İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Depremlerden çok korkmaya başladım, sürekli kötü haber ve yazılar çıkıyor büyük İstanbul depremi ile ilgili. Hayatımı ciddi bir şekilde etkilemeye başladı, işlerimi yapamıyorum. Çok korkuyorum, bana ne tavsiye edersiniz? Ayrıca deprem anında veya deprem ile ilgili dualar var mıdır?

Cevap

Bu durum geçicidir. Çok ilerlerse doktora gidiniz. Deprem veya afet için belli bir dua yoktur. Sürekli kelime-i tevhide alıştırın dilinizi. Onu normal zamanda söyleyin ki zor zamanda aklınıza gelsin.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu tür olaylar karşısında korkmak iman gereğidir. Biz, Allah'ın azabından korkmayacağız da neden korkacağız? Durumunuzu anormal görmedim. Allah size sabır versin. Namazlarınızı ihmal etmeyin. Orada bulabildiğiniz kadar mümin insanlarla beraber olmaya çalışın. Her gün bir miktar mesela on sayfa Kur'an okuyun. Kur’an okumayı beceremiyorsanız mesela yirmi kere Ayetelkürsi okuyarak o açığı kapatın. Aynı şekilde Fatiha suresini de okuyabilirsiniz. Sabah namazından önce ve sonra zikir yapın. Kelime-i Tevhidi yüz kere mesela tekrar edin. Namazlardan sonra dua edin. Ve derslerinize yoğunluk verin. Allah yardımcınız olsun.

Hocam ben eğitimim dolayısıyla dört aylığına İtalya’da bulunmak zorunda olan bir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Deprem, Allah’ın mülkünde Allah’ın kanunlarına göre ortaya çıkan ve bilimsel olarak izlenebilen bir gerçektir. Şu andaki bilimin onca derin bilimsel noktalar tespit edebiliyor olmasına rağmen zaman ve mekân olarak deprem hakkında bir tespiti ne yazık ki yoktur, olamamaktadır. Dini ve şahsi kimliği ne olursa olsun hiç kimsenin gayba ait bir konuda tahminde bulunup o tahmine bizi inandırması mümkün değildir. Maneviyat adamlarının vazifesi geleceğe dair tahminlerde bulunmak değil insanları geleceğe hazır hale getirmektir. Burada sözünü ettiğiniz tahminlerin hiçbir bilimsel ve dini değeri yoktur. Bir Müslüman olarak zihninizi bu bilgilerle meşgul etmeniz yanlış olur. İşinizle ve ibadetinizle meşgul olun. Bu konuda ne hocalardan ne de gazetecilerden bir şey öğrenmeniz gerekmez. Doktorlardan da öğrenmemiz gerekmez. Bu konuda uzman kim ise onu dinlemeliyiz. Onun uyarılarına kulak asmalıyız. Doğru olan böyledir.

Hocam malumunuz ülkemizin doğusunda büyük bir deprem oldu. Özellikle sosyal medy
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu büyük afet normal bir kaza gibi düşünülemez. Bir iş becerebilen, elinden bir şey gelen herkesin seferber olması gereken olağanüstü büyük bir felakettir. Buna bağlı olarak da normal şartlarda caiz olmayan pek çok şey bu durumda caiz olarak düşünülür. Güvenli bir ortam bulabiliyorsanız ve kendinize itimadınız varsa gitmelisiniz. Allah Teâlâ’nın size ecir yazacağı güzel bir ibadet yapmış olursunuz.

Hocam ben ilk ve acil yardım mezunu bir kızınızım. Deprem bölgelerine sağlıkçı i
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinen doktora gitmek zorundasınız. Gitmezseniz vebale kalırsınız.

Benim psikolojik sorunlarım var, kimseyle paylaşamıyorum; utanıyorum ve korkuyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah size sabır versin. Dua edin moraliniz yüksek olsun ama yapmanız gereken iş tıpla ilgilidir.

Hocam, çocuğumuzun olmasını çok istiyoruz, tıbbi imkânlardan da faydalanıyoruz.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ geçmiş etsin, size sabır ve afiyet indirsin. Âmîn. Bu yaşadığınız gel git, bu büyük afetten sonra çok normaldir, endişe etmeyin. Bir zaman sonra geçer bunlar ve rahat edersiniz. Zihninizden böyle şeyler geçmesi de bir vebal değildir. Rapor verilince de evinize dönersiniz. Bu günlerde böyle şeylerin konuşulması, sizin de etki altında kalmanız normal görülmelidir. Belki bir iki hafta daha ya da bir ay daha böyle kaoslu bir ortamda olabilirsiniz. Siz orada bunu çekiyorsunuz, biz İstanbul’da bile o kadar değilse de rahatımızın bozulduğu bir ortamda bulunuyoruz. Allah Teâlâ size hayatınızı bağışlamış, buna şükredin. Çok geçmiş olsun.

Hocam, ben Malatya’da yaşıyorum. Çok şükür bu depremden dolayı can ve mal kaybım

deprem konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Oruç bir ibadettir. İbadetler, • Müslüman, • Baliğ ve • Akıllı olana emredilir. Bunlar kendisinde olmayan için oruç emri yoktur. Bu genel ilkenin dışında Ramazan ayında oruç açısından TUTMAYABİLİR olanları şu şekilde sıralayabiliriz: a. Hamile ve emziren kadınlar, oruçla beraber kendi sağlıkları veya bebekleri zarar görecekse orucu KAZAYA bırakabilirler. Kazaya bırakmak demek, tutamadığı gün kadarını daha sonra tutmak demektir. b. Oruç tutması durumunda ağrıları artan, iyileşmesi geciken, beden fonksiyonlarını kullanamayan kimse bir doktorla da görüşerek oruç tutmayabilir. Bu kişinin iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığı varsa, tutamadığı her gün için bir fitre miktarı ( o yıl, fitre miktarı ne kadar açıklandı ise o miktarda) sadaka verir. Sonra kaza etmesi de gerekmez. İyileşme ihtimali olan bir hasta ise sadaka vermez ve iyileşince kaza eder. c. Hayızlı ve lohusa kadınlar oruç TUTAMAZLAR. Tutamadıkları gün kadar da sonradan kaza ederler. Bu kaza edecekleri günleri belirlemekte serbesttirler. Bir sonraki Ramazan ayını bulmaması evla olandır. d. Oruca dayanamayacak yaşlılar da oruç tutmayabilirler. Bunlar da her gün için bir fitre miktarı sadaka verirler. Yaşlı kimse aklını yitirmiş ve kendinden geçmiş ise zaten ibadet yükümlülüğü kalkmış demektir. e. Yolcu durumunda olanlar (ikamet adreslerinden doksan km ve daha fazlası uzakta bulunanlar) oruç tutup tutmamakta serbesttirler. Tutmayı tercih ederlerse ve bu onlar için bir sorun oluşturmuyorsa faziletli olanı yapmış olurlar. f. Bayılma veya hastanede uyutulma durumunda olanlar, oruçlu olmazlar ama sağlıklarına kavuşunca oruçlarını kaza ederler. g. Olağanüstü bir felaket (deprem, yangın ve sele benzer durumlar) halinde can kurtarma durumunda olanlar oruçlarını açabilirler. Sonra da kaza ederler.

Ramazan ayı girdiğinde Müslüman olan herkes oruçlu olacak deniyor. Bunun istisna
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hem elinden geleni yapacaksın. Hem de elini, gözünü ve gönlünü hiçbir harama bulaştırmayacaksın. Zor günlerin insanı olmak bunu gerektirir.

Hocam ben psikolojik danışman ve rehberlik mezunuyum bu nedenle deprem bölgesind
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, büyük bir felaket geçirdik. O felaketin büyüklüğü kadar da dert getirdi ardından. Allah yardımcımız olsun. Ölen kardeşlerimize rahmet etsin. Hastalarımıza şifalar versin. Yakınlarını kaybeden kardeşlerimize sabır versin. Âmîn. Böyle büyük bir felaketin ardından dört noktadan sarsılmamaya dikkat etmemiz gerekiyor: Allah’a imanımız ve dinimiz üzerinden şeytan ve ona yataklık edenler bizi eritmeye çalışabilirler. Başımıza bu kadar büyük bir felaket geldikten sonra bir de “Bu kader miydi değil miydi?” türünden, şu andaki acıya bir çare olmayacak tartışmalara çekilmemiz ne depremle vurulmuş kardeşlerimize ne de onları ekranlarda izleyenlere bir fayda sağlamayacaktır. Sadece boş konuşmalara dalıp imanımızı ve dinimizi daha zayıf bir noktaya çekecektir. Bu da bile bile zarara girmektir. Bir kere olayın şokundan kurtulmuş değiliz. Yapmamız gereken çok acil işlerimiz var. Böyle konularla ne vakit ne de enerji israf edemeyiz. Psikolojimiz bizi ayakta tutan en önemli kaynağımızdır. Şehirleri harap eden böyle büyük bir felaketin önünde direnebilecek insan maneviyatı neredeyse yoktur diyebiliriz. Depremden öncesinde de gergindik zaten. Sürekli deprem izleyerek, konuşarak, tartışarak, yorumlayarak kendi yaramızı kanatıp duruyoruz. Biraz kendimize ve beynimize acıyıp dinlensek daha iyi olur. Evet, acının içindeki kardeşlerimiz ölümlerden ölüm beğenecekleri bir fırtınanın içindedirler ama insan en acılıdan ise acılıyı tercih edebileceği bir mantık üzerinde yaşamalıdır. Birbirimize merhametimiz olmalıdır. Boşboğazlığımız, her söze inanıyor olmamız, kör kuyuya kör taş atmamız asla Müslümanca değildir. Böyle zor zamanlarda ekmek ve su kadar belki de daha fazla morale ve manevi desteğe ihtiyacımız vardır. Din ve mal üzerinden hatta namus üzerinden ortaya atılan şayialarla meşgul olunması bir seviyesizliktir. Birbirimize moral kaynağı olmak borcumuzdur. Ekonomimiz yani mal bağlantılarımız bir depremle olduğu gibi gidebiliyor veya gitme noktasına gelebiliyor. Rızkın Allah’tan olduğuna iman ediyoruz ama rızık yollarını açmak da bizim görevimizdir. Bu nedenle birbirimizin ekonomik ihtiyaçlarına karşı daha ciddi olmak ve her şeyimiz gitmiş olsa dahi “canımız sağ kaldı ya” diyebilmeliyiz. Ekonomiyi her şey görmek, bu felakette sağ kalanla ölen arasında hiç fark yokmuş gibi zannetmek olmaz mı? Ve çok önemli bir nokta da şudur: Milyonlarca insanın himayesinde olduğu bir devleti sokak ağzı ile yıpratmak, değersizleştirmek insanın kendi bastığı dalı kesmesi olur. Evet, devletin de yetersiz olabileceği an ve durumlar olabilir ama bir vatandaşın bir isteği gerçekleşmedi diye devleti bitirmek çok insafsızca ve anlamsız bir iştir. Devletin de neticede bizim gibi insanlardan oluştuğunu, biz ne isek devletimizin de o olacağını düşünememek yanlıştır. Dilerim Allah Teâlâ böyle felaketlerle bizi bir daha yüzleştirmez ve bize basiretli işler yapmayı nasip eder. İbret alınmayan her felaket yenisini çağıran bir işaret olur maazallah. Allah milletimize rahmet etsin. Akıbetimizi hayır etsin. Âmîn.

Hocam ülkece çok büyük bir felaket yaşadık. Bunun ağırlığı ve acısı yetmezmiş gi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sadece arabaları var diye zekât vermeye mani yoktur, verebilirsiniz. Allah kabul etsin.

Hocam Kahramanmaraş depreminin etkilendiği yerde akrabamız oturuyor. Şu an evler
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu durum olağanüstü büyük bir afet durumudur. Bir nevi cihat durumu gibi kabul edebiliriz. Sabah namazı için kalkıp abdest alarak niyet edip namaza durduğunuz heyecan ve samimiyetle yola çıkın. Allah’tan büyük ecirler kazanacağınızı bilerek ve yüksek bir umutla gidin. Rabbim işinizi kolay kılsın.

Hocam başımıza gelen imtihan sebebiyle psikososyal destek grupları oluşturulup G
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an’ımızın hiçbir bölümü “deprem felaketi anında okunursa…” diye bildirilmiş değildir. Âlimler “şu sure, şu âyet şu durumda iyi olabilir…” şeklinde tahminlerde bulunmuşlardır. Esasen Kur'an’ımızın her bölümü, her ayeti he ân ve her durum için rahmettir. Genel olarak bunu bilmeliyiz. Kehf suresine gelince: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kehf suresi okurken değişik bir oluşum izlediğini söyleyen sahabiye “O sen Kehf suresini okuduğu için inmiş bir SEKİNET idi.” buyurmuştur. Sekinet ise “huzur ve mutmainlik” anlamına da gelmektedir. Mevcut gerginlik ve huzursuzluk ortamında ihlasla okunması durumunda biiznillah faydalı olacağını umarak bunu tavsiye ettik. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.

Hocam ülkemizde yaşanan deprem felaketi ile alakalı yazılarınızı ve cevaplarınız

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.