Fetva Meclisi
Soru
Günümüzde sürekli tartışılan, bizim de nereden bakacağımızı bilemediğimiz bazı şahıslar var; Cemaleddin Afgani, Fazlurrahman, Abduh gibi. Tasavvuf ekolü bu insanları 'kâfir' yerine koyarken, istikametine güvendiğimiz bazı hocalarımız da onlardan övgü ile söz edebiliyor. Biz nerede durmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Peygamberler de bununla karşılaştı. İnsanların bir veya iki nasihatle akıllanacaklarını nasıl düşünürüz? Bu bir. İkincisi de şudur: Bizim vazifemiz hak bildiğimizi izah etmektir, kalpler Allah’ın elindedir. Kimsenin hidayetinden sorumlu değiliz biz, vazifemizi yaparız gerisini de dinin sahibine bırakırız. Öyle her tepkinin önünde eriyecek olsak varlığımızı tüketiriz bilmeden. Bu açıdan tekrar düşünmeye çalışın.
Selamünaleyküm. Küfrün her şeyi kötü olmayabilir ama bir küfrün kökten karşısındayız. İyisine iyi deriz ama o iyi, bizi onlara yaklaştırmaz.
Bizim en temel itikat konularımızdan biri şudur: Makamı, kimliği ne olursa olsun Peygamber aleyhisselam efendimiz hariç hiç kimse ‘hatasız/masum’ değildir. Elbette âlim ile cahilin hatası arasında fark olur ama âlim de hata eder, cahil de. Böyle inanıyoruz. İkinci inandığımız değer de şudur: İmanı sarsacak bir hata olmadıkça bir insanın hatasından ötürü dışlanması gerekmez. Sözünü ettiğiniz isimlerin o konuda bazı muhalif beyanları olduğu iddia edilmektedir. Ümmetimizin ortak değerlerine aykırı kim ne derse desin onu reddederiz. Size tavsiyem şudur: Bu zamanda biz, dinimizin neredeyse kökten ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir saldırı altında bulunuyoruz. Bu yoğun saldırı altında iken geçmişteki insanların hataları ile vakit kaybedemeyiz. Eğer o sözleri söyledikleri açıkça ve kaynaklı şekilde sabit ise reddeder, işimize bakarız. Bu kadar basit. Yeter ki onlarla uğraşacak kadar vaktimiz kalsın. Allah’a emanet olun.
Bahsettiğiniz şahıs hesapların görüleceği yere gitti. Doğru ve yanlışları ilahi adaletin terazisinde tartılacak. Mümin ve kâfirin kim olduğu da orada belli olacak. Dolayısıyla bu konulara girerek vaktinizi zayi etmeyin. Tekfir etme yerine tevbe edin, zikri elden bırakmayın. Şeytan bizleri boş işlerle uğraştırmasın...
Hayır, asla! Yananla yanmak gerekmiyor. Gündemimizi kendi ekseninde tutmaya çalışana alet olmamız gerekmiyor. Seviyemizi kendi seviyesizliklerine düşürmeye çalışanlara muhatap olmamız gerekmiyor. Biz bir ümmetiz, içimizde her çeşit insan bulunabilir, bulunacaktır da. Dışımızdan da darbe olabilir, içimizden de. İmtihan için bulunduğumuz bu hayatta, nereden geldiğine bakmadan imtihanın gereği olan sebat ve direnci göstermek imanımızın gereğidir. Gündemimiz Kur'an ve Peygamber aleyhisselamdır. Ebedi olarak da böyle kalacaktır. Bu izledikleriniz Allah Teâlâ’nın karşımıza çıkardığı sınama araçlarıdır. Değerlerimize ne kadar bağlı olduğumuzu ve ne kadar esen yele göre sallanan yaprak olacağımızı görmek ister Allah Teâlâ. Sabredip kazanacağız, sebat edenlerden olmaktan başka çaremiz olmadığını bileceğiz. Allah’a emanet ederim sizi.
Ağabey de olsa böyle bir tavır sahibine karşı mesafeli olmalısın. Karşısına geçme, tartışma, terslik yapma; yok gibi davran. Yakınlık bağını atamazsın. Sabrederek zamanla düzelmesini bekleyeceksin. Özellikle de fikirlerinden sana bulaşmamasına önem vermeye çalış. Allah yardımcın olsun.