Fetva Meclisi
Soru
Hocam ablamın kayınvalidesi ve görümcesi deprem bölgesinden onların yanlarına geldiler ve yaklaşık iki haftaya yakın kaldılar. Bu süreçte gıda yardımı talebinde bulunulmuş ancak tekrardan yaşadıkları yere geri dönmüşler. Onlar gittikten sonra başvurulan gıda yardımı gelmiş. Şehirlerarası uzak olduğu için gıda yardımını gönderemiyorlar. Onların kullanması doğru mu bu yardımı ya da bu konu ne yapabilirler?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu tür yardımlar “özellikle şurada şu kişiye verilecek” şeklinde bir kayıt konarak gönderilmedi ise bölgede afete uğramış herkes ve onlara hizmet edenler onu tüketebilirler. Şüphesiz, afetzedeye gönderilmiş ekmeğin çoğunu afetzedeye yardıma gidenin yemesi mantıksız olur, bu ayrı bir meseledir.
Depremzede için gönderilen bir yardım başka birine verilemez. Ancak çürüyor ve depremzedeye verilemez durumdaki eşyadan muhtaç birilerine verilebilir, başka bir yere gönderilebilir.
En iyi oraya gönderebilirsiniz. Allah mağfiret buyursun.
Allah Teâlâ yardımcımız olsun, acılarımızı hafif kılsın, sabrımızı güçlü kılsın. Bizzat depremin içinde kalmış mü'min kardeşlerimize o anda orada gerekli olan ne ise onu temin ederek zekât bütçemizden yardım yapabiliriz. Bu gerekiyorsa para da olur herhangi bir ayni eşya da olabilir.
Biz bir ümmetiz. Peygamber aleyhisselam efendimizin bizi, bir bedene benzetiyor; bir yerimizin ağrısını bütün bedenimiz hisseder/hissetmelidir. Bu günlerde başımıza gelen bu büyük musibet erkeği ile kadını ile hepimiz için çok önemli görevler getirmektedir. Yalnız bu görevlerimizi, duygusal tatmin veya fotoğraflama gibi basit şeyler üzerinden icra edemeyiz. Bir şeyler yapmalıyız ve yaptığımız da işe yaramalıdır. Afet bölgesinde kadınların da yapabileceği pek çok hizmet muhakkak vardır. Bu görevleri yerine getirmeyi belli kurallarla yapmalıyız ki ilave bir kargaşa oluşmasın: a- Şu anda devlet organizesi dışında o ortam bir yardım yapmaya uygun durmuyor. Devletin “şunu şu vatandaşlar/kurumlar yapsın” tarzındaki yönlendirmelerine uyulmalıdır. Bireylerin kendi çaplarındaki planlamaları onları tatmin edebilir ama bir işe yaramamış veya ihtiyacı daha karışık duruma getirmiş olabilir. b- Özellikle hanımlar için, zaten perişan olan ortam zorun da zorunu göstermektedir. Devletin “şu iş için şu kadınları şurada görevlendirdim” tarzındaki talimatın içinde kalan kadınlar görevlerine koşmalıdırlar. Gerisi de görev beklemelidir. c- Yapılacak işler arasında orada evsiz kalmış insanların evlerimizde misafir edilmeleri önemli bir hizmet ve destek olur zannederiz. Bu yönde bir destek için ilgili mercilere müracaat edilebilir. d- Bu büyük musibetin bizi en azından maneviyat olarak çökertmemesi için ciddi ve sürekli dualar etmeyi ihmal etmemeliyiz.
Devletimiz öğrenci olduğunuz için size bahsettiğiniz ödemeyi yapıyorsa ancak öğrenci iseniz o parayı alabilirsiniz. Muhtaç durumda olmanız da bu ödemeyi helal kılmaz. Bu konuyu yetkililere bildirip onların tavsiyesi doğrultusunda adım atmanızı tavsiye ederim.
afet konusundaki diğer fetvalar
Allah Teâlâ tekrarından ve benzerinden muhafaza buyursun. Söz konusu Maraş merkezli deprem, o gün devletin bile yetişemediği olağanüstü şartları ortaya çıkardı. Kim zengin kim fakir belli değil, herkes ölümle burun buruna ağır bir durum yaşandı. Öyle bir ortam için de verilen fetvalarda bir aş pişirilsin ve insanlar açlıktan ölmesin denebilecek ortamdı. Şu anda Allah’a hamd olsun, öyle bir ortam yoktur. İmkânı olanlar bir yere yerleşmiş, lokantada yiyebilir duruma gelmiştir. İmkânı olmayan fakirler de benzer bir zorluğu yaşamaya devam etmektedir. O günkü fetvalar, güne acil fetvalardı. Şu anda zekât, keffaret ve fitre için bildiğimiz ölçülerle hareket edilmelidir. Fakir bulunmalı ve bizzat fakire temlik edilmelidir.
Allah’ın selam ve selameti sizinle olsun kardeşim. Uzaklardan da olsa sizi izliyoruz. Çaresizliğimiz ve sizin acılarınızı gideremiyor oluşumuz bizim de yüzümüzü karartıyor. Rabbim engin sabırlar ve selametler indirsin size. Kaybettiklerinizden daha güzelleri ile karşılaştırsın sizi. Kaybettikleriniz elbette değerli idi ama sizin kalan bir saatiniz sizin için daha değerlidir. Kırk kere düşsek bile kırk birinciye kalkacağız. Ne edelim böyle geldi bu dünya böyle gidecek ama biz direneceğiz. Sayılı günler çabuk geçer. İnşaallah çok geçmez selamete erersiniz. Sizin için hususi dualar ettiğimizi bilmenizi isterim. Üşüyerek, sızlayarak geçirdiğiniz her dakika, izlediğiniz acılar biiznillah sizin için kazanç olacak. Elbette bela istemezdik ama olan olduktan sonra yolumuza devam etmeyi de becermeliyiz. Dünya faniliğini ve sarsıcılığını size gösterdi. Siz de asıl sahibinize koşmaya bakın. Çok geçmiş olsun. Sabrınız kavi olsun. Selametininiz yakın olsun. Âmin. Sizi Allah’a emanet ederim. Sizler için dualar ederim.
Deprem, Allah’ın mülkünde Allah’ın kanunlarına göre ortaya çıkan ve bilimsel olarak izlenebilen bir gerçektir. Şu andaki bilimin onca derin bilimsel noktalar tespit edebiliyor olmasına rağmen zaman ve mekân olarak deprem hakkında bir tespiti ne yazık ki yoktur, olamamaktadır. Dini ve şahsi kimliği ne olursa olsun hiç kimsenin gayba ait bir konuda tahminde bulunup o tahmine bizi inandırması mümkün değildir. Maneviyat adamlarının vazifesi geleceğe dair tahminlerde bulunmak değil insanları geleceğe hazır hale getirmektir. Burada sözünü ettiğiniz tahminlerin hiçbir bilimsel ve dini değeri yoktur. Bir Müslüman olarak zihninizi bu bilgilerle meşgul etmeniz yanlış olur. İşinizle ve ibadetinizle meşgul olun. Bu konuda ne hocalardan ne de gazetecilerden bir şey öğrenmeniz gerekmez. Doktorlardan da öğrenmemiz gerekmez. Bu konuda uzman kim ise onu dinlemeliyiz. Onun uyarılarına kulak asmalıyız. Doğru olan böyledir.
O parayı güvenli bir kurumla deprem nedeniyle muhtaç birine ulaştırırlarsa nafile bir umreden daha sevaplı bir iş yapmış olurlar. İnşaallah umre de bir gün nasip olur. Umre nasip olmasa da niyetleri ile ecri nasip olur biiznillah.
Bizi yöneten devlet, vatandaşlarının belli bir dönem umreye gitmesinin yerinde olmayacağını, ekonomik olarak zor durumda bulunduğumuzu söylerse o zaman umrenin ertelenmesi şart olur. Allah’a hamd olsun öyle bir durum yoktur. Devlet bu olayın altından biiznillah kalkabilecek durumdadır. Bu nedenle de bir seferberlik hatta ek vergi yükü gibi bir ilan da yapılmadı. Şükürler olsun. Elbette, “gitmeyelim, kardeşlerimize destek olalım” şeklindeki bir düşünce yürekten takdir edilecek bir düşüncedir. Buna itiraz edilemez. Fakat büyük şehirlerde hayat, eğlence, keyif devam ediyorsa sadece umreyi kısmak kabul edilebilir değildir. Öyle veya böyle umre bir ibadet olarak yapıldığında kabul olur biiznillah. Sadece iyi bir umre olur mu olmaz mı onu konuşabiliriz. Allah kabul buyursun. Âmîn.
Elbette bir mü'min olarak, insan olarak kardeşlerimizin başına gelen felaketten sonra üzüleceğiz. Etten kemikten yaratılmış zavallı insanlarız biz. Gerekiyorsa uykumuzdan ve gıdamızdan keseceğiz ve onlar için bir şeyler yapacağız. Fakat ölenle ölmek, boğulanla boğulmak da doğru değildir. Bu hayat devam edecek/etmelidir. Düğün derneğe ara veririz, keyifli oturumlar yapmayız ama hayat devam etmeli. Etmeli ki o kardeşlerimizin acılarına ortak olabilelim, devletin yaraları sarmasına yardım edecek desteklerde bulunalım. Yoksa depremzedelerin sayısı deprem devam etmediği hâlde artmaya devam eder. Bu nedenle şu hususlara dikkat edelim deriz: Deprem uzmanı olmamıza gerek yoktur. Herkesle her an aynı konuları gün boyu konuşup içimizdeki burukluğu derinleştirmemiz yanlıştır. Aynı konuları tekrar tekrar gündem yapmamalıyız. Bu günlerde haber bültenleri biraz da zorunluluktan sadece depremden ve depremzedeleri alakadar eden konulardan oluşuyor. Sürekli haber takip etmek sürekli yarayı kaşımaktır. Bunalan haber izlemeyi azaltmalıdır. Susadıkça tuzlu su içer gibi aynı yaraları gözümüzün içine soka soka anlatan haberleri izlememeliyiz. Şöyle bir soru sorabiliriz: Ben fazla haber izlemesem ne olur? Mesela depremzedelerin mağduriyeti mi artar? Elbette hiçbir fark olmaz. Biz fark etmesek de izlediklerimiz, dinlediklerimiz rüyalarımıza girecek kadar içimize siniyor. Buna bir sınırlama getirmeliyiz. Böyle zamanlarda nafile namaz kılmanın ve sesli Kur'an okumanın çok rahatlatıcı yönü vardır. Denemenizi tavsiye ederim. İşimiz ne ise o işimize yoğunluk getirelim. Mesela iki saat fazla çalışalım. Aile içinde bu gerginliğin birbirimize sataşma nedeni olmaması için bütün bireyler olarak oturup bir “susma, karşı tepki vermeme” sözleşmesi yapalım. Birbirimizi üç ay idare edeceğiz diyelim. Çocuklarımızın yaramazlıklarına biraz daha sabırlı olalım. Duanın rahatlatıcı yönünü asla görmezden gelemeyiz. Dua, acil kurtarıcı yönüyle dilimizde olmalıdır. Ve şu gerçeği artık anlayalım: Dünya budur, böyledir. Hiçbir depreme yakalanmayan da bir gün kendi depremi ile toprağa girecektir, yok bir çaresi. En iyisi ahiretimizi hazırlamak, ahiretimiz için hazırlanmaktır.