Fetva Meclisi
Soru
Hocam cifir hesabı nedir ve İslam’da yeri var mıdır? “Dâbbetü'l-arz” cifir hesabına göre 2020’ye işaret ediyor. Bunu nasıl anlamalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Cihada bakış açımız filan olabilir mi? Emreden Allah olacak ve biz bir görüş beyan edeceğiz! Maazallah! Cihadı ve benzeri kimin ne maksatla kullandığını ise tahlil etmek hakkımızdır. Ulemanın imzası olmayan işlerde hayır görmeyiz.
‘Cifr’ veya ‘Ebced’ denen hesap: a- Kitabımız Kur’an’da yoktur. b- Peygamber aleyhisselamın Sünnet’inde yoktur. c- Bu iki kaynakta olmadığında ihtilaf yoktur. Bunun dışında nerede ve kimde olursa olsun bir ‘din kaynağı, dine yön verme malzemesi’ ebediyyen olamaz. Daha çok Mehdi aleyhisselam ve ahir zaman fitneleri etrafında yoğunlaşan meşhurlar ve özellikle Şia’da muteber bir uygulamadır. Bir tür bulmaca gibi de kabul edilebilir. Bazen tuttuğu ileri sürülecek olursa, sihrin ve büyünün de bazen tuttuğunu unutmamak gerekir deriz.
Müslüman’ın burçla işi olmaz. Hele evlilik gibi mübarek bir işte asla olmaz.
Kâfir birisinin hidayet bulması için bile dua edilir; edilmelidir de...
Ramazan ayında davulla sahur bildirisi yapmak, zamanında bir ihtiyaçtan kaynaklanıyordu. İnsanların evlerinde saat bulunmayan zamanlar için büyük bir ihtiyaçtı. Artık sıradan bir kültür olmanın ötesinde değeri yoktur. Dinle bağlantılı, dini değeri olan bir niteliği de yoktur.
Ruhu ile cennete girmiş olanlar vardır. Bedeni ve ruhu ile beraber girmek ise kıyamet günü gerçekleşecektir.
batıl konusundaki diğer fetvalar
Kaldığınız otelde haram bir durum yok ve siz haram bir temasta değilseniz hiçbir sakıncası olmaz. Huzursuz olacağınız bir evde olmanızdan da daha iyi olur. Allah mübarek etsin.
Bu ümmetin büyükleri yani SELEFİSALİHİN’i üzerinden ele alındığında imanlarının şu noktalar üzerinden büyük kaldığı anlaşılacaktır: Batılı ve küfrü tamamen sıfırlayarak imana girdiler. Bir kap olarak tertemiz yaptıkları kalplerine kelimeyi tevhidi yerleştirdiler. Böyle olunca da pürüzsüz bir iman sahibi olma yolu onlara açılmış oldu. Allah’ın emirleri ve Peygamber aleyhisselamın tavsiyeleri asla tartışmadıkları ve yüzde yüz itaat ettikleri konular oldu. İman mücadelesinin kolay olmayacağını, zor bir yol kat edeceklerini bildiler. Sabır ve sebat için ellerinden geleni yaptılar. Allah’ın vaat ettiği cennet ve sevap konusunda hiçbir tereddütleri olmadı. Cenneti adeta gözlerinin önünde gördüler, cehennemi paçalarını tutuşturacak kadar yakınlarında bildiler. Tembellik ve hantallıkla karşılaştıklarında yıkılmadılar, düştükleri yerden kalkmak olarak tarif edilebilecek bir yenilenme ve tazelenme içinde oldular. Tevbeyi ve istiğfarı parola edindiler. Bitmez tükenmez dualarla Allah’a yöneldiler. Duanın onlara her kapıyı açacağını bildiler.
Yoga bir din anlayışının ibadet sahnelerinden oluşmaktadır. O din de batıldır, beşeridir. Dünya çapında bir spor gibi gösterilmesi sadece bir şeytan tuzağıdır. Bütün dinleri ekseninde birleştirmek gibi bir safsata üzerine yoğunlaştırılmış yoga için müspet bir şey söyleyemeyiz. Biz ne istendiğini hissedemiyor olsak da özü budur. Dış görüntü itibariyle haram olmasını gerektirecek şeyler giderilebilir gibi duruyorsa da o hareketlerin etkisinin akideye sızabileceği kanaatindeyiz. Özünde güneşe secde etmek olan bir idrakin tevhid akidesine ters olduğu açıktır. En azından putperest bir toplumu taklit söz konusudur. Hiç değilse bir vakit zayiatıdır ortadaki. Kör taklit ve kitlesel yönlendirilmelere açık olmak da çabası.
Kuru kemiğin faydası ile alakalı bir dini malumatımız yoktur. Gelenek ve örf ile alakalı olmalıdır.
Buna din açısından müspet bir cevap bulmak mümkün değildir. Faydası olmayacağı kesindir ama zararı hakkında bir şey söyleyemeyeceğim.
Allah’ın yarattığı her nimetin kendi ekseninde güzelliği/yararı vardır. Karpuzu da böyle görebiliriz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem karpuz yemiştir, bu konuda bilgimiz vardır. Karpuzun fazileti ile alakalı ise hadis yoktur, olanlar batıl sözlerden oluşmaktadır.