Fetva Meclisi
Soru
Çamaşır kurutma makinesi almayı planlıyoruz ancak boykot listesinde olmayan markaların kalitesinden ve uzun ömürlü olmasından emin olamadık. Kalitesi ve olası bir sorunda sunacağı teknik servis hizmeti açısından Arçelik markasını düşünüyoruz. Beyaz eşya fiyatlarının yüksekliği sebebiyle (yanlış bir karar vermemek için) ne yapacağımızı bilemedik. Ayrıca teknolojik ürünlerde %100 boykotun mümkün olmadığı, bu nedenle duruma göre hareket edilebileceği söyleniyor. Bu konuda bize yardımcı olabilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Önceki denemelerde de gördük ki, bu boykot işimiz uzun soluklu olmuyor. Korkarım bu da olmayacak. Biz ürün boykotu yerine KEYFİMİZİ VE ZEVKİMİZİ boykot edebilsek daha başarılı olurduk. Maalesef bu konuda, aklına gelen ya da gördüğü ürünün ismini beğenmeyen damga vurup geçiyor. Pratiği yok bunun. İki asırdır uyuyan bir milletin boykot edebileceği ne olabilir? Bir başka mesele de şudur: Eğer kâfirlerin ürününü almayacağız dersek elimizde sadece pişirdiğimiz ekmek ve ormanlarımızdan kestiğimiz odunlar kalabilir. Hayır, İsrail’in ürünlerini kullanamayacağız dersek onun ürünleri de bu abarttıkları kadar değildir. Benim kanaatim bu hususta zevklerimizi ve keyfimizi sansürlemekle bu işe başlamaktır. Ondan sonra da zaruri olanlar ve olmayanlar şeklinde bir liste yaparak yola devam edebiliriz. Büyük konuşup erken çökmektense böylesi daha isabetli olur kanaatindeyim. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Âmîn.
Maalesef boykot uygulaması önü açık olmak bakımından zor bir seçenektir. “İşsiz kalma pahasına da olsa” boykot edilmeli diyemiyoruz. Ortasını bulmaya çalışacak herkes. Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm. Bu hususta kesin ve bağlayıcı bir liste yoktur. Herkes kişisel kanaatini kullanmaktadır. Bu da belli firmaları karalamak için yeterli değildir şüphesiz. Meseleyi bireysel kanaatler düzeyinde görmeliyiz.
Boykot mallarını mü'minler satmamalı, tüketmemeli; buna itiraz edecek bir taraf yoktur. Ne var ki, “boykot” edelim demekle de boykot gerçekleşmiyor. Mü'min bir tacirin sattığında vebale girmiş olacağı boykot malı için şu ön şartlar bulunmalıdır: Boykot edilecek mal, mü'minlerin alternatifi olmayan zorunlu bir ihtiyacını karşılamıyor olmalıdır. Boykot malı ile alakalı ön tahkik iyi yapılmalıdır. Her “gâvurun malı” boykot edilmesi gerekir değildir. Boykot edilecek malın dini, ekonomik/sosyal niteliği hakkında bir fetva kurulunun ve ilgililerin karar vermesi gerekir. Şu andaki boykot mallarının tamamına yakını, birilerinin internette gördüğü şayiaya dayalı olarak listelenmiş durumdadır. Şayia üzerinden din de olmaz ekonomi de. Bu duruma göre de bir mü'mine neden şu malları satıyorsun şeklinde bir sorgulama yapacak durumumuz yoktur. Herkes bir yasak listesi oluşturarak kendisini teselli etmektedir. Buna din boyutu giydirmek doğru değildir.
Aleykümselam. Bu hususta elimizde tatmin edici bilgi yok ama zihin bulandırıcı dedikodu çoktur. Müslümanlarla savaş durumunda olan ülkelerin ve şirketlerin mallarını kullanmak caiz olmaz. Ancak zaruret söz konusu olursa kullanmak caiz olur. Kati bilgimiz olmayan konuları ise şüpheli konular olarak görmeliyiz. Şüphe ise mümkün olduğu kadar kaçınmak, kaçınmak mümkün değilse bir tür kabullenmek demektir. Allah yardımcımız olsun.
Pazarladığınız ürün İsrail'in zulmüne stratejik olarak yarar/üstünlük sağlayan (silah, kamuflaj vs...) ürünse caiz değildir. Normal helal ürün pazarlaması yapıyorsanız sakıncası yoktur. Yalnız ileride daha isabetli ve Müslümanların yararına adımlar atmanızı tavsiye ederiz. Allah yardımcınız olsun.
boykot konusundaki diğer fetvalar
Ne yazık ki atsan atılmaz tutsan tutulmaz bir durumla karşı karşıyayız. Allah yardımcımız olsun. Boykot, fıkıhtan çok stratejik bir konu olarak görülmelidir. Küfre ve kafire karşı bir strateji oluşturmaya ne kadar muktedir olduğumuz ise ayrı bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Boykot yapmamız gereken işlerdendir ama sadece boykotla asıl yapmamız gerekeni beceremeyeceğimiz anlaşıldı. Bizim de sanayileşmemiz, bilim yolunda ilerlememiz hatta bunu ibadet heyecanı ile yapmamız boykottan daha öncelikli olmalıdır. Bu da ümmet adına hareket eden, nesil yetiştirme iddiasında olan partilerin, vakıfların, cemaatlerin yapacağı bir iştir. Umarım bu şuura kavuşmamız yakın olur. Birileri bu görevi üstleninceye kadar da biz bireyler olarak elimizden geldiği kadarını yapmaya gayret edeceğiz.
Kocanızın boykot markalarından gelen malzemeleri kullanması, kontrolü dışında olduğundan bir sorumluluk oluşturmaz. Yani, niyetinin müminlerden yana olması, kâfirlerden uzak durması, imkân buldukça ve elinde yetki oldukça boykot olmayanı kullanmak yönünde tercihte bulunması gerekir. Bu önemlidir.
Kardeşim, müminlerin birbirlerine tutunmasının gittikçe daha çok güçleştiği, her bir fikir ayrılığında daha da paramparça olduğumuzu hissettiğimiz şu günlerde bir müminin harama girmiş olması onunla bağlarımızı kesmemizi değil doğruyu bulabilsin diye daha fazla çaba göstermemizi, dua etmemizi gerektirir. Makasla keser gibi hüküm vermek bizim BİR olmamızı engelleyecektir. Elbette ki haramı veya günahı basite alalım demiyoruz. Ancak her yanlış yapan ile yollarımızı ayıracaksak kimlerle birlikte bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Harama direkt veya dolaylı destek caiz değildir. Biz kendimizden sorumluyuz. Becerebildiğimiz kadarını becermeye çalışırız. Rabbimiz yar ve yardımcımız olsun. Allah’a emanet olunuz.
İki uç noktanın ortası bulunabilir ama özet olarak bilgi sahibi olup işinize devam edebilirsiniz. Tavsiyem ise şudur: Bugünkü Gazze, dün orayı ilgi alanına almayan neslin hatasıdır. 1917’de orayı İngilizlere teslim ederken Osmanlı, İstanbul’un altını üstüne getirmeyenlerin hatası bugün böyle ödeniyor. Bizim hatamız da kim bilir nasıl ödenecek? Artık bu âlemde kesin bir mü'min kâfir ayrımı olduğunu, iki kutuplu bir dünyada kendimizi mü'min olarak görmek zorunda olduğumuzu anlayacağız. Sadece boykotta değil, ailevi ilişkilerden ticarete, siyasete kadar hayatımızı bu iki kutuplu idrake göre tanzim edeceğiz ki bir sonraki nesil Gazze’yi Filistin sorunu olarak görmesin. Bunu becerecek planlar bir pratikler yapın ama uzun soluklu olsun. Mesela iki yüz yıl sürecek bir eşya ve insan boykotuna hazır olun. Allah yardımcınız olsun.
Savaş biterse boykot bitmez. Çünkü boykot savaş için değil, zulmün altyapısını kuran sisteme karşı durmak içindir. Savaş biterse duruma bakılır, zulüm biterse boykot da biter. Ama zulüm bitmeden boykotu bırakmak gaflettir. Boykot, zulmün sponsoru kimse ona karşı bir “sivil cihattır”.
Bu dini olmaktan daha önce stratejik bir konudur. Biraz aklı ve biraz insanlığı bulunan hiç kimse böyle bir ticareti yapmayı uygun bulamaz. Sırf bu nedenle de kazancınız haram oldu diyemeyiz ama siz bunun gerçekleşmemesi için direnin deriz. Belki ortaklarınızın kanaatini değiştirirsiniz. Mücadele edin, yılmayın. Hissenizi devretmeyi en son çare olarak düşünün.