Fetva Meclisi
Soru
Pazar derslerinizin hemen hemen hepsini izledim. Kuru Dindarlık (http://www.sosyaldoku.com/hayatrehberi/38-kuru-dindarlik) isimli sohbetin hayatımızın aynası olduğunu görmek ne kadar acı verici. Kuru dindarlık yaşamamız ayrı bir sıkıntı ama beni daha çok düşündüren bu eksiklerin giderilmesini arzularken bu gidişata ne kadar dur demeye gayret edersem, bilhassa aileden gördüğüm tepki insanın heyecanına en büyük darbeyi vuruyor maalesef. Hayatımıza ahiret yönü verelim, desek, çok abartıyorsun, çok aşırısın, gibi ifadeler duyuyorum. Acaba herkesin cenneti garanti mi? Bir ben miyim endişeli olan diye çok merak ediyorum. Dava arkadaşının verdiği desteği insan kendi ailesinden beklemeye kalktığı an ne yazık ki bir ömür beklese de görmeyebilir.
Cevap
Benzer fetvalar
Sorunu çözümsüzlük sınırına taşıyorsun, buna gerek yok. Her şeye rağmen genel bir istiğfar ve sürekli salih amellerle kapanır bu biiznillah. Bu şekilde düşünmeniz sağlıklı değil. Sanki affı olmaz bir günah olabilirmiş gibi kör bir noktaya taşınıyorsunuz. Tevbe ettikten sonra öyle bir günah yoktur.
Kur'an’ımız hidayet ve saadet kaynağımızdır. Ondan yoksunluğumuz veya uzaklığımız ise şekavet sebebimizdir. Bugünkü dünyamızda Kur'an’dan uzak kalmanın oluşturduğu iman zafiyeti, ümmet olma kabiliyetimizin kaybolması, ardı ardına gelmeye devam eden semavi ve beşerî musibetler, insanlar arasında hatta mü'minler arasında hızla yayılan şüpheler ve şehvetler ve netice olarak başta aile olmak üzere en temel değerlerimizi kaybetmemiz yanlış gidişatın işaretleri olarak anlaşılabilir. Ortada bir iman zafiyeti vardır. İbadetlerdeki tembellik, günahlardaki kabarmalar da bu nedene dayanmaktadır. Şeriatımıza ait ilimlerdeki geri kalmışlık da adeta tuz biber olmaktadır. Gelişen iletişim imkânları, insanlara pompalanan hümanist idrakler gözle görülür bir kibir, bencillik, kendini beğenmişlik salgını getirmiştir. İnsanlar ahirete imanı neredeyse lütfedip benimseyecek tavırlar gösterebilmektedirler. Buna ilave olarak dine davetle yükümlü kimselerin vazifelerini ibadet heyecanı ile değil de maaş takibi ile yapıyor olmaları ise ayrı bir bereketsizlik getirmektedir. Kötü arkadaş çevresi, derin gaflet, tapınılırcasına peşinden koşulan dünya nimetleri, mubahlarda aşırılık, israf, vakti en değersiz nesne gibi tüketme gibi sıkıntılar bir fikir sapmasını, düşünememeyi beraberinde getirmektedir. Bunun sonuçlarından biri olarak bid’atler ibadetlerin düzeyine çıkarılmış, ahireti hatırlatmaya yönelik uyarılar aşırılık olarak yorumlanmıştır. Siyasetten ve ticaretten tamamen uzaklaştırılmış bir Kur'an ile baş başa kalmış olduk. Kadın ve aile, gençlik hedef tahtasına konan ilk değerlerimiz oldu. İçerideki bu çürümeye dışarıdaki saldırılar katılınca birbirlerine destek olup Kur'an’ımızdan uzak kalacağımız ortama zemin hazırlandı. Bütün bunları gözümüzle görebileceğimiz kadar açık ve itirazsız izleyebildiğimize göre, dönüş için neler gerektiği de bilinmiş olmaktadır. Âlimlerimiz yeniden bir Kur'an’a dönüş hamlesi yapmalı ve hepimiz dünyanın faniliğine imanımızı tazeleyerek çalışıp salih ameller yapmak durumundayız. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.
Selamünaleyküm. Allah Teâlâ'nın 'biz' buyurması bir azamet ifadesinden dolayıdır. Kayınpederinizin derslere gelmemesi pek tabii hakkıdır. Dediklerinde de onun zaviyesinden haklıdır. Demek ki bu ders, onun kalbine feyiz verebilecek düzeyde değil. Bu kadar basit. Bari bize dua etsin ola ki duası tutar. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Belli bir gelgitten sonra sizin becerebileceğiniz bir işin muhakkak olduğunu göreceksiniz. Siz de o işi yaparsınız ama size söylenen, evini ihmal etmeme sözünde haksız değiller. Dengeli olmak gerekiyor.
Evet, hayatın gerçeği budur, böyledir. Yalnız bu sürekli böyle gitmez. Bir süre sonra toparlayabilirsin. Şeytan seni perişan etmesin. Şu andaki durumunu mevsim değişikliği gibi anlamaya çalış. Aileni ihmal etme. Farzlarda hiçbir şekilde aksaklık yapma. Haramlardan uzak dur. Çok geçmeden vakit bolluğu ve planlı iş yapma düzeyine geleceksin. Bu da bir imtihan ve bu da bir süreçtir.
Haklısınız, çevre böyle oldu, beklentiler de böyle olmaya başladı. Ama bir gerçek var, o gerçek herkesin elini kolunu bağlıyor: Kimse kalmasa bile biz mü'min kimliğimizle yaşamaya mecbur değil miyiz? Dünyanın ve insanların teki olmaya hazır değil miyiz? Kimse olmasa da biz var olacağız, buna mecburuz. Böylece Allah’ın kulları arasında zor zamanda dökülenlerle dökülmeyenler arasında bizim yerimiz belli olmuş olur. Bunu unutmayalım. Neden böyle oluyor sorusunun cevabını bilirsek öyle olmamak için çaremizi de bilmiş oluruz. a. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bugünleri haber vermişti. Size VEHN isabet edecek buyurmuştu. Vehn nedir sorulunca da DÜNYA SEVGİSİ VE ÖLÜMDEN NEFRET buyurmuştu. Bu VEHN, bir hastalıktır ve şahısları, onların toplamından da ümmeti vurur. Ahirete iman ettiklerini söyleyen ama dünyalığa tapınan kitleler oluşur bu hastalık yüzünden. Birinci ve en önemli neden budur. b. Zamanın kıymetini unutmuş bir nesil olduk. Sınırsız bir hayatın saatlerini harcar gibiyiz. Saatlerimizin bile mahdut olduğu bir hayatı çok hoyratça harcıyoruz, sonuç da böyle oluyor. c. Dinlenmesini beceremiyoruz. Peygamber aleyhisselam efendimiz, herkesin bir yorulma anı olur, onu da sünnete uygun değerlendirin diye emir buyurmuştu. Biz dinlenmeyi beceremeyince işimizden ve davamızdan usandık. Ailesini yıllarca dava adı üzerinden ihmal eden insanların aile zayiatı oldu. Bunun gibi farklı örnekler görebiliriz. d. Erteleme hastalığını tehlikeli görmüyoruz. Zevklerin dışındaki her şey ertelenebilirler arasına giriyor ne yazık ki. e. Peygamber aleyhisselamın Allah’a sığındığı PASİFLİK VE TEMBELLİKTEN korkmuyoruz. Tembeli suçlu görmüyoruz. Pasifliği geçici bir sıkıntı gibi görüyoruz. Özellikle de yeni nesil bu konuda gayet rahat görüyorlar kendilerini. f. Arkadaş ve çevre konusunda seçici olamıyoruz. Seviyesiz çevrenin ortasında yükseklerin adamı olmayı hayal ediyoruz. g. Bizi biz yapacak iman esaslarımız üzerinde şüpheler ve şehvetlerle oluşturulan çatlakları önemsemiyoruz. Bu da bizim ayakta durmamızı sağlayacak enerjiyi eritiyor. h. Müslüman nesillere yapılan zulümleri ya görmezden geliyoruz ya da o zulüm bilgileri üzerinden bir korku ve içine kapanma durumuna geçiyoruz. Başka sebepler de zikredilebilir ama ana hatları ile yeni nesli oyalayan nedenlerin başında bunlar geliyor zannederiz.
aile konusundaki diğer fetvalar
Eşlerin birbirlerini görerek, konuşarak, pazarlık ederek evlenmeleri Sünnet'e daha uygun olandır. Dışarıdan sadece adres gösterilmelidir. Ne yazık ki birbirimizin referanslarına itimat edemez durumdayız. Her şeyden önce fiziki beğenme iki taraf için de gerçekleşmelidir. Ardından eş adayları yaşam tarzları konusunda müttefik olmalıdırlar. Sonra da aileler arası bir denkli bulunmalıdır. Bu denklik, birinin diğerinin farklılığını kabullenerek gerçekleşebilir. Ama ideal olan uçurum düzeyinde bir farklılığın olmamasıdır. Dışarıdan bakan biri olarak ben bu beraberliği çok sağlıklı göremedim. Sonradan pişman olmaktansa önceden iyi düşünmeyi tavsiye ederim.
Yaşadığınız evde kaçınamadığınız bir haram oluşuyorsa kimseye sormadan hemen ayrılmanız gerekir. Bunun dışında ebeveyninizi ikna etmeden ayrılırsanız bereketiniz gidebilir. Yalvarın yakarın, onların rızasıyla ayrılın. Mesela çok yakın bir yere ayrılıp hizmetlerini sürdüreceğinizi gösterin, ikna edin. Yavaş yavaş ikna sürecini işletin. Ama ne yapıp yapın rızalarını alın, bereketiniz gider, huzurunuz kaçar. Allah sabırlar versin.
1- Anne babanızın size karşı tutumu ne olursa olsun sizin onlara EN İYİ EVLAT muamelesi yapmanız gerekiyor. 2- Bu yaptığınız ibadettir. Nasıl ibadetler bizim zevklerimize göre belirlenmiyorsa bu da sizin hoşlanmadığınız şekilde yürüyebilir ama siz ecir kazanacaksınız. Muhakkak kazanacaksınız. 3- Sıkıntınız artarak devam edebilir. bu ecrinizin de artacağını gösterir. Ecrinizin artacağı sürece girmeniz, bir önceki süreçten kazandığınızın işaretidir. 4- Böyle bir süreci yaşamasanız Allah Teala, muhakkak sizi başka bir şeyle imtihan edecekti. Çünkü hayat imtihandır. Asla yılmayın, sabredin kazanın. Allah işinizi kolay etsin.
Bu dönemde insanların müstakil evlerde yaşamaları uygun olandır. Eşinizin ebeveyni bu konuda müsamaha göstermelidirler. Bu müsamahayı sağlamak da sizin değil eşinizin görevidir. Kırmadan ve dualarını alarak bu müstakilliği sağlamaya çalışsın. Allah'a emanet olun.
Tam bir imtihana tutulmuşsunuz, Allah yardımcınız olsun. Eşinizin derdini bilmedikçe net bir şey söylememiz mümkün olmaz. Ancak büyük ihtimalle geçici bir sıkıntıya benziyor. Siz bir şey olmamış gibi davranmaya, çok da üzerine gitmemeye, soruşturmamaya çalışın. Ev dışında beraberlik pozisyonları oluşturun. Sorun sadece kadın sorunu olmaz. Hayattan genel bir soğukluk da olabilir. Neticede bir kadına dayanması da mümkündür. Sabredin, tatlı konuşun. Bu konuyu sürekli irdeleyip durmayın, derinleşmesine sebep olursunuz. Dualar edin, Kur'an okuyup kendinizi rahatlatın. Konuyu bilen sayısının fazlalığı çözümü zorlaştıracaktır, ona göre derdinizi yaymaya önem verin. Allah kalbinizi rahatlatsın.
Gün boyu düşündüğünüzü gece de rüya olarak görüyorsunuz. Rüyayı yok sayın. Ancak ebeveyninizin razı olmayacağı bir evlilik size huzur getirmez. Anne babanızın rızasına yönelik bir tercihte bulunmanızı tavsiye ederim. Siz genç yaştasınız. Çabuk ısınır çabuk soğursunuz. Abartmayın meseleyi.