Fetva Meclisi
Soru
‘La havle vela kuvvete illa billlahil aliyyil azim.’ duasını okumak başta sıkıntılar olmak üzere yanılmıyorsam 99 derde devadır. Peki, hocam bunu kendim için değil de bir yakınım için okusam olur mu? Kendisi sıkıntıda ve ona yardım etmek istiyorum, dua ediyorum onun için zaten ama bu duayı da okumak isterim eğer olursa. Kendisi pek dine düşkün birisi değil, yani tam olarak bilmiyor fazla bir şey. Mü’min insanın mü’min kardeşine gizlice yaptığı dua kabul olur diye biliyorum. Bu dua için de aynısı geçerli midir hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Dolu olmayan kabtan taşma beklenemez. Siz önce kendinizi yetiştirmeyi becermelisiniz. Dolu dolu bir din bilgisi sahibi olmayı hedefleyin. Bunun için uğraşın. İnsanları ikna etmek gibi engin bir hedefi de küçümsemeyin. Ne iknayı bitirebilirsiniz ne de sizin gücünüz o denli sınırsız denebilecek çapta olur. Haddinizi bilerek iş yapın. Kalbinize gelen vesveselere de aldırmayın. Onlar fırtınalardaki şimşekler gibidir, gelir geçer. Birine takılıp kalırsanız kendinizi helake sürüklersiniz.
İnsan olarak sınanmak için bulunuyoruz bu hayatta. Dış düşmanlarla sınandığımız gibi insanlığımız ve imanımız bakımından iç dinamiğimizle de sınanacağız. Mü'min olduğumuzu söylediğimiz gibi o iddiamızın ne kadar yerleşik olduğu da görülecektir. Sizin yaşadığınız da budur. Şeytan size, bu yaşadıklarınızın çökme olduğunu söylerken sizin, içteki birikimin test edildiğini çökme olmadığını fiiliyatınızla söylemeniz gerekirdi. Yani kazanacağınız bir noktada kaybetmeye kayıyorsunuz. Tekrar algılamaya çalışın bu ince çizgiyi, rahat edeceksiniz biiznillah. İnsanların riyakâr olmaları veya olmamaları sizin için önemli olmamalıdır. Siz kendi kimliğinizle yaşayın. Siz dik durun, sabit kalın; çevrenize göre şekillenmeye kalkmayın. Bu da size güç katacaktır. İbadetlerinizde eksiklik olmasın. Bilhassa namazı ayakta tutun ki namaz sizi bu hayatın gelgitlerinden korusun. Kur'an okumaya bakın. İstikrarlı bir Kur'an okuma neticede sulanması ihmal edilmeyen bitki gibi içimizdeki iman hissiyatını aktif hâle getirecektir. Duanızı eksik etmeyin. Her gün binlerce kere güzel duaları tekrar tekrar dillendirin. Duanız kadar güçlü hissedersiniz kendinizi. Allah yardımcınız olsun.
Her şeyin başlangıcı ve sonu Allah’a bağlıdır. Kısmet ve talih dediğimiz kavramlar aslında, Allah’ın takdiridir ve insanlar için çok farklı yollarla görünür. Bazen işler yolunda gitmez fakat Allah bu durumu bizim için bir iyiliğe dönüştürür. Hayatımızda zor bir dönem geçirdiğimizde, biz bu dönemi yanlış algılayabiliriz. Ancak unutma ki Allah’ın rahmeti sonsuzdur ve O, senin hayrını en iyi şekilde bilir. Böyle anlarda, Allah’a sığınmalı, sabırlı olmalı ve tevekkül etmelisin. İşlerin ters gitmesi, bazen bir nevi Allah’ın seni koruması, yanlış yollardan uzak tutması olabilir. Bu yüzden zor zamanlarda, dua ve sabırla kalmak seni Allah’a daha yakın kılacaktır. Dua etmek, Allah’a yönelmek, O'na içten bir şekilde yalvarmak, her zaman doğru bir yoldur. İslam’da dualarımızın ya hemen kabul olacağını ya da Allah’ın takdiri doğrultusunda bir şekilde bizlere fayda sağlayacağına inanılır. Bazen, bizler dua ettiğimizde, beklediğimiz şey hemen gerçekleşmez. Çünkü Allah, bizim için en hayırlısını bilir. Şerre çevrildiği iddia edilen dualar, yanlış anlaşılmalar olabilir. Belki de yanlış yerden, yanlış bir inançla yapıldığında, zorluklar yaşanabilir. O yüzden dua ederken, Allah’a olan güvenin tam olmalı ve dualarını doğru niyetle yapmalısın. Allah, hiçbir zaman kulunu zarar uğratmak istemez. Aksine O'nun dileği kulunun hayrına olandır. İçinde bulunduğun bu durumlarda, şunu unutma: İman etmek ve sabretmek, hayatın gerçek sınavıdır. Zorluklar geçici ama sabrın ve Allah’a olan güvenin kalıcıdır. Dua et ama sabret ve her şeyin sonunda Allah’ın en güzel takdirine rıza göster. Allah’a emanet ol, sabrın mükâfatını versin.
Allah Teâlâ hepimizi bir kabiliyet üzere yarattı. Hepimiz için de bir iş belirledi. İmanımız ve ibadetlerimiz hepimizde aynıdır ama farklı olarak yaşadığımız bu hayatta hepimizin aynı işi yapması gerekmiyor. Kimimiz ilimle meşgul olacak kimimiz de fiili cihadı gerçekleştirecek. Bir başkası da filan işi yapacak. Öbürü nesil yetiştirecek ama herkes bir işi yaparak bu hayatı doldurmadaki görevini icra edecek. Elbette âlim değerli bir iş yapıyor ama her şey âlimin elinden beklenmeyecektir. Âlimin de yapamadığı işler vardır, onları yapabilen de o boşluğu dolduracak. Kendimizi gereksiz ve işlevsiz görmemiz şeytan tuzağıdır. Mesela ekmek buğday unundan yapılır ve ekmeğin aslı odur. Yalnız su olmasa hamur olmaz, ateş olmasa ekmek pişmez. Bakıyoruz ki asıl buğday ama buğdayı ortaya çıkaran başka buğday kadar gerekliler de var. Kendinizi daha gerçekçi değerlendirin. Kabiliyetiniz olmayan alana göz dikerek tembelliğinize gerekçe bulmayın. Kabiliyetiniz başka bir iştedir, onu keşfetmeye bakın. Hiçbir şey yapamadığınızda gece teheccüde kalkıp kendiniz ve âlimler için dualar edemez misiniz mesela?
Kardeşim, müminlerin birbirlerine tutunmasının gittikçe daha çok güçleştiği, her bir fikir ayrılığında daha da paramparça olduğumuzu hissettiğimiz şu günlerde bir müminin harama girmiş olması onunla bağlarımızı kesmemizi değil doğruyu bulabilsin diye daha fazla çaba göstermemizi, dua etmemizi gerektirir. Makasla keser gibi hüküm vermek bizim BİR olmamızı engelleyecektir. Elbette ki haramı veya günahı basite alalım demiyoruz. Ancak her yanlış yapan ile yollarımızı ayıracaksak kimlerle birlikte bu mücadeleyi devam ettireceğiz. Harama direkt veya dolaylı destek caiz değildir. Biz kendimizden sorumluyuz. Becerebildiğimiz kadarını becermeye çalışırız. Rabbimiz yar ve yardımcımız olsun. Allah’a emanet olunuz.
Dua bir yalvarıştır, yakarıştır. Rabbimiz dua ederken, onun dualarımızı kabul edeceğinden şüphemiz olmamasını istemektedir. Elbette kabulün ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini Allah bilecektir. Hangi dua daha ihlaslıysa, daha samimi ise o kabul olur Allah’ın izniyle. Duada ısrarcı olunabilir fakat mümin, ettiği duanın kabul edilmesi hususunda aceleci olmamalıdır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin "Sizden herhangi biriniz 'dua ettim de kabul olunmadı' diyerek acele etmediği sürece duası kabul olunur." buyurduğunu hatırlayabiliriz. Zikirde “şu kadar” denebilecek bir sınırı, muayyen bir vakti ve belirli bir pozisyonu yoktur. Kur'an’ımızın ve sünnetimizin gösterdiği bütün zikirler, bütün zamanlar ve bütün durumlar için sınırsız bir şekilde yapılabilir niteliktedir. Herkes gücü yettiğince yapabilir. Zikir yaparken de başka şeyler düşünmek zikri geçersiz kılmaz fakat sadece dille değil de kalben Allah’a yönelerek, ne söylediğinin farkında olarak, Rabbimizin huzurunda olduğumuzun hissi içinde olmaya çalışmak gayemiz olmalıdır. Dua ederken “Ya Allah”, “Ya Rab” dediğimiz gibi herhangi Esma’ül Hüsna’dan olan isimlerinden biriyle de dua edebiliriz. Ya Âlim, ya Kerim, ya Latif yani “Ey Latif Allah’ım! Ey Kerim Allah’ım! Ey Rahim Allah’ım!” diye dua edebilirsiniz. Yeterli olur Allah’ın izniyle. Geçmişteki yanlışlardan samimice tövbe edip istiğfar edebilirsiniz. Mümin erkek veya kadın Allah'tan kendisi için hayırlı olanı ister, bunun için de dua eder. "Allah'ım bana dünya ve ahirette iyilikle beraber olacağım salih bir eş nasip et!" şeklinde dua edebilirsiniz. Rabbimizin size yazdığı nasibi er veya geç sizi bulacaktır. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Allah yardımcınız olsun.