Fetva Meclisi
Soru
Hocam, babam bunadı. Artık reşit biri gibi davranamıyor. Biz çocukları olarak ona nasıl davranmalıyız? Onun ibadetleri ve parasal ilişkileri konusunda bilmemiz gerekenleri bizim için özetleyebilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah yardımcınız olsun, güzel bir iş yapıyorsunuz. Size şunları tavsiye ederim: Asıl ilgi alanınız tıp olsun. Dalının en iyisi olmayı kendinize hedef yapın. Yoğunluğunuzu tıp ilmine verin. Din ilminden de elbette uzak kalmayın ama bu daldaki ilim sizin için yoğunluğunuzun az olan tarafını oluştursun. Tıp ilmi kadar tıp kanunlarını ve işletmeciliğini de öğrenin. Dini konularda bilmediğiniz şeyleri bilir gibi konuşmayın, bilmeyenden dinlemeyin. Bir hoca size ders vermek için geldiğinde belli bir konu için gelsin, çalışsın, siz de amfide ders dinler gibi not tutarak dinleyin onu. Böyle gelmeyeni tekrar çağırmayın. Tıp ve dinin kesiştiği noktalar hakkında özel ders almış olun. Bu noktaları şöyle başlıklandırabiliriz: Avret hükümleri; sizin ve hastanın avreti nedir, avret konusunda ne kadar esneme olabilir? Hasta sırlarının mahremiyetinin sınırları ve bağlayıcılığı. Halvet hükümleri yani karşınızdaki hasta veya meslektaş bile olsa onunla kapalı bir ortamda yalnız kalmanın incelikleri, dikkat edilmesi gerekenler. Din emir ve yasaklarda nelere ruhsat veriyor, ruhsatla amel etmenin sınırları ve incelikleri. Temizlik hükümleri. Özellikle hasta açısından temizliğin ayrıntıları. Hastanın namaz, oruç, hac gibi ibadetleri nasıl yapacağına, hangi hastaya nasıl bir esneklik getirildiğine dair bilgiler. Kadınların özel durumlarına ait fıkıh bilgisi; aybaşı, hamilelik, doğum, emzirme ve benzeri konular… Bu başlık özellikle de ilgili branşlarda çalışacak doktorlar için daha da önemlidir. Uyuşturucu ve benzeri ilaçların kullanılmasına dair hükümler. Yoğun bakım ve ölümle ilgili fıkıh bilgileri. Hastane işletmesinde veya tıp yönetiminde görev alınması durumundaki özel konular.
Allah Teâlâ babanıza afiyet size sabır ihsan etsin. Tıp ehlinden öğrendiğimiz kadarı ile bu hastalığın (alzheimer) üç kademesi bulunmaktadır. Bu kademeleri şöyle sıralayabiliriz: Hafif olan; Aynı şeyi çokça tekrar etme, Daha önemsedikleri şeylere ilgi azalması, Bildikleri isimleri hatırlamada zorlanma, Gereğinden fazla bir şeyi arama, Şahsiyetlerinde değişiklik, Zor konuları kavramada tıkanma gibi belirtileri olur. Orta durumda olan; İyi bildiği bir yerde kaybolmaları, Son olayları hatırlamamaları, Giyim kuşanma dâhil iş yaparken yardıma ihtiyaç duymaları, Normalinden fazla tartışmaları, Olmamış olayları hayal etmeleri, Uyku problemi yaşamaları, Çok dolaşmak istemeleri, Toparlama zorluğu çekmeleri ile belirginleşirler. Son evrede olanlar; Sözcük kullanma ve anlamada, Aile bireylerini tanımada, Kendini kollamada, Tek başına harekette becerileri yoktur. Birinci evre olan hafif hastalar için sağlıklı insandaki gibi ibadet ve diğer sorumluluklar devam eder. Son evrede olanlar için ise ibadet ve sorumluluk tamamen kalkar. Artık o bir akıl engellisi durumunda olur. Orta derecede hasta olanlarda ise anlık kararlar verilir. İş/ibadet yapacağı andaki durumu aklı yerinde ise akıllı değilse aksi karar verilir. Başkalarına verdikleri zarar tazmin edilmelidir. Boşamasının kıymeti yoktur. Ekonomik/yasal değeri olan sözleşme yapması muteber olmaz. Sözlerinin bağlayıcılığı yoktur. İkinci ve üçüncü derecedeki hastalar için veli/vasi tayin edilmesi gerekir.
Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin. Hastaya hizmet etmenin mühim mü'min karakterlerinden olduğunu unutmayınız. Kardeşinizin durumunu uzman doktor raporuna göre tespit ediniz. Eğer akli melekelerini kullanamıyor, "akıllı sayılmaz" deniyorsa kardeşinizden ibadet mükellefiyeti kalkmış demektir. Onunla bir bebek arasında ibadet açısından fark yoktur. Hayır, "aklı var, biraz düşük" türünden bir rapor veriliyorsa o da sizin gibi ibadetle yükümlüdür. Beceremedikleri elbette ondan kalkar ama genel olarak ibadetle yükümlü olacaktır. Namaz kılacak, oruç tutacaktır. Kendi başına haccedemez durumda ise ve malı da varsa birisini onun yerine hacca gönderebilirsiniz. Kardeşinizin bir yolla malı olabilir. Babanızdan kalan veya birinin ona bağışladığı şeklinde malı olabilir. Sizin malınıza sahip olmanızla onun malı olması ve o malının sahibi olması dinen aynı şeydir. Hiçbiriniz onun malı üzerinde tasarrufta bulanamazsınız. Bu durumda da mahkeme yoluyla ona bir vasi tayin edilmelidir. Vasi de makul bir şekilde onun malını, onun menfaati doğrultusunda harcar. Babanız veya bir başka birinden ona intikal eden mirasta hiçbir hak kısıtlaması yapamazsınız.
Selamünaleyküm. İyi bir hocadan Kur'an dersi almanız farzdır. Annenizin bunu ve iyi bir ilmihal dersi görmenizi engellemesi hakkı değildir. Onu incitmeden bu görevinizi yerine getirmelisiniz. Babanız için sadece dua edin; onun doğurduğu bir çocuğu olarak ona akıl vermeniz, nasihat etmeniz kabul edeceği bir şey olmayabilir. Kaş yaparken göz çıkarmış olursunuz. Dayınız için de benzer şeyler geçerlidir. Çok dua edin.
Selamünaleyküm. İyi bir hocadan Kur'an dersi almanız farzdır. Annenizin bunu ve iyi bir ilmihal dersi görmenizi engellemesi hakkı değildir. Onu incitmeden bu görevinizi yerine getirmelisiniz. Babanız için sadece dua edin; onun doğurduğu bir çocuğu olarak ona akıl vermeniz, nasihat etmeniz kabul edeceği bir şey olmayabilir. Kaş yaparken göz çıkarmış olursunuz. Dayınız için de benzer şeyler geçerlidir. Çok dua edin.
Bu konuyu “ibadet için mali olarak borçlanma” başlığı ile inceleyebiliriz. Öncelikle şunu tespit etmemiz gerekiyor: Allah Teâlâ kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez. Dinimizin en temel ilkelerinden biri budur. Bir ibadet mal üzerinden yapılan ibadet ise mesela hac, kurban, zekât ve benzerleri, kul o ibadeti yerine getirecek mala sahip olmadıkça Allah ona söz konusu o ibadeti emretmez. Buna rağmen kul böyle bir ibadeti ekonomisi uygun olmadığı hâlde borçlanarak da olsa yapmak istiyorsa o zaman şu prensipleri fıkıh kitaplarından derleyebiliriz: Borçlanmak olağan dışı görülmesi gereken bir iştir. Borcu günlük hayatın akışı içinde doğal görmemeliyiz. Zaruri veya zaruriye yakın işler ve gerekler için borçlanılmalıdır. Borç bir insanın hayatında ne kadar yer tutuyorsa o insanın dini ve insani kimliği de o kadar soruna muhatap demektir. Bu da kalp huzuru için sakıncalıdır. Borçlanıldığında da ödeme ve yerine koyma gücü nispetinde bir borçlanmaya gidilmelidir. Bu da israf veya lüks denebilecek bir iş için asla borçlanılmaması gerektiğini göstermiş oluyor. Borç asla faiz gibi bir haram üzerinden veya netice olarak faize götürecek bir yöntem ile olmamalıdır. Fıkıh kitaplarından derlenebilecek bir örnekte mesela abdest suyunu ancak satın alma ile bulabilen bu satın alma için de borçlanması gereken ama borcunu ödeyecek nakdi bulunmayan birine fukaha teyemmüm etmesini ve borçlanmamasını söylemişlerdir. Aynı şekilde namaz için gerekecek tesettürü temin etmeyi ancak borçlanarak sağlayabilecek birine de borçlanarak da olsa tesettürü temin etmesinin farz olacağını sadece fukahanın bir bölümü söylemişlerdir. Bir bölümü de bu nedenle borçlanması gerekmeyeceği kanaatindedir. Zekât için yeterli malı bulunan ama ödeme gününde elinde nakdi olmayan birine başka bir yerden nakit bulup zekâtını ödemesine fukahanın büyük bir bölümü sadece müstahab/iyi bir iş olma gözüyle bakmıştır yani gerekir dememişlerdir. Hac gibi bir ibadeti yerine getirmek için borç almadıkça fırsat bulamayan birisi için cumhur fukaha(fukahanın geneli) borç alması gerekmez demişlerdir. Bu meselede farklı bir ayrıntı getiren bazı fakihler, zamanında imkânı vardı da haccı savsakladığı için yapamadı ise borç bulup gitmesi gerekir demişlerdir. Üzerine kefaret gereken birisinin borç bulmaktan başka alternatifi yoksa borç alarak kefareti ödemesi gerekmez. Hanefi fukahası parası olmayanın borç alarak kurban kesmesini mekruh görmüşlerdir. Bu örneklere bakıldığında fıkhımızın ibadet maksatlı bile olsa borçlanmayı değil borçtan uzak durmayı teşvik ettiği görülmektedir.
baba konusundaki diğer fetvalar
Babanızın getirdiğini yemeniz daha iyi gibidir.
Böyle bir konuda babana itaat etmen gerekmez. Diğer konularda evlatlığını mükemmel yap, yeterlidir.
Hayır, bulunamaz diye bir şey yoktur. “Bulunmasa da olabilir” şeklindedir doğru olan.
Allah Teâlâ sana yardım etsin, hepimizin akıbetini iman üzere kılsın. Yazınızı okuyunca teessüf ettim, kahroldum ama yapabileceğimiz bir şey yoktur. Sen babanın durumu ile alakalı şunları yapabilirsin: Bu durumu bir ibret konusu olarak gör; kimse garantili değil bunu anla. Ateşle biraz da oynanmaz çok da oynanmaz diye bil. Küçük bir hatanın nasıl derin bir uçuruma dönüştüğünü gör. Bu da seni bir çevre seçiciliğine götürsün. Babanın hidayeti için dua etmeyi hiç unutma. Babana karşı da babalığın hakkı olan görevlerini yerine getir. Onun dinini terk etmiş olması ile senin onun çocuğu olmanı ayırmayı becer. Allah yardımcın olsun.
Kızım, Hayat böyle bir imtihandır. Bu imtihanların en ağırı da insanın sevdikleri ile imtihan olmasıdır. Senin babanla böyle bir süreç yaşaman üzücü elbette ama babanı o yaştan sonra değiştirebileceğini zannetmiyorsundur. Sabredip kazanmaya bak. Yazından anladığım kadarı ile biraz da sen kendini fazladan geriyorsun. Rahat olmaya bak. Allah yardımcın olsun.
Kızın kazancında babanın direkt bir hakkı olmaz. Babasına birazını veya tamamını ikram eder o ayrı bir meseledir, öylesi mümkündür.