Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben 19 yaşındayım. Çocukluğumdan beri camiye bağlı bir çocuktum. Ama yaklaşık 12 yaşından itibaren bir kopukluk başladı. 1-2 senedir Allah'a şükür dinimi öğrenmeye ve namazlarıma geri döndüm. Sürekli sizi veya diğer ehlisünnet hocalarımızı dinleyip onlarla amel etmeye çalışıyorum. Geçenlerde Işid tarafından yakılan pilotun görüntülerini izledikten sonra bir insanın ateş azabının nasıl olacağını az da olsa idrak ettim. Çok ürktüm. Yaptığım yanlışları, işlediğim günahları düşündükçe psikolojik sıkıntıya girdim fakat çok şükür fazla sürmedi. Cehennem korkusu sardı, geceleri uykularım kaçtı. Şu sıralar iyi olsam da bazen aklıma gelmiyor değil. Bu konuda ne yapabilirim, tavsiyeleriniz nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bunu kış günlerinde insanların grip olmasına benzetebilirsiniz. Bedenlerimiz hasta olabileceği gibi imani kimliğimizde de hastalıklar olabilir. Bunu geçici kabul edin. İyileşmek için tedavi uygulandığı gibi bunun da tedavisi vardır. Muhakkak, - Arkadaş çevrenizi, evinizi değiştireceksiniz. - Camiye, cemaate en az günde bir vakit devam edin. - İzlediğiniz internet siteleri, TV programları dâhil göz kirliliğinize sınırlama getirin. - Anne babanızın duasına biraz daha yakın olun. - Özel dua saatleri ayarlayın. Samimi dualar yapın.
Değerli Kardeşim. Daha önce hocamıza gönderilmiş olan benzer soruya verdiği cevabı sizinle paylaşayım; Aziz kardeşim. İmkânınız olsa da İslam tarihini başından itibaren bugüne kadar satır satır inceleseniz. Ne yazık ki bu ümmetin en ağır imtihanı iç imtihanı olmuştur. Sözünü ettiğiniz tartışmalar sadece şu anda bulunan sıkıntılar değildir. Tarih, benzer sürtüşmeler, tartışmalar ve ithamlarla doludur. Ama o muhteşem kullukları yaparak bu imtihanı kazanıp gidenler de o tartışmaların arasından sıyrılarak gitmişlerdir. Yani şunu söylemek istiyorum: Bizim imtihanımız müşrikleri, Yahudileri ve bize düşmanlığını bildiğimiz kitleleri aşarak Rabbimize gitmek değildir. Allah Teâlâ, önümüze neyi çıkarırsa onu kazanmaya mecburuz. Ashabı kiram başta olmak üzere bütün nesiller bu imtihana tabi tutulmuşlardır diyebiliriz. Bize düşen bundan ibret almaktır. Kâfirin önünde ceketini düğmeleyen ama mü'min kardeşinin önünde kaplan kesilen mü'min kendisi ile çelişen bir tavır içindedir. Bu üzücü ama gerçektir. Bu dini böyle yaşayacak ve Rabbimizin rızasını kazanacağız. - Mü'min değerlidir. Hiçbir günah mü'mini atma nedenimiz olamaz. - Mü'minler Allah'ın kitabı, Peygamber aleyhisselamın sünnetini katiyetle tartışamazlar. Âyetler ve hadisler bizim imanımızdır. - Ümmet'imizin büyükleri olanlar, ulemamız, fukahamız, meşayıhımız, mücahitlerimiz önderlerimiz ve örneklerimizdir. Ama putlarımız değildirler. - Kur'an ve Sünnet ölçülerinde içtihat ederek önümüzü açan, bize yol gösteren müçtehitlerimizi hürmet ve takdirle anmaya mecburuz. Allah'ın şeriatını anlamamıza katkı sağlayan her içtihat bizim için bir nimettir; kıymetini biliriz. - Müçtehidi peygamber gibi göremeyiz elbette. Onun makamı hiçbir şekilde nübüvvet makamının şu kadarı bile sayılamaz. Dolayısıyla peygamberlik makamına göre durumu belli olan bir müçtehidin sözü de hadislerin yanında kendisinin peygamberlik makamındaki yeri gibidir. Ve elbette bir müçtehidin sıradan bir mü'mine göre mevkii ölçülemeyecek kadar farklıdır. Müçtehidin sözü ile sıradan bir mü'minin sözü arasında da bu mesafe vardır. - Mü'minlerin nefislerini tatmin için dinimize ait konuları kullanmaları en iyi ifadeyle bir çirkinliktir. Birbirimizi ezmek için dinimiz dışında bir şeyi kullanmalıydık. - Aklı olan, mü'minle uğraşmaz. Uğraşılacak şirk ehli, dalalet ehli mi kalmadı? Aynı şekilde, mü'minle uğraşanla uğraşmak da akıllılık değildir. - Fitneden uzak durun. Mescitlere gidip namazlarınızı eda edin. Evinizin kıymetini bilin. Mü'min kardeşlerinizi cennet arkadaşları olarak bilin. İslam'ı cemaatinden, tarikatından ibaret görenlerin kısırlığı sizi boğmasın. İslam, bütün kâinatı kuşatacak güçtedir. Sürtüşerek değil kuşatarak Allah'a ulaşabiliriz. Kötüleri örnek görmeyin. Yılmayın, usanmayın. Allah'a emanet olun.
Şeytan, o görüntüleri senin gözünün önüne getirerek senin moralini bozmak ve umudunu yaralamak istiyor. Dikkat et, umutsuz ve bitik durumda olmandan şeytan hoşlanıyor; Allah azze ve celle değil. O halde sen de gelen bu görüntülere ve seslere moralini bozma. Gelirse gelsin. O geldiği halde sen ibadetine devam et ki bir süre sonra böyle yıldıramayacağını anlayıp pes etsin. Sen istemeden gelen o görüntülerin sana bir vebali yok, endişe etme. Salih arkadaşlar bul, onlarla düzenli olarak vakit geçir. Kendine hayırlı ve seveceğin bir meşguliyet bul. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.
Kızım, endişene gerek yok. Çok acil bir devlet hastanesinde doktora görün. Onun dediklerini yap ve bana tekrar yaz. Senin yaşında tehlikeli bir durum değil bu. Sen tedaviyi geciktirdiğin için böyle sıkıntı çekiyorsun. Senin için dua ediyorum ve muhakkak iyi haberini bekliyorum.
Aleykümselam. Bir kere, meselenin doktorluk tarafını muhakkak çözün. Tıbbın imkânlarını değerlendirin. İkinci olarak da, eşinizle, çocuklarınızla ve yakın çevrenizle alakalı ortamı yenileyin. Kendinizi meşguliyetleriniz, ilgi alanlarınız, dost çevreniz olarak yenilemeniz gerekir. Üçüncü olarak da duayı ihmal etmemelisiniz. Namazlardan sonra, özel vakitlerde dualar edin. Kur'an okuyun, zikir yapın. Muhakkak bir ilim meclisine katılmalısınız. Hayat budur, herkesin bir imtihanı olacak. Allah Teâlâ da kimin ne kadar imtihan kazandığını görecek. Allah Teâlâ sabır ve sebatınızı artırsın.