Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben deprem bölgelerine gönüllü olarak çalışmaya gidiyorum. Gün içinde orada olduğumuz için oraya giden gıda yardımlarından tüketmemiz gerekiyor bunun bir sakıncası var mı? İkinci sorumsa, oraya gelen yardımlardan (genelde ilçe ve köylere gidiyorum) şehir merkezlerine götürüp orada dağıtan arkadaşlarım var, sonuçta orası da deprem bölgesi mantığıyla hareket ediyorlar hatta bazen evlerine bile götürüyorlar. Ben de o yardımların buraya gönderildiğini bu yüzden dinen çok da uygun olmadığını dile getirmeye çalışıyorum ama emin olmak için size sormak istedim, özellikle kendi evlerine götürdükleri kısmı için.
Cevap
Benzer fetvalar
Bu yardım depremzede için gönderildiğine göre depremzedelerin hakkıdır. Onlar izin verirse tüketebilirler.
Biz bir ümmetiz. Peygamber aleyhisselam efendimizin bizi, bir bedene benzetiyor; bir yerimizin ağrısını bütün bedenimiz hisseder/hissetmelidir. Bu günlerde başımıza gelen bu büyük musibet erkeği ile kadını ile hepimiz için çok önemli görevler getirmektedir. Yalnız bu görevlerimizi, duygusal tatmin veya fotoğraflama gibi basit şeyler üzerinden icra edemeyiz. Bir şeyler yapmalıyız ve yaptığımız da işe yaramalıdır. Afet bölgesinde kadınların da yapabileceği pek çok hizmet muhakkak vardır. Bu görevleri yerine getirmeyi belli kurallarla yapmalıyız ki ilave bir kargaşa oluşmasın: a- Şu anda devlet organizesi dışında o ortam bir yardım yapmaya uygun durmuyor. Devletin “şunu şu vatandaşlar/kurumlar yapsın” tarzındaki yönlendirmelerine uyulmalıdır. Bireylerin kendi çaplarındaki planlamaları onları tatmin edebilir ama bir işe yaramamış veya ihtiyacı daha karışık duruma getirmiş olabilir. b- Özellikle hanımlar için, zaten perişan olan ortam zorun da zorunu göstermektedir. Devletin “şu iş için şu kadınları şurada görevlendirdim” tarzındaki talimatın içinde kalan kadınlar görevlerine koşmalıdırlar. Gerisi de görev beklemelidir. c- Yapılacak işler arasında orada evsiz kalmış insanların evlerimizde misafir edilmeleri önemli bir hizmet ve destek olur zannederiz. Bu yönde bir destek için ilgili mercilere müracaat edilebilir. d- Bu büyük musibetin bizi en azından maneviyat olarak çökertmemesi için ciddi ve sürekli dualar etmeyi ihmal etmemeliyiz.
Devletimiz öğrenci olduğunuz için size bahsettiğiniz ödemeyi yapıyorsa ancak öğrenci iseniz o parayı alabilirsiniz. Muhtaç durumda olmanız da bu ödemeyi helal kılmaz. Bu konuyu yetkililere bildirip onların tavsiyesi doğrultusunda adım atmanızı tavsiye ederim.
Bu büyük afet normal bir kaza gibi düşünülemez. Bir iş becerebilen, elinden bir şey gelen herkesin seferber olması gereken olağanüstü büyük bir felakettir. Buna bağlı olarak da normal şartlarda caiz olmayan pek çok şey bu durumda caiz olarak düşünülür. Güvenli bir ortam bulabiliyorsanız ve kendinize itimadınız varsa gitmelisiniz. Allah Teâlâ’nın size ecir yazacağı güzel bir ibadet yapmış olursunuz.
En iyi oraya gönderebilirsiniz. Allah mağfiret buyursun.
Bugün yaşanan bu büyük felaket ne bir açlık ne de hastalıkla kıyas edilebilecek oranda değildir. Allah'tan başkasının bilmediği kadar insan ölümle pençeleşmektedir. Adeta afet içinde afet yaşanması söz konusudur. Vakıfların bütün imkânları şöyle dursun, devletin devasa kapasitesi dahi zorlanmaktadır. Bu sebeple kitaplarımızdaki fetvaları böyle olağanüstü durumlar için kullanırken sonuçlarını da takdir etmemiz gerekir. Zekât parası yemeğe dönüştürülemez. Bu kural bir öğrenci yurdu, bir Kur'an kursu için geçerlidir. Fakirlere gıda desteği verirken de geçerlidir. Bugünkü büyük afette (6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremi) normalde kullanmayacağımız zayıf fetvalar bile olsa kullanarak ümmetimizin yakın zamanlarda misliyle karşılaşmadığı bu büyük felaketin yaralarını sarmaya çalışacağız. Kaldı ki sözünü ettiğiniz Diyanet, neticede din hususunda yetkili bir mercii temsil etmektedir. Elimizden geldiği kadarıyla dikkat ederek ehliyetli kurumlara öncelikli olarak sadaka, o yeterli olmuyorsa zekâtımızdan hatta gelecek yılın zekâtından vererek kardeşliğimizi ispat edebileceğimiz bir iş yapalım. İHH üzerinden de hayır katkınızı ulaştırabilirsiniz. Allah Teâlâ kabul buyursun, ümmetimizin acılarına afiyetler indirsin. Âmîn.
deprem konusundaki diğer fetvalar
Elhamdülillah. Selamette olmanız büyük nimet. Allah afiyetinizi daim kılsın. Deprem birkaç dakikalık bir afettir ama etkisi seneler ve şehirler boyu bitmeyebilir. Asıl deprem olan hayatın tamamına değil de birkaç dakikasına takılıp kalmak ne yazık ki yaygın hale geldi. İnsanların depremi büyütmekten sanki zevk aldıklarını görmekten üzülüyoruz. Bizi ahirete yöneltmesi gereken bir olaydan dünyaya daha fazla sarılmayı nasıl üretiyoruz, hayret doğrusu! Kimse merak etmesin, bu bir kıyamet işareti değildir. Kıyamet işareti keşke bu kadar ve böyle olsa, keşke! İbadet boşluğumuz ilk darbede sarsılmamıza neden oluyor. İnsanlar olarak birbirimize ahiret bağı ile bağlanmayı beceremediğimiz için birbirimize huzur kaynağı olamıyoruz. Cennet hasretimiz gerçekçi durmadığı için evlerimizi cennetleştirmeye çalışıyoruz, evlerimiz hasar görünce de cennetimiz gitti gibi oluyor. Kur'an okumayı ruhumuzu dinlendirmek olarak anlayamadığımız için insan sözlerine ve batıl eğlencelere teselli kaynağı olarak sarılıyoruz. Evet, dünya böyle bir bataklığa sürüklendi, sürüklenmeye de devam ediyor. Biz ise imanımız ve cennet umudumuzla bu bataklığa batanlardan olamayız. Biz de deprem görürüz, eziyet çekeriz, ağlarız ama biiznillah kalkar ve ayakta dururuz. Yolumuz uzun, beklentimiz büyüktür. Yıkılan dünyanın enkazı altında kalamayız. Yanlışımızı tespit eder, doğrusunu yapmaya kararlı oluruz. Hata edersek Rabbimizin affına sığınır, doğruyu yapmaya gayret ederiz. Birilerinin fısıltıları ile beyin eskitemeyiz. Kur'an'ımız bizi cennete çağırıyor. Dünyada iken dünyayı imar edip ahirete doğru yürümek zorundayız. Kaza ve bela seyircisi olarak kalamayız. Devam kardeşim devam. Bu dünyanın kendisi geçici de içindeki afetler mi geçici olmayacak... Hiç meraklanmayın, bunlar geçer, geçecek de biiznillah. Allah Teâlâ yardımcımız olsun, kalbimize huzur indirsin.
O sözün niteliği ne olursa olsun şu durumun bir nedamet içinde olduğunu gösteriyor. Bu da şu demektir: O sözden ne kastetmiş olursan ol, sen pişmansın, tövbekârsın. Allah’ın izni ile hiçbir vebal kalmamıştır, imtihanı da biiznillah kaybetmedin. İbadetini yap, yaşamaya devam et. Çok geçmiş olsun. Allah seni de hepimizi de benzerlerinden muhafaza buyursun.
Yaşanan mevcut durum olağanüstü bir durumdur. Allah Teâlâ hepimize ve özellikle size geçmiş kılsın, beterinden muhafaza buyursun. Bu belirttiğiniz nedenle ailenizin yanına bu şekilde gitmenizde sakınca olmaz umarım. Allah’a emanet olunuz. Bize de dua ediniz.
Depremzede için gönderilen bir yardım başka birine verilemez. Ancak çürüyor ve depremzedeye verilemez durumdaki eşyadan muhtaç birilerine verilebilir, başka bir yere gönderilebilir.
Mevcut afetin ağırlığından ötürü önüne gelen bir şeyler konuşuyor. Şu dünyada ölüm korkusunu hissetmediğimiz tek bir saat ve tek bir mekân var mıdır bacım? Tedbirimizi alırız, duamızı ederiz ve yaşamaya devam ederiz. Açık bir tehlike ve yanlış içinde olmadığın sürece elbette aile bireylerine gösterdiğin alaka senin için bir sevap kaynağı olur. Allah kalbine ferahlık versin.
Kendinizi koruyabilir ve ciddiyetinizi muhafaza edebilirseniz biiznillah sakıncası olmaz.