik bir konu olarak görülmelidir. Küfre ve kafire karşı bir strateji oluşturmaya ne kadar muktedir olduğumuz ise ayrı bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Boykot yapmamız gereken işlerdendir ama sadece boykotla asıl yapmamız gerekeni beceremeyeceğimiz anlaşıldı. Bizim de sanayileşmemiz, bilim yolunda ilerlememiz hatta bunu ibadet heyecanı ile yapmamız boykottan daha öncelikli olmalıdır. Bu da ümmet adına hareket eden, nesil yetiştirme iddiasında olan partilerin, vakıfların, cemaatlerin yapacağı bir iştir. Umarım bu şuura kavuşmamız yakın olur. Birileri bu görevi üstleninceye kadar da biz bireyler olarak elimizden geldiği kadarını yapmaya gayret edeceğiz.
Kardeşim, müminlerin birbirlerine tutunmasının gittikçe daha çok güçleştiği, her bir fikir ayrılığında daha da paramparça olduğumuzu hissettiğimiz şu günlerde bir müminin harama girmiş olması onunla bağlarımızı kesmemizi değil doğruyu bulabilsin diye daha fazla çaba göstermemizi, dua etmemizi gerektirir. Makasla keser gibi hüküm vermek bizim BİR olmamızı engelleyecektir. Elbette ki haramı veya günahı basite alalım demiyoruz. Ancak her yanlış yapan ile yollarımızı ayıracaksak kimlerle birlikte bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Harama direkt veya dolaylı destek caiz değildir. Biz kendimizden sorumluyuz. Becerebildiğimiz kadarını becermeye çalışırız. Rabbimiz yar ve yardımcımız olsun. Allah’a emanet olunuz.
İki uç noktanın ortası bulunabilir ama özet olarak bilgi sahibi olup işinize devam edebilirsiniz. Tavsiyem ise şudur: Bugünkü Gazze, dün orayı ilgi alanına almayan neslin hatasıdır. 1917’de orayı İngilizlere teslim ederken Osmanlı, İstanbul’un altını üstüne getirmeyenlerin hatası bugün böyle ödeniyor. Bizim hatamız da kim bilir nasıl ödenecek? Artık bu âlemde kesin bir mü'min kâfir ayrımı olduğunu, iki kutuplu bir dünyada kendimizi mü'min olarak görmek zorunda olduğumuzu anlayacağız. Sadece boykotta değil, ailevi ilişkilerden ticarete, siyasete kadar hayatımızı bu iki kutuplu idrake göre tanzim edeceğiz ki bir sonraki nesil Gazze’yi Filistin sorunu olarak görmesin. Bunu becerecek planlar bir pratikler yapın ama uzun soluklu olsun. Mesela iki yüz yıl sürecek bir eşya ve insan boykotuna hazır olun. Allah yardımcınız olsun.
Boykot, Müslüman olmayandan bir şey almamak demek değildir. Zira kâfirlerin ürünlerini boykot yaşadığımız şartlarda neredeyse imkânsız bir durumdur. Böyle bir boykot yapılacak olsa yalnız Müslümanların ürettiği bir şey bulmak imkânsız hale gelecektir. Ama şu an Müslümanlarla savaş halinde bulunan İsrail'in ürünlerini boykot etmek her müslümanın başta imanî sonra da insanî vazifesidir. Boykot, zaruri temel ihtiyaçlar dışında bahsi geçen ürünleri almamak, alınmaması için de alternatif aramaktır. Elbette burada zaruri ihtiyaçların ne kadar zaruri olduğu değerlendirilmelidir. Boykot adı altında Müslümanların İsrail kaynaklı olmayan firmalar tarafından basit ve kalitesiz ürünlerle kandırılmaları da kabul edilmemelidir. Boykot, müslümanca bir tavırdır. Boykot adı altında sömürülmek de Müslümanlığa yakışmayan bir tavırdır. Rabbim bizleri doğru işleri yaparken nefsimize uymaktan, doğru işleri yaparken şeytanın tuzağına düşmekten muhafaza buyursun.
Savaş biterse boykot bitmez. Çünkü boykot savaş için değil, zulmün altyapısını kuran sisteme karşı durmak içindir. Savaş biterse duruma bakılır, zulüm biterse boykot da biter. Ama zulüm bitmeden boykotu bırakmak gaflettir. Boykot, zulmün sponsoru kimse ona karşı bir “sivil cihattır”.
Bu dini olmaktan daha önce stratejik bir konudur. Biraz aklı ve biraz insanlığı bulunan hiç kimse böyle bir ticareti yapmayı uygun bulamaz. Sırf bu nedenle de kazancınız haram oldu diyemeyiz ama siz bunun gerçekleşmemesi için direnin deriz. Belki ortaklarınızın kanaatini değiştirirsiniz. Mücadele edin, yılmayın. Hissenizi devretmeyi en son çare olarak düşünün.